Vakfın Kuruluş Tarihi: 21 Ocak 1989 vahdetvakfi@hotmail.com
Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı, insanların inançlarından ve düşüncelerinden dolayı mahkum edildikleri, devletin temel nizamlarını dine uydurmak için propaganda yaptıkları gerekçesiyle (TCK’nın kaldırılan 163. maddesi) binlerce insanın cezaevlerine konulduğu bir dönemde kurulmuştur. Vakfın tüzüğü 1 Temmuz 1988 tarihinde ‘Ankara-18.Noteri’ne’ tasdik ettirilmiş, gereken işlemlerin tamamlanmasından sonra 21 Ocak 1989 tarihinde faaliyete başlamıştır.
Bu ay, yirmi üçüncü hizmet yılına başlayan Vahdet Vakfı'nın karar mekanizması; Kurucular Kurulu, Genel istişare Meclisi, Yönetim ve Denetleme kurullarından meydana gelmektedir. Meseleleri istişare etmek ve alınan kararları uygulamak değişmeyen prensibimizdir. Mü'minlerin temel vasıflarından birisinin ‘Her teklife kulak vermeleri ve o tekliflerin en güzeline uymaları’ şeklinde ifade edildiği malûmdur. Yirmibirinci hizmet yılında faaliyetine devam eden Vahdet Vakfı "Zerre miktarı hayrı küçük görmeyen ve ihlâsla eda eden" üyelerimizin gayretiyle, önemli bir müessese haline gelmiştir. Bu vesileyle bütün kardeşlerimize teşekkür ederiz.
YÖNETİM KURULU
Temsilcilikler
İSTANBUL
İskenderpaşa Cd. İskender Paşa Sk. No:4/10 Fatih
Tel: 0 533 514 68 17
GAZİANTEP
Yaprak Mh. Kepkep Sk. Ali Nacar Camii Bitişiği No:5 Ş.Kamil
Tel: 0 537 301 37 01
KONYA
Büyükkovanağzı Mh. Sultanhan Sk. No:18 İ.Ketenci Camii Meram
Tel: 0 332 320 07 79
BURDUR
Konak Mh. Kazancı Sk. No:21
Tel: 0 542 374 10 42
ANTALYA
Kızılsaray Mh. 76. Sk. No:10/10
Tel: 0 533 458 05 08
ERZİNCAN
Kızılay Mah. Nedimoğlu İş Merkezi Kat:1 No:1
Tel: 0 542 590 86 41
Çalışma Kolları
ANKARA
Kiraz Sk. No:17/A Etlik
Tel: 0 312 229 97 25
BEYŞEHİR
Evsat Mh. 401.Sk. No:10 Beyşehir / KONYA
Tel: 0 544 512 82 43
ADAPAZARI
Hacıoğlo Mh. Hacıoğlu Sk. No:64 Adapazarı
Tel: 0 532 711 31 54
SAPANCA
Rüstempaşa Mh. İstasyon Sk. No:56 Sapanca
Tel: 0 532 580 53 14
GÖLCÜK
Merkez Mh. 60. Sk. Murtezaoğlu Apt. No:1/3 Gölcük / İZMİT
Tel: 0 533 627 51 66
Vakfın Kurucuları: Hüsnü AKTAŞ, M.Emin BOSTANCIOĞLU, Yusuf AKMAZ , Abdullah BÜYÜK, Ahmet TÖRET, İbrahim KOCA ve Satılmış TÜRKMENLİ • Vakfın Kuruluş Tarihi: 21 Ocak 1989• • Cihan Sk. 33/1 Sıhhiye 06430 ANKARA• • Tel: (0.312) 229 97 25 Fax: 229 87 22 • • Posta Çeki: 351555 •
"Fertler arasında sevgi ve birliği artırıcı her türlü faaliyette bulunmak, cezaevlerinde bulunan kimselere imkanlar ölçüsünde; adlî yardımda bulunmak, avukat ücretlerini ve mahkeme masraflarını ödemek, yetkililerin belirlediği ölçüler içerisinde; hükümlülere ve tutuklulara maddi yardımda bulunmak, ailelerinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını temin etmek, eğitim bursu vermek, cezaevinde bulunan kimseleri topluma kazandırabilmek için; kitap, broşür, gazete ve dergi ihtiyaçlarını karşılamak ve gerekirse yayınlamak, matbaa kurmak, gerek cezaevlerinde, gerek cezaevi dışında; kütüphane kurmak, kitap bağışlarını kabul etmek, fertlerin meşru olan her türlü iktisadî ve içtimaî ihtiyaçlarını imkânlar ölçüsünde temin etmek."
Vahdet Vakfı’nın Çalışma Usûlü
1. Her yıl Yönetim Kurulu’nun belirlediği bir tarihte; istişari toplantılar yapılır ve bir yıllık faaliyet programı hazırlanır. Kurucular Heyeti Üyeleri ile Yönetim Kurulu’nda görevli olan kimseler, İstişare Meclisi’nin tabii üyesidirler. Diğer birimler (Şubeler, Temsilcilikler, Çalışma Kolları vs.) ikişer kişiyle temsil edilirler.
2. Araştırmaya (taharriye) önem veren, doğruyu tesbit ve yanlışı iptal için ilmi delil getiren her İstişare Meclisi üyesinin teklifi dikkatle dinlenir ve gereği yapılır.
3. Şûra Meclisi’nin aldığı kararlar, vakfın bütün üyelerini ilzâm eden kararlardır. Yönetim Kurulu, Şûra Meclisi’nin kararlarına uygun olan düzenlemeleri yapmakla mükelleftir.
4. Düşüncelerinden dolayı tutuklanan kimselere, muhtaç olan mahkûmlara ve ailelerine imkânlar ölçüsünde yardım yapılır. Mahkum çocuklarına eğitim bursu verilir.
5. Velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkına uygun davranışların yayılması vakfın temel hedefidir. Fütüvvet; kardeşini, dünya ve ahirette kendi nefsine tercih etmektir.
Vahdet Vakfı’na Üye Olmanın Şartları ve Yardımlaşma
1. Vahdet Vakfı’na üye olmak isteyen kimseler; Vakıf Genel Kurulu üyelerinden iki kişinin tezkiyesini içeren bir dilekçe ile Yönetim Kurulu’na müracaatta bulunurlar. Yönetim Kurulu’nun vereceği olumlu kararla, vakfa üye olmaları mümkündür.
2. Vakfa üye olan kimse; günde bir ekmek bedelinden (ayda 30 ekmek) az olmamak üzere, dilediği miktarda aidat ödeyebilir. Ekmek bedelinde ölçü, üyenin mukim olduğu beldedir.
3. Vakfın temel hedeflerini benimseyen, fakat meşru ma’zeretleri sebebiyle üye olamayan kimselerden de maddi ve manevi yardım kabul edilir. İyilik ve takva hususunda yardımlaşmayı sağlayabilmek için, vakfın bütün imkanlarının seferber edilmesi gerekir.
4. Vakıf Yönetim Kurulu; başta zekât olmak üzere (Sadaka-i fıtr, infak, kurban derisi vs.) her türlü mali ibadetlerde üyelerine ve diğer kimselere yardımcı olur. Vakfın bütçesi; fıkha uygun sekilde tutulur ve Yönetim Kurulu vasıtasıyla yerlerine ulaştırılır.
5. Vakfın temel hedeflerine ve kuruluş senedinde yer alan gayesine zarar verici faaliyetlerde bulundukları (muhkem delillerle/ ikrar ve beyyine) sabit olan kimseler, bir daha üye kaydedilmemek üzere, Yönetim Kurulu kararıyla üyelikten çıkarılırlar.
Hüdâya tabi olan, insanlara iyilikleri (ma’rufu) emreden ve onları kötülüklerden (münkerden) alıkoymaya gayret eden müslümanların hakikate uygun olan fiillerine ‘İslâmi Hareket’ denilir. İslâmi hareket, mükellefin hayatının her anına değer kazandıran bir keyfiyete haizdir. Bütün mü’minler; Allah’a (cc) imanda, din işleriyle ilgili zaruri bilgide, tevekkülde, kaza ve kadere rıza göstermede ve İslâm için her türlü çileye katlanmada aynı tekliflerin muhatabıdırlar. Aralarındaki farklılaşma; amellerindeki ihlâs, fedakarlık ve takva noktasındadır. Müslümanların temel hedeflerini; Allah’ın (cc) her emrini emrettiği gibi yerine getirmek ve O’nun rızasını kazanmakla sınırlandırmaları zaruridir. Bu temel hedef ile ‘vakıf’ müessesesi arasında zaruri bir münasebet vardır.
Vakfın Mahiyeti Vakıf müessesesi; Allah’a (cc) iman ve hesap gününe hazırlanma gayretiyle ilgili olan bir müessesedir. Dünyada insanlara infak ve ikramda bulunmak suretiyle Allah’ın (cc) rızasını kazanma arzusu, vakıf müessesesini gündeme getirmiştir. Bu sebeble İslâm alimleri; ‘Bir mülkün menfaatini insanlara tahsis edip, aslını Allahû Teâla’nın (cc) mülkü hükmünde olmak üzere, mülk edinme veya edindirmeden alıkoymaya vakıf denilir” (İmam-ı Kasani - El Bedaiû’s Senai 6/218) tarifini esas almışlardır. Bazı muteber fıkıh kitaplarında, “Vakfın sebebi, mükellefin Allah’ın (cc) rızasını kazanmayı arzu etmesidir” hükmüne yer verildiği malûmdur.
Müslümanların iyilik ve takva hususunda birbirleriyle yardımlaşmaları, muhkem nasslarla farz kılınmıştır. Mü’minlerin temel vasıflarından birisinin ‘Her teklife kulak vermeleri ve o tekliflerin en güzeline uymaları’ şeklinde ifade edildiğini de unutmamak gerekir. Bu hususta hassasiyet göstermek, hataların asgariye indirilmesine vesile olur. Meselelerini istişare edebilen müslümanlar, asla pişman olmazlar.
Büyük Selçuklu Devleti’nin vezirlerinden Nizamülmülk, ‘Siyasetname’ isimli eserinde (sh:119-120), istişarenin önemini izah ederken şu tesbitte bulunmuştur: “Herkes bir şey bilir, biri daha çok, biri daha az bilir. Birinin ilmi vardır, tatbik etmemiştir. Birinin hem ilmi vardır, hem de tatbik etmiştir, yani tecrübe sahibi olmuştur. Mesela; biri derdin, hastalığın ilacını okumuş olduğu kitaptan arar ve bütün ilaçların adını ezbere bilir. Başka biri bütün ilaçların isimlerini bilmekle kalmaz, tedavi eyler, defalarca tecrübe eder. Bu adam asla, diğerleriyle bir tutulamaz. Keza biri vardır ki, birçok seferler yapmış, dünyayı daha fazla görmüş, zamanın sıcağını ve soğuğunu daha fazla tatmış ve işlerin ortasında bulunmuştur. Bu arada asla sefer yapmamış, vilayetler görmemiş, işlerin ortasında bulunmamış olan kimseler de vardır. Tecrübe sahibi olanlar ile olmayanlar asla bir tutulamaz. Bütün siyasi kararlar ve tedbirler, alimlere ve tecrübe sahibi olan kimselere sorulmak suretiyle alınmalıdır. Birinin daha keskin zekası vardır, işlerin neticesini daha çabuk görebilir. Bazı alimler, şöyle demişlerdir: ’Bir kişinin aldığı tedbir, tek bir kişinin gücü gibidir. İki kişinin aldığı tedbir, iki kişinin gücü gibidir. Her durumda on kişinin gücü, bir kişinin gücünden daha fazladır. ‘Şöyle kıyas ediyorlar: Bütün dünyada yaşayan ademoğullarından hiç kimse Peygamberimiz Efendimiz’den (sav) daha alim olamamıştır. Sahip olduğu bunca fazilet ve mucizelere rağmen, yüce Allah (cc) O’na ‘ashabı ile istişare etmesini’ emretmiştir. Peygamberimiz Efendimiz (sav) ashabı ile müşavere etmekten müstağni kılınmadığına göre, salim akıl sahiplerinden hiç kimsenin, kendisini müşavereden müstağni sayması ve tek başına karar vermesi caiz değildir.” Elbette istişarenin sözkonusu olduğu her işte, karar alma usûlünün tesbit edilmesi zaruridir.
Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı; insanların inançlarından ve düşüncelerinden dolayı mahkûm edildikleri, devletin temel nizamlarını dine uydurmak için propaganda yaptıkları gerekçesiyle (TCK’nın 163. maddesi) binlerce insanın cezaevlerine konulduğu bir dönemde kurulmuştur. Kurucular Kurulu’nun üyeleri; 1Temmuz 1988 tarihinde, hazırladıkları tüzüğü Ankara Onsekizinci Noterliği’ne tasdik ettirmişlerdir. Vahdet Vakfı’nın tüzüğü, Resmi Gazete’nin 21 Ocak 1989 tarihli nüshasında yayınlanmıştır. Bu tarihten itibaren; cezaevlerinde bulunan mahkûmlara ve onların ailelerine, imkanları ölçüsünde yardım eden Vahdet Vakfı, eğitim ve dostluk hizmetlerine de ağırlık veren bir vakıftır. Vahdet Vakfı’nın karar mekanizması; Kurucular Kurulu, Genel İstişare Meclisi, Yönetim ve Denetleme Kurulları’ndan meydana gelmektedir. Otoritenin teşekkülü, devri ve denetlenmesi konusunda, gerekli kaideler ve kurallar tesbit edilmiştir. Meseleleri istişare etmek ve alınan kararları uygulamak, Vahdet Vakfı’nın değişmeyen bir prensibidir. Mü’minlerin birbirlerini Allah’ın (cc) rızası için sevmeleri, velâyet hukukuna riayet etmeleri ve fütüvvet ahlâkına uygun amellerde bulunmaları, imtihanı kazanmaları için birer vesiledir.
Hesap gününe hazırlanan müslümanların; mizaçlarını ve hizmet usullerini bahane ederek ‘Kardeşlik Hukuku”nu tahrip edecek davranışlarda bulunmaları caiz değildir. Rasûl-i Ekrem (sav)’in: ‘Ümmetim dünyayı gözlerinde büyüttükleri zaman kendilerinden İslâm’ın heybeti çekilip alınır. Emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münkeri terkettiklerinde vahyin bereketi kendilerine haram kılınır. (ve nihayet) Birbirlerine sövmeye başladıklarında Allah’ın (cc) nazarında hiçbir değerleri kalmaz’(İmam-ı Münavi - Feyzü’l Kadir 1/404) buyurduğu malûmdur. Maalesef günümüzde müslümanların önemli bir bölümü; birbirlerine karşı olan sevgilerini ve edeblerini kaybettikleri için, ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Tefrikanın getirdiği zaaf, bütün alanlarda kendisini hissettirmektedir. Kurulduğu ilk günden itibaren Vahdet Vakfı; bu hastalıkların tedavisi için, taraflara ifrad ve tefritten uzak durmalarını tavsiye etmektedir.
Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı; mazlumları kendi ailelerinin fertleri gibi gören müslümanların kurduğu bir hizmet vakfıdır. İmkânlarını gaye maddesinde belirtilen hizmetlerin yapılması için seferber etmiştir. 28 Şubat Süreci’nde maddi ve manevi açıdan muhasara altına alınan Vahdet Vakfı, mazlumların duaları ile bütün engelleri aşmayı başarmıştır.
Üç Esasa Riayet ve Peygamberlerin Bıraktığı Miras Hidayet nimetinin kadru kıymetini bilen her mükellefin: Sıratı Müstakiym’den ayrılmamak için, Rasûlullah’ın (sav) haber verdiği şu üç esasa riayet etmesi gerekir. Hz. Abdullah İbni Mesûd’dan (r.a) rivayet edilen Hadisi Şerif, meâlen şöyledir: “Benden işittiği sözü ezberleyen, kavrayan ve hakkını yerine getirerek rivayet eden kimseye ne mutlu!... Fıkhı taşıyan nice kimseler vardır ki, fakih değillerdir. Ve nice fıkhı bilen kimse onu, kendisinden daha fakih olana taşır! Üç şey vardır ki; Mü’min (in kalbi) bunlarda ihanet edemez. Bunları eda edince de sıratı müstakiym’den ayrılmaz. Bunlar; Amelde Allah’ın (cc) rızasını esas almak (ihlâs), Müslümanlara nasihat etmek ve cemaat halinde bulunmanın vecibe olduğuna inanmaktır. Müslümanların birleşmesiyle aralarına dalâlet giremez. Bu cemaatleşme mü’minleri bir duvar gibi ihata edip onları kötülüklerden korur.”(İmam-ı Şafii - Er Risale sh: 401-402)
Hesap gününe hazırlanan müslümanların, İslâm’ın temel hedeflerini ve tekliflerin keyfiyetini öğrenmeleri zaruridir. İmamı Serahsi, ilmin önemini veciz bir üslûpla ortaya koymuş ve şu tesbitte bulunmuştur: “Şüphesiz ki Allah’a (cc) imandan sonra, en kuvvetli farzlardan birisi de ilim öğrenmektir. Bir hadisi şerifte, “İlim öğrenmek her müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır” buyurulmuştur. İlim aynı zamanda peygamberlerin bıraktığı bir mirastır.”(İmam-ı Serahsi - El Mebsut- 1/2.)
İNSANLARIN toplum içerisindeki davranışlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini, meşru (Şer' i) bir temele dayandırmaları zaruridir. Hz.Adem (as)'den itibaren bütün peygamberler; insanlara vazife ve mes'ûliyetlerini tebliğ etmişlerdir. Dolayısıyle vazife ve mes'ûliyet şuuru; irade sahibi her mükellefin temel meselesidir.
Vazifelerini ihlâsla eda eden ve her şeyin hesabının sorulacağı güne (Hesap gününe) hazırlanan her mükellef; imtihanın mahiyetini kavramıştır. Müslümanların birbirlerini sevmeleri "Kelime-i Şehadet'e" dayanan bir hadisedir. Zira mü'minlerin kardeşliği, muhkem ayetlerle ve mütevatir haberlerle sabittir. Resûl-i Ekrem (sav): "-Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz! ..Birbirinizi sevmedikçe de (kâmil manada) iman etmiş olamazsınız". (1) diyerek, bütün müslümanları ikaz etmiştir. Bu sebeble iman ve imana dayanan sevgi ihya edilmediği müddetçe imtihanı kazanmak mümkün değildir.
İslâmi mücadele; birbirlerini Allah (cc) için seven muttaki mü'minlerin gayretiyle eda edilebilecek salih bir ameldir. Hesap gününü düşünen mü'minlerin; hizmet alanlarının farklılaşmasını, üslûplarının değişik olmasını veya buna benzer sebebleri bahane ederek, "Kardeşlik Hukukunu" tahrip etmeleri mümkün değildir . Zira Resûl-i Ekrem (sav)'in:
"Ümmetim dünyayı (ve dünya metaını) gözlerinde büyüttükleri zaman kendilerinden İslâm'ın heybeti çekilip alınır. Emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i ani'l münkeri (İyiliği emretmeyi ve kötülüğü yasaklamayı) terkettiklerinde vahyin bereketi kendilerine haram kılınır. (Ve nihayet) Birbirlerine küfrettiklerinde Allahû Teâla (cc)'nın nazarında hiçbir değerleri kalmaz" (2) buyurduğu malûmdur. Maalesef günümüzde müslümanların büyük çoğunluğu; birbirlerine karşı sevgilerini ve edeblerini kaybettikleri için, ne yapacaklarını şaşırmış bir vaziyettedirler. Hatta birbirlerine küfreden tiplere dahi raslamak mümkündür. Bu şaşkınlık halinin tedavisi; mu'minler arasında sevginin yayılması ve fütüvvet aşkının gündeme girmesiyle mümkündür. Bunun için eğitim, yardımlaşma ve dostluk noktasında hassasiyet gösterilmesi şarttır.
VAHDET VAKFl'NIN HEDEFi NEDiR?
Bilindiği gibi Vakıf Müessesesi; Allahû Teâla (cc)'ya iman ve hesap gününe hazırlanma şuuruyla yakından alâkalıdır. Nitekim "-Bir mülkün menfaatini insanlara tahsis edip, aslını Allahû Teâla (cc)'nın mülkü hükmünde olmak üzere, mülk edinme veya edindirmeden alıkoymaya vakıf denilir.(3) tarifi esas alınmıştır. Feteva-ı Hindiyye'de: "-Vakfın sebebi; Allahû Teâla (cc)' nın rızasını taleb etmektir"(4) hükmü kayıtlıdır. Imam-ı Şafii (rha): "-Allahû Teâla (cc)'nın rızasını kazanmak maksadıyla yapılan vakıf; cahiliyet ehlinden sadır olmamış, müslümanlar tarafından vaki olmuştur" (5) diyerek, önemli bir inceliğe işaret etmektedir. Bütün Islâmi kaynaklarda "Kitabû'l Vakf' bahsi önemli yer tutmaktadır. İmam-ı Serahsi (rha) ilk vakfın, Hz. İbrahim (as) tarafından kurulduğunu kaydetmektedir.(6)
21.Ocak.1989 tarihinde kurulan Vahdet (Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk) Vakfı, bu ay içerisinde dördüncü hizmet yılını tamamlamaktadır. Islâm'ın temel hedeflerini gerçekleştirebilmek için; yapılacak faaliyetlerin sınıflandırılması ve yetki silsilesinin belirlenmesi şarttır. Kaynakların en verimli şekilde kullanılması, iyi bir teşkilatlanma ile sağlanabilir. Yetki silsilesinin açık bir şekilde belirlenmesi karmaşayı önler, etkinliği artırır. Bir işe karar vermeden önce "Neyi, niçin, ne zaman, kiminle ve nasıl?' suallerini sorup, cevaplarını aramak şarttır.
Vahdet Vakfı'nın karar mekanizması; Kurucular Kurulu, Genel istişare Meclisi, Yönetim ve Denetleme kurullarından meydana gelmektedir. Meseleleri istişare etmek ve alınan kararları uygulamak değişmeyen prensibimizdir. Mü'minlerin temel vasıflarından birisi de "-Her teklife kulak vermek ve o tekliflerin en güzeline uymak" şeklinde ifade edilmiştir. Şimdi eğitim, yardımlaşma ve dostluk (velâ) konusunda yapılan ve yapılması plânlanan faaliyetleri gündeme getirelim.
EĞİTİM'DE KISA VE UZUN VADELİ HEDEFLERİ
İslâmi eğitimin uzun yıllar (değişik sebeblerle) ihmal edildiği bir gerçektir. Geniş anlamda eğitimi "-Mükellefe Allahû Teâla (cc)' nın razı olacağı davranışları kazandırmak" şeklinde tarif edebiliriz. Mücerred bilgi elde etmeye dayanan öğretim ile salih amellerin edasına dayanan eğitimi birbirinden ayırmak mümkün değildir. Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı; kısa vadede, mazlumların çocuklarına "Eğiti Bursu" vermek ve onların en güzel sekili yetişmesini sağlamayı prensip edinmiştir. Bu yıl Imam-Hatip liselerinde ve değiş üniversitelerde tahsilini yapmakta olan bir çok öğrenciye burs vererek, bu hizmet yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ayrıca yurt dışında (Mısır/El Ezher Universitesi'nde) tahsilini yapmakta olan fakir öğrencilere de (imkanlarımız ölçüsünde) burs vermeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl (Ocak-1992/ Ocak-1993) verilen bursların tutarı: 176. 496. 000.-TL'dir.
Günümüzde değişik bahanelerle suçlanan, tutuklanan veya zindana gönderilen yüzlerce kardeşimiz vardır. Bu mazlumları kendi ailemizin bir ferdi olarak görmek ve elimizden gelen gayreti sarfetmek, değişmesi mümkün olmayan bir prensibimizdir. Vahdet Vakfı Hukuk Müşavirliği, bu mazlumların meselelerini takip etmiştir. Geçtiğimiz yıl (Ocak-1992 /Ocak-1993) bu mazlumların mecmua, gazete ve kitap ihtiyaçlarını karşılamak için 33.500.000.-TL harcanmıştır. Ayrıca resmi yazıyla; cezaevi kütüphanelerine, Islâmi eserler gönderilmiş ve demirbaşa kaydedilmesi sağlanmıştır. Bu hususta bize yardımcı olan bütün yayınevlerine ayrıca teşekkür ederiz.
Karar Basın ve Yayın A.Ş' nin en büyük ortağı Vahdet Vakfı'dır. Tebliğ ve eğitim hizmetini gören ve kapalı devre olarak çıkarılan "Misak" mecmuası, kitle eğitimine önem vermektedir. Misak'a abone olan kardeşlerimiz; aynı zamanda "Mazlumlara Sahip Çıkma" imkânına sahip olmuşlardır. Mü'minlerin iyilik ve takva hususunda birbirleriyle yardımlaşmaları farzdır. Kardeşlerimizden hem kendi abonelerini yenilemelerini, hem de çevrelerinde bulunan en az iki kişiyi abone etmelerini istirham ediyoruz. Bu konuda ihmal ve gevşeklik gösterilmemelidir. Zira "Hisbe hizmeti" açısından "Misak" mecmuasının ayrı bir yeri vardır. Sesli yayıncılık hususundaki teklifler, önümüzdeki aylarda değerlendirilecektir.
Uzun vadede düşünülen eğitim hizmeti ise "Vahdet Camii ve Külliye'lerinin" inşaa edilmesidir. Bu külliyelerde; Fıkıh, Tefsir, Akaid ve Hadis enstitüleri yer alacak ve ihtiyaç duyulan ilim ehli yetiştirilecektir. Konya'daki mü'minler "Mescid-i Takva'nın" inşaatını bitirmişlerdir. Emeği geçen bütün kardeşlerimize teşekkür ederiz. Yönetimi Vahdet Vakfı'na ait olan bu mescidin çevresine "Külliye" inşaa edilecektir. Mescidin bitişiğindeki arsa 40.000.000.-TL ödenerek alınmıştır. Önümüzdeki yıl (imkânlarımızı seferber ederek) külliyenin inşaatını yapmaya gayret edeceğiz. Ankara ve Bursa'da da aynı mahiyetteki çalışmalar devam etmektedir. Zerre miktarı hayrı küçük görmeyen ve ihlâsla hesap gününe hazırlanan kardeşlerimizin yardımlarını ve dualarını bekliyoruz.
Eğitim konusunda; gücümüzün yettiği hizmetleri "Derhal", gücümüzün (şimdilik) yetmediği hizmetleri ise zamanla eda etme gayretindeyiz. Islâmi eğitimin ihya edilebilmesi için sabır ve azim şarttır. Unutulmamalıdır ki, en uzun bir yola bile ilk adımla başlanır.
Türkiye'nin içinde bulunduğu hal malûmdur. Olağanüstü hal bölgesinde (Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da) gelişen hadiseler, "Medrese Eğitimine" büyük bir darbe vurmuştur. Lâik devletle-PKK arasına sıkışan bir-çok âlim; medreselerini kapatarak, batı'ya göç etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Bu vaziyet karşısında, üzerimize düşen önemli görevler vardır. Vahdet Vakfı'nın bünyesinde bir "Sıla Bütçesi" oluşturup, ilim ehline sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Kardeşlerimizin bu "Sıla Bütçesine" her ay ne kadar infakta bulunabileceklerini (en kısa zamanda) bildirmelerinde zaruret vardır. Zira ulemaya sahip çıkamadığımız müddetçe, ilmin yayılması mümkün değildir.
VELÂYETÎN VE FÜTÜVVETİN İHYÂSI ŞARTTIR
Emperyalist kafirlerin İslâm topraklarında işledikleri cinayetleri saymakla bitiremeyiz. Bizlere düşen vazife; sızlanmak, şikayet etmek veya "-Bir nesil bekliyoruz" diyerek imtihan alanından kaçmak değildir. Küfre karşı mücadele verilmesinin zaruretine inanan bütün mü'minler, birbirlerinin kıymetini bilmek durumundadırlar. Kardeşlerimizi dünya ve ahirette kendi nefsimize tercih edemediğimiz müddetçe "Fütüvvet Ehli" olamayız. Velâyeti; Allahû Teâla'ya(cc), Resulüne (sav) ve mü'minlere tahsis edip, ihya edemediğimiz müddetçe de imtihanı kazanamayız. Unutmayalım ki içinde yaşadığımız alem imtihan dünyasıdır ve tekliflerden şikayet etme hakkımız yoktur.
Bosna-Hersek'te binlerce müslüman ızdırap içerisindedir. Ortodoks hristiyan âlemi "Sırpları", katolikler de "Hırvatları" bütün güçleriyle desteklemektedirler. Kadın, çocuk, genç, ihtiyar demeden; binlerce müslümanı katledenler, "Haçlı Ruhu'nun" dimdik ayakta olduğunu ispatlamışlardır.
Vahdet Vakfı Yönetim Kurulu; Bosna-Hersek'teki mazlumların yardımına koşulması hususunda, bütün mü'minleri vazifeye çağırmıştır. Almanya' nın değişik bölgelerindeki "Darû'l Erkam" cemaatleri ve Avrupa'nın her yerindeki kardeşlerimiz, ellerinden gelen gayreti göstermişlerdir ve göstermeye devam edeceklerdir. Türkiye'den heyetler gönderilmiş ve yardımlar elden teslim edilmiştir. Şu ana kadar, yapılan ayni ve nakdi yardımların tutarı bir milyarın üzerindedir. Bu gayretler, velayet ve fütüvvet şuurunun tabii bir sonucudur.
Geçtiğimiz yıl Türkiye'de; başta Erzincan Depremi olmak üzere, çığ felâketi ve grizu patlamaları gibi, felâketler yaşanmıştır. Vahdet Vakfı; felâketzedelerin ızdırabına (gücü nisbetinde) ortak olmaya gayret etmiştir. Felâketzedelere yapılan yardımın tutarı 45.500.000 TL'dir.
Vakfımızın; Kurucular Kurulu, Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, şube teşkilâtları, çalışma kolları ve irtibat bürolarında görev yapan kardeşlerimizin tamamı; hiçbir ücret almadan (sadece Allahû Teâla (cc)'nın rızası için) faaliyetlerini devam ettirmektedirler. Ayrıca iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin önlenmesi için; en büyük mali destek (Aidat, zekât, infak vs.) bu kardeşlerimizden gelmektedir. Vahdet (eğitim, yardımlaşma ve dostluk) vakfı; "Zerre miktarı hayrı küçük görmeyen ve ihlâsla eda eden üyelerimizin" gayretiyle, büyük bir müessese haline gelmiştir. Elbette "yapılması gerekenlerle, yapılabilenlerin" muhasebesini dikkate almak ve daha fazla gayret göstermek mecburiyetindeyiz. Temel hedeflerini "Allahû Teâla (cc)'nın rızasını kazanmak" şeklinde tesbit eden müslümanlar; Tağuti güçlere karşı mücadele verirken, ihtiyaç duyulan bütün müesseselerini kurmak zorundadırlar. Bu sabırla ve azimle yürütülebilecek salih bir ameldir."
___________________________
© 2009 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27 Tasarım/Programlama: Murat KAYA