Misak Dergisinin 339. Sayısı Çıktı
Türkiye’de mahalli seçim dönemlerinde yaşanan propaganda faaliyetlerinin, siyasi mücadele sınırlarını aştığını ve adeta gizli bir savaşa dönüştüğünü gizlemenin bir anlamı yoktur. Türkiye’nin gündemini işgal eden ‘yolsuzluk dosyaları’, yaşanan propaganda savaşının sadece bir boyutudur. Herkesin lânetlediği ve kınadığı bir şey olmakla beraber, her vatandaşın ‘yolsuzluk nedir?’ sualine vereceği cevap birbirinden farklıdır. Zira bazı vatandaşların yolsuzluk olarak gördüğü şey, diğer vatandaşlara göre yolsuzluk olmayabilir. Bunun en tipik misali, imar meselelerinde ortaya çıkan durumlardır.
Misak Yayın Heyeti
13.03.2019 12:00
48 okunma
Paylaş

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh:
Siyasi İllüzyon, Hayat Tarzları ve Mahalli Seçimler
SİYASET • Adullah SAMİ Eren
08. Sh:
Suriye'de Yaşanan Savaşın Yeni Merhalesi: Güvenli Bölge
İKTİBAS • Abdurrahman DİLİPAK
11. Sh:
Siyaset Fıkhını Biliyorlar mı?
İNCELEME • Mustafa ÇELİK
13. Sh:
Batı Hurafeciliğin Anayurdudur
SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
16. Sh:
Aile Mahremiyetinin Önemi
MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ
19. Sh:
Besmeleyle Başlanılmayan Herşey Eksiktir
TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
23. Sh:
Allah'ın Yolu Sırat-ı Müstakimdir
HADİS • İbrahim SERİN
28. Sh:
Nebevi Bir Müjde "Cemaatte Rahmet, Ayrılıkta ise Azap Vardır"
FIKIH • N.Mehmet SOLMAZ
33. Sh:
Mali İbadet Olan Zekât'ın Keyfiyeti, Hükümleri ve Hikmetleri
FIKIH • Mehmet TAŞKIN
40. Sh: Şer'î Delillerin Kısımları III. İcmâ-'i Ümmet Üçüncü Mebhas İcmâ-î Ümmet'in Hakikati ve Nevileri Bayanındadır
KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
43. Sh:
Geçmiş Zaman Olur ki
 
_________________________________________________
HAFIZA sahibi olan insanoğlunun mazi, hal ve istikbal unsurlarını dikkate almadan ne bugünü değerlendirmesi, ne de yarını planlaması kolay değildir. Çünkü ‘bugün’ dediğimiz zaman dilimi, ‘dünün’ bir devamı ‘yarın’ ise içinde yaşadığımız günün varisidir. Günümüzde en yaygın örgütlenme biçimi olan devlet, insanların birbirleriyle olan ilişkilerini belirleyen bir koordinatördür. Fertlerin hayatlarını ve birbirleriyle olan münasebetlerini tanzim etmekte, bir anlamda vatandaşların doğumlarından ölüp gömülmelerine kadar her şeylerini kanunla düzenlemektedir. İslâm tarihinde ihtisab (hisbe) teşkilâtı, günümüzde belediyelerin yaptığı işlerin tamamını yerine getiren bir teşkilattır. Muhtesibin salâhiyetleri, şimdiki belediye reislerinden daha geniştir. İnsanlara iyilikleri emretmek ve onları kötülüklerden alıkoymak için bütün imkânlarını seferber ettiklerini söylemek mümkündür. Hem adlî ve hem de idarî salâhiyetleri olan muhtesipler; halifenin (devlet reisinin) fermanını hayata geçirir, uymayanlara gerekli cezaları verirlerdi. Bir anlamda ‘ahlâk ve âdâba uygun davranılıyor mu, umumî yollar muntazam mı, halk sağlığına riayet ediliyor mu, çevre temizliği yerinde mi, binalar nizama uygun mu, ticaretle meşgul olan kimseler ölçü ve tartıda âdil davranıyorlar mı ve ihtikâr (karaborsa) gibi cürümleri işliyorlar mı, temel gıda maddeleri için konulan narha uyuluyor mu, uyulmuyor mu’ gibi meseleleri takip etmek muhtesiplerin göreviydi.
Osmanlı Devleti’nin ilk yıllarında kadılar (hakimler) adlî işler yanında başka vazifelerle de mükellef tutulmuşlardır. Kadı, mukîm olduğu şehrin aynı zamanda belediye reisidir. Devlet, belediye hizmetlerinin zaten çok inkişaf etmediği bir zamanda, bu işi ulemâdan birisine vererek şehirlerdeki muhtemel çekişmelerin önüne geçmek istemiştir. Ülke sınırlarının genişlemesi ve şehirlerin nüfusunun artması neticesinde ‘İhtisap Ağası’ adı verilen, yeni bir makam ihdas edilmiştir. İhtisap ağası ‘iş yeri açma ruhsatı verir; esnafı teftiş eder; ihtisabiye rüsumu (belediye vergisi) toplar; ibadetlerin icrasını kontrol eder; alenî oruç yiyenleri, açık-saçık gezenleri, umumî adap ve nizamı bozanları ikaz eder; ihracat yasağı olan malların satışına ve küçük çocukların çalıştırılmasına engel olur; para râyicine dikkat eder; posta işlerine ve hıfzıssıhhaya nezaret ederdi.1826 senesinde ‘İhtisab Ağalığı Nizamnâmesi’ ile ‘İhtisab Nezâreti’ kurulmuş ve ihtisap ağası, doğrudan doğruya sadrâzama bağlanmıştır. 1854 yılında İhtisab Nezâreti kaldırılmış, Avrupa’daki belediye teşkilâtının benzeri olarak ’İstanbul Şehremâneti’ kurulmuştur. Belediye teşkilâtı, kısa süre içerisinde diğer şehirlerde de kurulmuştur. Belediye, topladığı vergileri mâliyeye ödüyor; kendisine mâliyeden tahsisat veriliyordu. Şehremininin vazifeleri, ihtisap ağasından farklı değildi. Şehremânetinin meclisi; ayrıca maiyetinde mühendis ve kavaslar bulunurdu. 1857’de Şehremâneti’ne bina ve kadastro işlerinde yardımcı olmak üzere Beyoğlu’nda Paris’tan örnek alınarak ‘Altıncı Daire-i Belediye’ kuruldu. 1877’de ‘Vilâyât Belediye Kanunu’ çıkarıldı. Buna göre belediye reisini, âzâları halk tarafından tayin olunan Belediye Meclisi seçiyordu. Kanun, belediyelere, imar işlerini tanzim ve kontrol, nâfia (bayındırlık), tenvirat (aydınlatma), tanzifat (temizlik), belediye mallarının idaresi, emlâk tahriri (yazımı), nüfus sayımı, pazar ve esnaf kontrolü, hıfzıssıhha tedbirleri alma, mezbaha kurma, mektep açma, yangın söndürme, belediye vâridâtını tahsil etme vazifelerini yüklemiştir.
Belediye teşkilâtı, Cumhuriyet sonrasında da faaliyetlerine devam etmiş, fakat laiklik ideolojisi bahane edilerek bazı fonksiyonları devre dışı bırakılmıştır. Türkiye’de 1930 yılında çıkarılan “Belediye Kanunu” halen yürürlüktedir. O tarihten bu yana, Belediye nüfusunun, toplam nüfus içindeki payı hızla artmıştır. 1950 yılında belediye sınırları içerisinde oturan vatandaşların, toplam nüfus içindeki payı % 26 civarındadır. Resmi kayıtlara göre günümüzde bu rakam % 85 gibi, inanılmaz bir boyuta ulaşmıştır. Şehirleşme süreci devam eden Türkiye’de; Belediye Meclislerinde görev yapan kimseler, imar plânlarını yapma ve değiştirme gibi imkânına sahiptirler. Bilindiği gibi Belediye Meclisleri’nin imar plânları konusundaki kararları, milyarlarca liralık kıymetlerin el değiştirmesine vesile olmaktadır. Türkçe’de kullanılan “Bal tutan parmağını yalar” sloganının, rant dağılımını sağlayan insanların durumunu ifade eden bir slogan haline geldiğini söylemek mümkündür. Seçimle işbaşına gelen kimseler; göreve başlarken idealist olsalar bile, zaman içerisinde “çok ahlaki değil ama herkes yapıyor” ma’zeretini öne sürdükleri görülmektedir.
Türkiye’de mahalli seçim dönemlerinde yaşanan propaganda faaliyetlerinin, siyasi mücadele sınırlarını aştığını ve adeta gizli bir savaşa dönüştüğünü gizlemenin bir anlamı yoktur. Türkiye’nin gündemini işgal eden ‘yolsuzluk dosyaları’, yaşanan propaganda savaşının sadece bir boyutudur. Herkesin lânetlediği ve kınadığı bir şey olmakla beraber, her vatandaşın ‘yolsuzluk nedir?’ sualine vereceği cevap birbirinden farklıdır. Zira bazı vatandaşların yolsuzluk olarak gördüğü şey, diğer vatandaşlara göre yolsuzluk olmayabilir. Bunun en tipik misali, imar meselelerinde ortaya çıkan durumlardır. İmar planları seçilmiş belediye başkanları ile bürokratik otoritenin işbirliğiyle hazırlanan planlardır. Belli bir tarihte yapılmış olan bir imar planı, daha sonra yine aynı yetkili makamlarca değiştirilirse bu yolsuzluk mudur veya bu tür değişiklikler ne zaman yolsuzluktur, ne zaman değildir? Keza, imar planları ile ferdin mülkiyet hakkı arasında problem çıktığı zaman ne olacaktır? Meselâ; değeri milyarlarla ifade edilen arsaları sit alanı ilan etmek özel mülkiyete tecavüz anlamına gelir mi, gelmez mi? Bu suallere cevap arayan kimselerin, kendi dünya görüşlerine göre farklı yorumlarda bulunmaları mümkündür.
İslâm toplumunda ‘insanlara iyilikleri emretmek ve onları kötülüklerden alıkoymak’ için bütün imkânlarını seferber eden muhtesipler ile günümüzde belediye teşkilatlarında görev alan kimseler arasında hiçbir münasebetin kalmadığını söylemek mümkündür. Meselenin özü budur.
Allah’a (cc) emanet olunuz.
MİSAK YAYIN HEYETİ
 

Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya