TAKDİM

 Aydınlanma Felsefesi ve Terör Rejimi
 CEMİYET halinde yaşayan insanoğlu; hayatının korunmasını, inandığı gibi yaşama imkanının sağlanmasını, neslinin ve malının muhafaza edilmesini arzu eden mükerrem bir varlıktır.

 

 

 

Aydınlanma Felsefesi ve Terör Rejimi
YAZI BOYUTU :

Misak Dergisi Yayın Heyeti

Aydınlanma Felsefesi

ve Terör Rejimi


CEMİYET halinde yaşayan insanoğlu; hayatının korunmasını, inandığı gibi yaşama imkanının sağlanmasını, neslinin ve malının muhafaza edilmesini arzu eden mükerrem bir varlıktır. Bu unsurlar, kavmi, rengi, dili ve dini ne olursa olsun, bütün insanlar için zaruri maslahat hükmündedir. Türkiye’nin son otuz yılına damgasını vuran; bazı aydınların ‘etnik-terör’, bazılarının ise ‘düşük yoğunluklu savaş’ adını verdikleri felâketin bir değil, birden fazla sebebi vardır. Bilindiği gibi Latince ‘terrere’ kelimesinden türetilen terör kavramı, Osmanlıca lûgatlarda ‘tedhiş’ kavramıyla ifade edilmiştir. Siyasi literatürde “politik bir hedefe ulaşmak için şiddete başvurmaya ve masûm insanların hukukuna tecavüz etmeye terör, bu fiili işleyenlere terörist denilir’ şeklinde tarif edildiğini söylemek mümkündür. Ancak bu tarifin, meseleyi ‘efradın-a cami, ağyarına mani’ bir şekilde ortaya koyduğunu söylemek kolay değildir.

AYDINLANMA FELSEFESİ VE TERÖR REJİMİ
Bazı siyaset uzmanları, Fransız Devrimi’nden sonra jakobenlerin, günümüzdeki yaygın şekliyle teröre başvurduklarını iddia etmektedirler. Terör felâketi ile modernizme imanı beraberinde getiren seküler-lâik dünya görüşü arasındaki münasebet, tıpkı etle-tırnak arasındaki münasebet gibidir. 1789 Fransız Devrimi’nden sonra, iktidarlarını kaybeden zinde güçlerin, iktidarı yeniden ele geçirmeye teşebbüs etmesi yeni çatışmalara sebeb olmuştur.

İktidardaki Jakobenler, 5 Eylül 1793 tarihinden 1794 yılının Temmuz ayına kadar süren on aylık dönemde, karşı devrimci olarak gördükleri ve iç düşman diye nitelendirdikleri soyluları giyotine yollamışlardır. Bu kanlı dönem tarihe ‘Terör Rejimi’ olarak geçmiştir. Bu katliamı gerçekleştiren Jakoben-Fransız devrimcilerin kendilerini ‘terörist’ olarak nitelendirdikleri ve bu vasıfla övündükleri bilinmektedir. Bu uygulamayı taklid eden Rus nihilistleri;1880 yılında, Çarlık rejimine karşı intihar saldırıları gerçekleştirmiş ve kendilerini ‘terörist’ ilân etmişlerdir. 20. yüzyılın başlarından itibaren terör; azınlık grupları tarafından ‘milliyetçi’ gerekçelerle kullanılmaya başlanınca, bu kelime kara listeye alınmıştır.
Günümüzde terörist denildiğinde hiç kimsenin aklına iyi bir şeyin gelmediğini söylemek mümkündür. Hatta bir örgüte ‘terörist’ damgası vurulduğu zaman, o örgütün hiçbir talebinin ciddiye alınmadığı da malûmdur. Bunu dikkate alan örgütler de kendilerini ‘özgürlük savaşçısı’, ‘şehir gerillası’ veya ‘direnişçi’ gibi vasıflarla, nitelendirmeyi uygun görmektedirler. Meselâ: 1940 yılından itibaren ‘Hagannah’ isimli silahlı teşkilat, Yahudiler için ‘güvenlik örgütü’, buna mukabil Araplar için terörist bir teşkilattır. Kıbrıs’ta faaliyet gösteren EOK, 1950 yılından itibaren Rumlar için anti-kolonyalist örgüt, Kıbrıslı Türkler için terör (tedhiş) örgütüdür. 1979 yılında Tahran’daki ABD elçiliğini basan ve görevlileri bir yıldan fazla (444 gün) rehin tutan gençler, İranlıların gözünde kahraman, Amerikalılara göre terörist vasfına haizdirler. Bugün Güney Afrika Cumhuriyeti’nin devlet başkanı olan Nelson Mandela; ırkçı rejimin hukukuna göre, azılı bir teröristtir. Nitekim hayatının yirmiyedi yılını zindanda geçirmiştir. Türkiye’nin gündemini yıllardır işgal eden PKK, bazı Kürtler’e göre ‘Gerilla Teşkilatı’, Türklerin büyük bir bölümünün gözünde ise ‘Terör Örgütü’ durumundadır. Bugün Filistin’de, şehadet eylemlerini (iştihşad) tercih eden gençler; İsrail ve ABD için terörist, buna mukabil Arapların gözünde ‘istiklal savaşı’ veren yiğit müslümanlardır. Kısacası yaygın olan ifadede belirtildiği gibi, birinin teröristi, diğerinin özgürlük savaşçısıdır.

Netice olarak şunu söylemek mümkündür: bugün neyin terör, kimin terörist olduğu konusunda uluslararası anlamda kabul edilmiş bir norm (kanun) yoktur. Buna mukabil yüzün üzerinde ‘bilimsel(!)‘ olduğu iddia edilen terör tanımı vardır. Terörün keyfiyetini izah edebilmek için, şu sualin cevabını bulmamız gerekir. Politik hedeflerine ulaşmak için teröre başvuran insanları, ahlaki açıdan suçlamak mümkün müdür? Bu suale düşünürlerin, din adamlarının, politikacıların, istihbarat adamlarının vereceği cevapların, aynı olmayacağını söylemek mümkündür. Meselâ: Pragmatist-liberal düşünürlerden J. Stuart Mill ‘ferdi eylemlerin ve sosyal politikaların ahlaki açıdan iyi ya da kötü olması onların insanlığın mutluluğuna ne kadar hizmet ettiklerine bağlıdır’ tezini ortaya atmıştır. Yani neticelerine göre savaş ve terör, ahlaki bir eylem olabilir. Filozof Immanuel Kant’ın ahlak anlayışına göre, ‘hedefi ve gayesi ne olursa olsun, masum insanlara zarar veren her silahlı mücadele gayr-i ahlaki bir eylem’dir. İngiliz düşünür Thomas Hobbes’e göre ‘birbirinin kurdu olan insanlar’ bir sözleşmeyle hak ve özgürlüklerini devlete emanet ederek, karşılığında güvenli bir hayatı elde edebilirler. Bu noktada şu suali sorabiliriz: devlet terörünü veya farklı ideolojileri savunan kimselerin işledikleri terör suçlarını birbirinden ayırmak kolay mıdır? İki büyük dünya savaşına sebeb olan modernizm; aynı zamanda terör felâketinin yayılmasına vesile olmuş ve insanları birbirlerinin kurdu haline getirmiştir.

Hevasına muhalefet eden ve ihlâsla Allah’a (cc) teslim olan her mükellefin, gayr-ı meşrû amellerden ve sözlerden uzak durması farzdır.
Allah’a emanet olunuz.
MİSAK YAYIN HEYETİ

 

 

 

 

 


AYIN KONUSU
04
Referandum Sancısı, Açılım Tartışmaları ve Özel Sınır Birlikleri

HABER-YORUM
07
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin:
“Anayasa Mahkemesi Hem Hukuku Rafa Kaldırdı, Hem de Meclis’in Yetkisini Gasp Etti”

08 Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi’nin Gerekçeli Kararı:
‘Tutuklu Olan ETÖ Sanığı Mehmet Haberal’ın Yaşam Hakkı İhlal Edildi’

09 Japon Kredi Derecelendirme Kuruluşu JCR Eurasia’nın Tesbiti:
09‘Türkiye’nin Kredi Notu Darbe Söylentileri Bitmeden Yükselmez’

10 Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün Raporu:
”Türkiye Büyüyecek Ama İşsizlik Artacak!..”

HATIRA • Mustafa TUNA
11
Mavi Marmara’nın Yolcuları Arasında Yapılan Sohbetlerden Bir Demet

MAKALE • Halil ATALAY
15
Adil Siyaset, Yönetim Tekniği ve Mükellefin Mes’ûliyeti

İNCELEME • Mustafa ÇELİK
18
İslâmi Öğretim ve Eğitim’in Zarûreti

TEFSİR • N. Mehmet SOLMAZ
24
Tahrif Edilen Kitab-ı Mukaddes’in Tasnifi:
‘Eski Ahid, Yeni Ahid’

HADİS • Dr. Ahmet KILIÇ
28
Helal Kazancın Önemi, Sadaka ve Karz-ı Hasen

SOHBET • Muhammed İMAMOĞLU
31
Kur’an-ı Kerim’e Nazaran Sünnet-i Seniyyenin Yeri

FIKIH •Yusuf KERİMOĞLU
37
Ramazan-ı Şerif Ayı, Oruç İbadeti ve Takva

RİSALE • Mehmet TAŞKIN
41
Risâle-i Rûmî Efendi El-Akhisârî İkinci Kısım:
Vasiyet, Defin ve Telkin

KİTAP • Nizameddin DEMİR
45
Mescid-i Aksâ Şuûru
 

 

 

 


Sadece Abonelere Gönderilen Aylık İslâmi Eğitim Dergisi...

Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında mektep olan Misak Mecmuası, hizmetine devam etmektedir. Yayın siyasetini; velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkının yerleştirilmesi esasına göre tanzim eden bu mecmua, Allahü Teâla (cc)’nýn inâyeti ve abonelerinin gayretiyle yirminci hizmet yılına devam ediyor.

Misak Dergisi gazete bayilerinde ve kitapçılarda satılmaz.

Yurt içinden abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (60 YTL.) en yakınınızdaki PTT'den Posta çekiyle Misak Mecmuası'ının 499943 no'lu hesabına yatırmanız ve telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir. (EFT için: Karar A.Ş., Türkiye İş Bankası, Necatibey Şubesi, 4222 0281957)

Yurt dışından abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (30 EURO veya döviz karşılığını) İş Bankası 4222 30103366293 No'lu Necatibey Şubesi Döviz Hesabına (DTH) yatırmanız ve dekontunun fotokopisini göndermeniz veya telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir.

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye 06430 ANKARA Tel: (+90 312) 230 65 27 - 231 04 07 Fax: 229 87 22


 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle