"Vakfımızın temel hedefi
velâyet hukukunu korumak
ve mazlumlara sahip çıkmaktır
"
VAHDET Eğitim Yardımlaşma ve Dostluk VAKFI, yirmi yıldır cezaevlerinde bulunan mazlumlara, onların ailelerine ve çocuklarına sahip çıkmaya gayret etmektedir.
Vahdet Vakfı’nın kuruluş gayesi nedir, ne zaman ve nasıl kurulmuştur?
Hüsnü Aktaş: Vahdet Vakfı, insanların inançlarından ve düşüncelerinden dolayı mahkum edildikleri, devletin temel nizamlarını dine uydurmak için propaganda yaptıkları gerekçesiyle (TCK’nın kaldırılan 163. maddesi) binlerce insanın cezaevlerine konulduğu bir dönemde kurulmuştur. Vakfın tüzüğü 1 Temmuz 1988 tarihinde ‘Noterde’ tasdik ettirilmiş, gereken işlemlerin tamamlanmasından sonra 21 Ocak 1989 tarihinde resmen faaliyete başlamıştır. Vakıf tüzüğü’nde kuruluş gayesi; açık, net ve sarih olarak ifade edilmiştir. Bilindiği gibi içinde yaşadığımız âlem, imtihan dünyasıdır. Muhakkak ki her imtihanın, iyi veya kötü bir neticesi vardır. Hesap gününü düşünen, işlediği zerre miktarı iyiliğin de, zerre miktarı kötülüğün de hesabının sorulacağını idrak eden müslümanların, içinde bulundukları halden şikayet etmelerinin veya sızlanmalarının fazla bir önemi yoktur. Cezaevlerinde bulunan mazlumlara sahip çıkmak, onların ailelerinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak, müslümanlara mahsus olan velayet hukukunun ve fütüvvet ahlakının zaruri bir sonucudur. Maddi bir karşılık beklemeden, ihtiyaç sahibi insanlara yardımı ön plâna çıkaran vakıf müessesesi, Hz. İbrahim’den (as) itibaren, iyilik ve takva hususunda yardımlaşan mü’minlerin gayretiyle önemli hizmetlere vesile olmuştur. İmam-ı Serahsi “El Mebsut” isimli eserinde, yeryüzünde ilk vakfın Hz. İbrahim (as) tarafından kurulduğunu ifade etmektedir. Kur’an, Sünnet ve İcma-i Ümmet ile sabit olan vakıf hizmetlerinin sebebi, mükellefin Allah’ın (cc) rızasını elde etme gayretiyle sınırlıdır. İlim ehli olan insanlarla istişare edilerek kurulan Vahdet Vakfı’nın, on dokuzuncu hizmet yılını tamamladığını ve müessese haline geldiğini söyleyebiliriz. 28 Şubat Süreci’nde; maddi ve manevi açıdan muhasara altına alınan Vahdet Vakfı’nın, mazlumların duaları ile bütün engelleri aşmayı başardığı malûmdur. Sabır ve azim ile hizmetlerine devam etmektedir.

28 Şubat Süreci’nde; Vahdet Vakfı Yönetim Kurulu Üyelerinin tutuklandığını ve vakfın kapatılması için dava açıldığını biliyoruz. DGM Savcısı’nın hazırladığı iddianamede; sekiz yıl içerisinde Vakfın 1.810 mahkuma ve 533 mahkum ailesine yardım ettiği, fakat bu yardımların Türkiye’de islâmi mücadele veren örgütlerin cezaevlerinde bulunan elemanlarına tahsis edildiği iddia ediliyordu. Medyada günlerce bu iddia ön plâna çıkarılmıştı. İşin doğrusu nedir?
Hüsnü Aktaş: Vakıf tüzüğünde; ‘cezaevlerinde bulunan mazlumlara yardım etmek, onların ailelerinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak’ vakfın gayesi olarak belirtilmiştir. Ancak bir gönüllü kuruluşun, cezaevlerinde bulunan bütün mahkumlara ve ailelerine yardım edebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Yönetim Kurulu’nun, Genel İstişare Kurulu’nun tesbit ettiği kriterleri dikkate alması ve bazı tercihlerde bulunması şarttır. DGM Savcısı, kendi iddialarını ispat için bu rakamları ortaya atmıştır. Kurulduğu günden itibaren; sadece ihtiyaç sahibi olan ve vakfımıza müracaat eden mazlumlara ve ailelerine, vakıf yetkililerinin yaptığı araştırma sonucunda yardım yapılmıştır. Halen bu yardımlar devam etmektedir.
Vahdet Vakfı’nın mahkum çocuklarına ve fakir öğrencilere burs verdiğini biliyoruz. On dokuz yıl içerisinde ne kadar öğrenciye burs verdiniz?
Hüsnü Aktaş: Kurulduğu günden bu yana Genel Merkez olarak 1.235 mahkum çocuğuna ve 242 fakir öğrenciye burs verilmiştir. Bu fakir öğrencilerin önemli bir bölümü de cezaevinden çıkan ve iş bulamayan kimselerin çocuklarıdır.
Sorulunca Söylenenler, Hüsnü Aktaş, Misak Yayınları 2008 Ankara, Sh: 249-250