N. Mehmet SOLMAZ
Hz. Musa’ya (as) Tevrat indirilmeden önce, İsrailoğulları arasında yaygın olan ve sistemleşen Kabbala ideolojisi, mukaddes metinlerin tahrifine vesile olmuştur. Hz. Musa’nın (as) vefatından sonra, ‘Kabbala hareketi’ Yahudiler arasında yayılmış ve bu hareketin önderleri Tevrat’ı tahrif etmişlerdir. Haham Nasi Yuda’nın ‘Talmud’u kaleme almasından sonra, ‘Yahudi’ tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Kanun anlamına gelen Talmud, iki kısımdan oluşur. Asıl kısmı oluşturan ‘Mişna’ ile yorum şeklinde olan ‘Gamera’ tıpkı mukaddes metinler gibi muamele görmüşlerdir. Bazı uzmanların ‘Kabbala’ hareketini büyü, sihir ve şeytani güçlerle temas kurma sanatı olarak tarif ettikleri malûmdur. Hz. Süleyman (as) zamanında ‘ağızdan kulağa’ anlamında kullanılan Kabbala terimi, tamamen ‘sır’ esasını ifade eden bir terimdir. Bu sırların ”Jerusalem Lodge”nin sahibi kabul edilen üç haham tarafından ezbere bilinen (yazılı olmayan) sırlardır. Bu üç hahamdan biri öldüğünde ‘Sanhedrin’ (70’ler meclisi) içinden şeçilen bir aday aynı sırları devralır.
Tahrif Edilen Kitab-ı Mukaddes’in Tasnifi:
‘Eski Ahid, Yeni Ahid’
KUR’AN-I KERİM’de dört mümtaz aile haber verilmiştir. Bunlar Âdem, Nuh, İbrahim ve İmran aileleridir. (Bakınız, Al-i İmran, 3/33) İmran ailesinden İmran’ın hanımı hamile idi. Allah’a şöyle dua etti:
“Ey Rabbim! Karnımda olanı sadece sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul buyur. Doğrusu işiten ve bilen Sensin.” (Al-i İmran, 3/35)
Çocuğunu doğurdu.
Yine Rabbine niyaz etti:
“Ey Rabbim! Kız doğurdum. Erkek kız gibi değildir.
Ben ona Meryem adını verdim. Ben onu da soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırırım.” (Al-i İmran, 3/36)
Annesi, Meryem’i mabede bağışladı.
Zekeriyya (a.s) Meryem’i himayesine aldı. Çünkü Zekeriyya (a.s) Meryem’in teyzesinin kocası idi.
Meryem, Zekeriyya (a.s)’ın himayesinde büyüdü.
Zekeriyya (a.s) mabede her girişte onun yanında yiyecek bulurdu.
“Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi.
Meryem de “Allah katından” cevabını verirdi. (Al-i İmran 3/37)
Melekler Meryem’e Seslendiler
Meryem büyüdü, genç kız oldu. Melekler kendisine göründüler, dediler:
“Ey Meryem! Allah seni seçip temizledi, dünyaların kadınlarından üstün tuttu.
Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, rüku edenlerle birlikte rüku et.” (Al-i İmran, 3/42, 43)
İSA
Melekler, Allah’ın Meryem’e verdiği değeri ona anlattıklarından sonra “Oğul İsa” müjdesini şöyle veriyorlar:
“Ey Meryem! Allah sana kendinden bir sözü, adı Meryem oğlu İsa olan Mesih’i, dünya ve ahırette şerefli ve Allah’a yakın kılınanlardan olarak müjdeler.” (Al-i İmran, 3/45)
Meryem’e müjdelenen oğul İsa, dünyada da, ahırette de şereflidir.Allah’a yakın olanlardandır.
Melekler, oğul İsa’nın özellıklerini şöyle anlatıyorlar:
“İnsanlarla beşikte iken de, yetişkin iken de konuşacaktır. O, iyilerdendir.” (Al-i İmran, 3/46)
Meleklerin Meryem’e dediklerine göre, müjdelenen oğul İsa üstün meziyetlere ve niteliklere sahip olacaktır.
Ama Meryem evlenmemiştir. Bakiredir. Nasıl çocuğu olacaktır? Meryem hayret ve korku içindedir.
Sorar:
“Rabbim! Bana bir insan dokunmamış iken nasıl çocuğum olabilir?”
Cevap anında verilir:
“Allah dilediğini böylece yaratır.
Bir işin olmasını dilerse ona ‘ol’ der ve olur.” (Al-i İmran: 3/47)
Meryem bu cevabı alır .Kaderine boyun eğer.
OĞUL İSA’NIN YETENEK VE MUCİZELERİ
Melekler, oğul İsa’nın yeteneklerini,İsrail oğullarına peygamber olacağını, Allah’ın izni ile mucizeler göstereceğini de Meryem’e şöyle bildirirler:
“(Allah), O’na kitabı, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek.
İsrail oğullarına şöyle diyen bir peygamber kılacak:
Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim.
Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim. Allah’ın izniyle hemen kuş olacaktır.
Anadan doğma körleri, alacaları iyi edeceğim.
Allah’ın izniyle ölüleri dirilteceğim.
Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim.
İnanmışsanız bunda size delil vardır.
Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size yasak edinenlerin bir kısmını helal kılmak üzere Rabbinizden size bir ayet getirdim.
Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin, doğru yol budur.” Al-i İmran: 3/48-51)
İffetli, temiz, dünyaların en üstün hanımı Meryem, dünyaların en üstün insanlarından, Allah’ın kendisine peygamberlik verdiği, mucizelere sahip kıldığı, Ruhulkudüsle desteklediği İsa’ya gebe.
Meryem’in İsa’ya gebe kalması bir mucize.
İsa’nın beşikte konuşması bir mucize.
İsa’nın çamurdan yaptığı kuş’a üfürmesi ile kuş’un canlanması bir mucize.
İsa’nın anadan doğma körleri, görür hale getirmesi, alacaları iyi etmesi bir mucize.
İsa’nın ölüleri diriltmesi bir mucize.
İsa’nın insanların yediklerini ve evlerinde sakladıklarını haber vermesi bir mucize.
MUCİZE
Mucize olağan üstü bir haldir. İnsan gücü ile yapılamaz Fizik kanunları ile açıklanamaz.
Mucize, Allah’ın sonsuz gücü ve dilemesi ile peygamberin elinde ve çevresinde meydana gelir.
Mucize, peygamberlerin, peygamberlik belgesidir. Peygamber olmayanlar mucize gösteremezler.
ALLAH DİLEDİ
Allah diledi. Adem atamız anasız babasız topraktan yaratıldı.
Allah diledi. Meryem İsa’ya gebe kaldı.
Allah diledi. İsa analı fakat babasız dünyaya geldi.
Allah, İsa’nın yaratılışına Adem atamızı örnek gösterdi. Buyurdu:
“Allah’ın katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir.
Allah onu topraktan yarattı.
Sonra ona ‘ol’ dedi ve oluverdi.” (Al-i İmran: 3/59)
MERYEM UTANILACAK BİR ŞEY YAPTIN
Meryem’in İsa’ya gebe kalışından sonrası Meryem suresinde şöyle anlatılır:
“Meryem oğlana gebe kaldı, o haliyle uzak bir yere çekildi.
Doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine gitmeye mecbur etti.
“Keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim” dedi.
Meryem çocuğunu doğurunca kavminin karşısına nasıl çıkacaktı? Babasız doğurduğu çocuğu nasıl anlatacaktı?
Allah’ın himayesi Meryem’in imdadına yetişti. Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi:
“Sakın üzülme! Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır.
Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.
Ye, iç. Gözün aydın olsun.
İnsanlardan birini görecek olursan, “Ben Rahman’a oruç adadım bugün hiçbir insanla konuşmayacağım” de.
Meryem çocuğunu doğurdu. Kavmine getirdi. İlâhi emre uydu. Hiç kimse ile konuşmadı.
Kavmi Meryem’in kucağında ki çocuğu gördü. Durmadı, konuştu:
“Meryem! Utanılacak bir şey yaptın.
Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
Beşikte İken Konuştu
Meryem, kavminin sözlerine karşı bir şey diyemedi. Kendisine konuşmama emri verilmişti.Sadece eliyle çocuğunu işaret etti. Kavmi, Meryem’in işaretinden çocukla konuşmalarını anladı:
“Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz? Dediler.”
Allah konuş dedi. Beşikteki çocuk konuştu.Konuşması bir mucize idi.Şöyle dedi:
“Ben Allah’ın kuluyum.
Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı.
Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı.
Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti.
Beni bedbaht bir zorba kılmadı.
Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun” (Meryem : 19/16-33)
Melekler, Meryem’e oğul İsa müjdesini verirken ona:
“İnsanlarla beşikte iken de, yetişkin iken de konuşacaktır” demişlerdi. İsa bebek iken ana kucağında konuştu. Vaktı ile meleklerin verdiği haber tahakkuk etti.
İsa’nın beşikte iken konuşması bir mucizedir. Allah sonsuz güç ve irade sahibidir. Diledi; İsa’ya konuş dedi, İsa da beşikte iken konuştu.
İsa (a.s) Peygamberlik Vazifesine Başlıyor
İsa büyüdü. Yetişkin oldu. Allah ona peygamberlik verdi.
İsa (a.s) peygamberlik vazifesine başladı.
İsa (a.s)’nın peygamber olarak gönderilmesini Allah şöyle bildirdi:
“Kendinden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak peygamberlerin izleri üzerine, Meryem oğlu İsa’yı arkalarından gönderdik.
Ve ona içinde doğruya rehberlik ve nur bulunmak, önündeki Tevrat’ı tasdik etmek, sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere incili verdik.” (Maide: 5/116)
Allah, İsrail oğullarına arka arkaya peygamberler gönderdi . Bu peygamberlerden birisi de İsa (a.s) dır.
İncil
İsa (a.s), İsrail oğullarına gönderilen bir peygamberdir. Musa(a.s) ve Davud (a.s) yanında kendisine ilahi kitap verilen üçüncü peygamberdir.
İsa (a.s)’ya verilen ilahi kitabın adı “İncil” dir.
İncil, aydınlatıcı bir nurdur.
Tevrat’ı tasdik etmektedir.
Peygamberimiz Muhammed (s.a.v)’in geleceğini müjdelemektedir.
Allah’tan korkan kullar için bir hidayet rehberi ve öğüttür.
Allah , Meryem oğlu İsa (a.s)’ya bir hayat nizamı olarak İncil kitabını verdi.
İsa (a.s)’nın peygamber olması ve O’na İncil’in verilmesi ile İsrail oğullarının İsa (a.s)’ın peygamberliğini kabul etmeleri ve İncil kitabının hükümlerine göre yaşamaları gerekirdi. Çünkü peygamberlere ilahi bir kitabın verilmesinin sebebi budur.
Nitekim İsa (a.s)’ya peygamberlik vazifesinin verildiğini bildiren ayetin devamındaki ayette Allah İncil ile hükmetmeyi emretmektedir. Allah şöyle buyurur:
“İncil ehli, Allah’ın onda indirdikleri ile hükmetsin.
Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir.” (Maide: 5/47)
İsa (a.s) geçmiş peygamberlerin izinde olmakla beraber bağımsız bir şeriatla gönderilmiş bir peygamberdir. Yahudilik bununla son bulmuş, yani neshedilmiş (hükmü kaldırılmış) tır.
Bundan böyle İsa (a.s) ve İncil’in tasdikini düşünmeden Tevrat ile doğrudan doğruya genel olarak amel etmek caiz değildir. İsa (a.s) ve incili tanımayıp Yahudilikte ısrar ve iddia edenler gerçekte kafir ve zalimlerdir.(1)
Allah’ın hükmüne iman ettiği halde o hükümden dışarı çıkmış, isyan eden kimse fasıktır.
Allah’ın hükmünü kalben tanımamak veya küçümsemek ile imandan çıkmış olan da kafirdir.
Küfürleri ilahi hükmü inkar etmelerinden veya hakir görmelerinden; zâlimlikleri hak olan ilahi hükmü atıp başka hükümler ile hükmettiklerinden, fasıklıkları da hak hükümden çıktıklarından dolayıdır.(2)
Muhammed (s.a.v) peygamberliğinin ve Kur’an’ın hak kitap olduğunu kabul etmeyenler de kafir ve zalimlerdir.
Yahudiler ve Hıristiyanlar zamanında Tevrat ve incil’in esaslarına bağlanmadıkça bir şey olmadıkları gibi İslam’dan sonra da Muhammed (s.a.v)’in peygamberliğine, Allah’tan ona indirilen Kur’an’ın hükümlerine bağlanmadıkça bir şey değillerdir.(3)
İncil, Allah tarafından İsa (a.s)’ya verilen bir kitaptır.
İncil, İsa (a.s)’ya inzal olmuş bir ilahi kitaptır.
İncil’in inzal olduğunu bildiren ayetlerden biri şöyledir:
“Kendisinden önceki kitapları tasdik eden kitabı ( Kuranı) hak ile indirdi.
Daha önce, insanlara doğru yolu göstermek içi Tevrat ve İncil’i indirmişti.
O doğruyu yanlıştan ayıran kitabı indirdi.
Doğrusu Allah’ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli azap verdır.
Allah güçlüdür. (inkar ve isyanın) öcünü alır” (Al-i İmran: 3/4)
NÜZÜL ZAMANLARI VE ŞEKİLLERİ
İncil ve Tevrat toptan bir defa da nazil olmuştur.
Kur’an ise, 23 sene devam eden bir zaman dilimi içinde ayet ayet, sure sure nazil olmuştur.
İSA (a.s)’NIN VAZİFESİ
İsa (a.s)’nın vazifesi, her peygamberin vazifesi gibidir. İnsanları Alah’ın yoluna çağırmak, onlara Allah’ın emirlerini tebliğ etmektir.
Kur’an-ı Kerimde İsa (a.s), İnsanlara Allah’ın emirlerini şöyle bildirir:
a)- “Allah’tan korkunuz. Bana itaat ediniz.,
Şüphe yok ki, Allah hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbinizdir.
Öyle ise O’na ibadet edin. Doğru yol işte budur.” (Al-i İmran: 3/50, 51)
*
b)- “İsa apaçık delillerle geldiğinde şöyle dedi:
Muhakkak ben, size hikmetle ve ihtilaf ettiklerinizin bir kısmını açıklamak için geldim. Allah’tan korkunuz. Bana itaat ediniz.” (Zuhruf: 43/63)
*
c)- “ Ey İsrail oğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet ediniz, dedi.” (Maide: 5/72)
*
d)-“Hani Meryemoğlu İsa da:
Ey İsrail oğulları! Ben, benden önceki Tevratı tasdik etmek ve benden sonra gelecek, adı “Ahmed” olan peygamberi müjdelemek üzere size Allah’ın Rasûlüyüm”demişti.
Onlara apaçık delillerle geldiğinde “Bu apaçık bir sihirdir, demişlerdi.” (Saf: 61/6)
İsa (a.s) Allah’tan aldığı peygamberlik vazifesini hakkı ile yaptı. İsrail oğullarının inanması için Allah’ın yardımı ve dilemesi ile mucizeler gösterdi:
Allah’ın yardımı ve dilemesi ile ölüleri diriltti, körlerin gözlerini açtı, alaca hastaları sağlığına kavuşturdu.Çamurdan kuş yaptı, üfledi, kuş canlanıverdi. Evlerinde yediklerini ve biriktirdiklerini haber verdi.(5)
İsrail oğulları, İsa (a.s)’ın peygamberliğini kabul etmediler, inanmadılar, mucizelerine sihir dediler. (Maide: 5/110, Saf: 61/6)
YARDIMCILARIM NEREDE?
İsrail oğulları, İsa (a.s)’nın peygamberliğine inanmadıkları gibi, çalışmalarına da engel olmaya başladılar. Zorluk çıkardılar. İsa (a.s) İsrail oğullarının inkarina karşılık inananlardan yardım istedi:
“Allah için benim yardımcılarım kimlerdir.?” dedi.
İsa (a.s)’ya inanan insan çok azdı. İnananların ileri gelenlerinden “Havariler” İsa (a.s)’nın sorusuna şöyle cevap verdiler:
“Biz Allah yolunun yardımcılarıyız. Allah’a inandık. Sen şahit ol ki, biz Müslümanız” (Al-i İmran: 3/52)
Havariler imanlarını ikrar ettiler, İsa (a.s)’ya yardımcı olacaklarını söylediler. El açıp Allah’a şöyle dua ettiler:
“Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.” (Al-i İmran: 3/53)
Biz de havarilerin duasını yapalım:
Rabbimiz! Senin indirdiğine inandık. Peygamberin Muhammed (s.a.v)’e uyduk, dinine teslim olduk. Bizi şahitlik edenlerle beraber yaz. (Amin)
İSRAİL OĞULLARI, İsa (a.s)’yı Öldürmek İstediler.
İsa (a.s)’nın yanında az inananı vardı. Karşısında ise azgın bir düşman topluluğu vardı. İsrail oğulları İsa (a.s)’nın peygamberliği ile, tahrif ettikleri ve bir kenara attıkları Tevrat’a görünüşte sarıldılar. Bizim dinimiz ve kitabımız var dediler.
Zaman içerisinde düşmanlıklarını daha da artırdılar, İsa (a.s)’nın canına kasdettiler. Zaten peygamber öldürmeye alışkın insanlardı.
İsa (a.s)’yı öldürmek için tuzak kurdular. Allah İsa (a.s)’yı korudu.Allah tarafından İsa (a.s)’a benzetilen bir İsa düşmanını öldürdüler.İsa’yı öldürdük diye sevindiler.
Allah, Yahudilerin İsa (a.s)’yı öldüremediklerini Kur’an’da şu ayetlerle bildirir:
“Allah’ın Rasûlü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük” demeleri sebebiyle (onları lanetledik). O’nu öldürmediler de asmadılar da. Ancak onlara benzetildi.
O’nun hakkında ihtilaf edenler şüphe içindedirler.
Zanna uymaktan başka onların hiçbir bilgisi yoktur.
Onu yakinen kesin olarak öldürmediler.
Ancak Allah onu kendi kaldırmıştır.
Allah azizdir, Hakimdir.” (Nisa:4/157-158)
Yahudiler, İsa (a.s)’yı öldürmek istediler. Allah’ın koruması ile öldüremediler.Allah’ın Ona benzettiği birini öldürdüler. Allah, İsa (a.s)’ı kendine kaldırdı. Nasıl kaldırdı? Bilmiyoruz. Çünkü Allah nasıl kaldırdığını bildirmiyor.
İsa (a.s)’nın çarmıha gerilip işkenceler altında öldürüldüğünün aslı, esası yoktur.
İSA (A.S)’NIN MUCİZELERİ TAHAKKUK EDİYOR
Meleklerin Meryem’e, oğul İsa müjdesini verirken, İsa (a.s) hakkında bildirdikleri bütün bilgiler tahakkuk etti:
Beşikte konuşacak, dediler.
Allah’ın izni ve yardımı ile beşikte iken İsa (a.s) konuştu.
İsrail oğullarına peygamber olacak, dediler.
Allah, İsa (a.s)’yı İsrail Oğullarına peygamber olarak gönderdi.
Mucizeler gösterecek, dediler.
Allah’ın izni ve yardımı ile İsa (a.s) mucizeler gösterdi:
Ölüleri diriltti, hastaları iyi etti. Çamurdan yaptığı kuş suretine üfledi,kuş canlanıverdi.
Allah’ın emri ile, İsrail Oğullarını Allah’tan korkmaya ve Allah’a ibadet etmeye çağırdı.
Kendinden önce gönderilen Tevrat’ı tasdik etti
Kendinden sonra gelecek olan Muhammed (s.a.v)’in peygamberliğinin müjdesini verdi.
Allah, İsa (a.s)’ya peygamberliği yanında dört büyük kitaptan biri olan İncil’i verdi.
TEVRAT’A VE İNCİL’E
GEREĞİNCE UYMADILAR
Yahudiler, Tevrat’a gereğince uymadılar.
Hıristiyanlar, İncil’e gereğince uymadılar.
Yahudiler, İncil gelince onu kabul etmediler.
Yahudiler ve Hıristiyanlar Allah tarafından Muhammed (a.s)’a indirilen Kur’anı kabul etmediler.
Yahudilerin ve Hıristiyanların durumunu Allah şöyle bildirir:
“Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i, kendilerine Rablerinden geleni ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından yerlerdi…” (Maide: 5/66)
Tevrat’ın ve İncil’in içermiş olduğu ilâhî esaslara uysalardı, ilâhî anlaşmaları yerine getirselerdi, dinlerine sahip olurlardı, Muhammed (s.a.v) gelince de ona iman ederler ve kurtulurlardı.
Yahudiler Tevrat’ın, Hıristiyanlar İncil’in hükümlerine zamanında uymadılar, ilâhî yardımı kaybettiler. Hakka uygun düşünmediklerinden ve yaşamadıklarından dolayı Muhammed (a.s)’in peygamberliğini tasdik edemediler, kafir ve zalim kaldılar.
Tevrat’ın nasıl bozulduğunu açıkladık.
İncil’in durumuna gelince daha kötüdür.
İsa (a.s):
“Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah’tır. O’na ibadet edin” diyor.
Hıristiyanlar, İsa’yı Tanrı yapıyorlar, Tanrı’nın oğlu yapıyorlar. Allah’tan başka İsa’ya, Kutsal ruh’a hatta Meryem’e, azizler’e tapınıyorlar. Tapınmalarını da İncil’e dayatıyorlar. Bu İncil’in bozulduğunu gösterir.
İsa (a.s), Allah bana namazı, zekatı emretti, diyor.
Hıristiyanlarda namaz, zekat olmadığına, İncil’de namaz, zekat emri bulunmadığına göre, İncil bozulmuştur.
İNCİL’İN İSA (A.S)’YA İNİŞİ
Hıristiyan kaynakları İncilin İsa (a.s)’ya inişine yer vermez. Ancak Barnabas İncilinde, İncilin İsa (a.s)’ya inişi ile ilgili bir bilgi vardır. Onu alıyorum:
“Otuz yaşına gelmiş olan İsa kendisinin bana söylediğine göre, annesi ile zeytin toplamak için zeytinlik dağına çıktı. Sonra öğleyin dua ederken “Rabb Rahmetle… sözlerine geldiğinde çevresini oldukça aydınlık bir nur ve sonsuz sayıda, ‘Allah’ı tesbih ve tazim ederiz’diyen melekler sardı.
Melek Cebrail ona ışıkdan bir aynaymış gibi bir kitap sundu. İnsanın kalbine inen bu kitapla Allah’ın neler yaptığının, neler dediğinin ve neler irade buyurduğunun bilgisini aldı. Öyle ki:
“İnan Barnabas, her peygamberlikte her peygamberi öylesine biliyorum ki söylediğim her şey şu kitaptan geliyor.” şeklinde bana anlattığı gibi her şey açık ve çıplak önüne kondu.
Bu vahyi alan ve İsrail Oğulları’na gönderilen bir peygamber olduğunu anlayan İsa her şeyi annesi Meryem’e anlattı ve Allah’ın şanı için büyük eziyetlere katlanması gerektiğini ve kendisine hizmet için daha fazla yanında kalamayacağını söyledi. Bunun üzerine Meryem şöyle karşılık verdi:
“Oğul, sen doğmadan önce her şey bana anlatıldı. Allah’ın yüce adını tesbih ve tazim ederim” İsa hemen o gün peygamberlik görevini yapmak üzere annesinden ayrıldı.”(6) İsa (a.s), Barnabas İncilinde, kendisine Tanrının oğlu diyecek ve İncili tahrif edecekler hakkında şöyle der:
“Benim Senin oğlun olduğumu yazdıkları zaman, Bana verdiğin İncili’ni tahrif edecek olan herkesi Sen ebediyyen lanetle.”(7)
Hıristiyanlar, Barnabas İncil’ini kabul etmezler. Bu İncilin uydurma olduğunu iddia ederler.Barnabas İncil’i hakkında bilgi sunmaya çalışacağız. Allah’ın İsa (a.s)’ya inzal ettiği İncile ne oldu, bilemiyoruz. Barnabas İncil’i dahil bütün İnciller sonradan İnsanlar tarafından yazılmıştır.
ELDEKİ İNCİLLER,
İSA (A.S)’YA İNDİRİLEN İNCİL DEĞİLDİR
Büyük İslam âlimi merhum Alûsî der ki:
“İsa’ya verilen İncil, bugün Hıristiyanların elinde bulunan onun doğumu kıssası ile, uydurulan çarmıha gerilme kıssasını içine alan İnciller değildir.”(8)
Elmalılı merhum da şöyle diyor:
Bugün Hıristiyanların elinde resmi olarak Matta, Markos, Luka ve Yuhanna adıyla dört İncil vardır ki, isimlerinden ve içindekilerden de anlaşılacağı üzere hepsi sonradan yazılmıştır.
Bunlar, Hz. İsa’nın biyoğrafisini anlatan kitaplardır. Tarihlerin beyanına göre bu dört İncil, Konstantin zamanında ilk oluşturulan Sinod’da bir çok İncil içinden seçilmiştir. Nitekim Arapça ya da tercüme edilmiş olan “Barnaba İncili” adındaki resmi olmayan İncil ile diğerleri arasında çok büyük farklar vardır.
Söz konusu bu dört İncil’de Hz. İsa’nın öğütleri çerçevesinde yazılmış olan va’zlar hakiki İncil ayetlerinin manalarını ihtiva eden güzel sözler bulunmakta ise de, bunların hepsinin değişime uğradığı, birbiriyle mukayesinden anlaşılacak kadar açıktır.
En anlaşılır olanı da tevhid ruhunun değiştirilmiş, teslise (üçlemeye) çevrilmiş bulunan noktalardır”(9)
HIRİSTİYANLAR, İNCİL’İN İSA (A.S)’YA
VERİLİŞİNİ KABUL ETMEZLER
Hıristiyanlar, İsa (a.s)’ya İncil indiğini kabul etmezler.
Onlara göre İsa’ya İncil indi demek, İsa’yı Tanrılıktan indirmek demektir. İsa Tanrıdır. İncil almaz. İncil indirir.
Kur’an’ın, Alah’ın İsa (a.s)’ya İncil indirdiği haberini kabul etmezler.
Bunlardan bir kilise teşkilatının başı ve papazı olan, idare yeri İsviçre olup, İstanbul’da hazırlanıp basılan, üç ayda bir yayınlanan “Yaklaşım”adlı misyoner dergisinde, Müslümanların İsa (a.s)’ya İncilin inmesi ile ilgili inancı ile alay edercesine soruyor:
“İsa’ya inen İncil nerede?”
Hıristiyanların yok ettiği İncil’in hesabını Müslümanlardan sormaya kalkan bu papaza bizim sormamız lazımdır:
Allah’ın Muhammed (s.a.v)’e indirdiği bizim kitabımız Kur’an, indirildiği gibi şu anda elimizde duruyor.
Siz Hıristiyanlar peygamberiniz olan İsa (a.s)’ya inen İncil’i ne yaptınız? Şimdi o İncil nerede?
Onu korumakla yükümlü siz Hıristiyanlar değil misiniz?
İsa Karataş adlı papaz İncil’in İsa (a.s)’ya inmesi ile ilgili Kur’an kursu, Din kültürü ve ahlak bilgisi kitapları ve ansiklopedilerdeki bilgileri tenkit ediyor, yazısını şöyle tamamlıyor:
“Ama herkes bilir ki, hiçbir peygambere gökten zembille kitap inmez ve inmemiştir. Her halde şu gerçeği kabul etmek zorundayız.: İncil İsa’ya indirilmemiştir. Çünkü hem İncil’e göre (Yuhanna:1/1-4), hem de Kur’an’ın bir ayetine göre (Nisa suresi,171) İsa Mesih “Allah’ın canlı sözü “ değil mi? Öyle ise Allah’ın ona ayrıca “İncil” indirmesine ne gerek var?
İşte bunu anladığımızda, “İsa’ya indirilen İncil seksen sene sonra Yahudiler tarafından değiştirildi” ya da “İncil’i Hıristiyan din adamları değiştirdiler” şeklinde çelişkili ve gerçek dışı iddialara başvurmanın gereksiz olduğunu göreceğiz.”(10)
İsa Mesih, Allah’ın “canlı sözü” imiş. Allah’ın canlı sözü ilah olunca Allah’ın yanında bir ilah daha oluyor: İlah İsa Mesih. Bu durumda papaz iki ilah’a inanıyor, Daha sonraları Kutsal ruh diye bir ilah daha icat ediyorlar. Üç ilah. Bunlar ayrı ayrı üç ilah. Fakat üçü bir ilahmış. Bunları “Teslis (Üçlü Tanrı İnancı) kitabımızda uzun uzun açıklamaya çalıştık.
Papaz İsa Karataş’ın İsa’nın tanrılığına kaynak olarak gösterdiği Yuhanna İncil’i (1/1-4) şöyledir:
“Kelam başlangıçta idi ve kelam Allah nezdinde idi ve kelam Allah idi.”
Kelam söz demektir. Allah’ın sözü Meryem’in rahmine girmiş. Orada cesetlenmiş, İsa Mesih olarak oradan çıkmış. Allah’ın sözü ilah olduğundan İsa da ilahmış.
“Üçlü Tanrı İnancı” kitabımızın 56. sayfasında İsa’ya tanrı denilmesinin 5inci sebebi olarak kelamı/sözü anlatmaya çalışmıştık. Oraya bakılabilir.
Allah sonsuz güç ve irade sahibidir. Bir şeye “ol” dediği zaman o şey olur. Âdem’e “ol” dedi.Adem atamız anasız, babasız oldu. Canlı, cansız bütün varlıkların ilk yaratılanları da Allah’ın “ol”emri ile oldular. İsa Aleyhisselam’a da Allah “ol” dedi. İsa Aleyhisselam da Meryem’in rahminde oldu. Vakti saati gelince de doğdu.
İsa (a.s), Allah’ın ol demesiyle ilah olmuşsa, Adem’e ve ilk varlıklara da ilah demek lazım gelmez mi?
Allah’ın onlara “ol” demesiyle, İsa’ya “ol” demesi arasında ne fark vardır?
Kelam=söz Allah’ın bir sıfatı olup varlığı ile var olduğuna göre, ilk varlıklarda ve Adem’de vazifesi ne ise İsa’da da odur.
Papaz İsa Karataş’ın “İsa’nın tanrılığı=Allah’ın canlı sözü” olduğuna delil olarak gösterdiği Kur’an’ın Nisa suresinin 171’inci ayeti şöyledir:
“Ey kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin.
Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin.
Meryem oğlu İsa Mesih Allah’ın peygamberidir.
Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur.
Allah’a ve peygamberlerine inanın.
(Allah) ‘üçtür’ demeyin.
Kendi yararınız için buna son verin.
Allah çocuğu olmaktan münezzehtir.
Göklerde olanlar da yerde olanlar da O’nundur.
Vekil olarak Allah yeter.” (Nisa:4/171)
Ayette belirtilen kitap ehli, Hıristiyanlardır.
Bu ayette Allah, Hıristiyanlara hitap etmekte ve yanlış inanışlarını açıklamaktadır.
Hıristiyanlar, Meryem oğlu Mesih İsa’ya ilah diyorlar.
Allah, ayette Mesih İsa’nın bir peygamber olduğunu bildiriyor.
Hıristiyanlar, tanrı baba, oğul, kutsal ruh’tur, üçtür, diyorlar.
Allah, ayette, “Allah üçtür” demeyin. Allah tek bir ilah’tır, diye bildiriyor.
Hıristiyanlar, İsa (a.s)’ ya Allah’ın oğludur, diyorlar.
Bu ayette Allah çocuğu olmaktan münezzeh olduğunu bildiriyor.
Bu ayette Allah, Hıristiyanlara taşkınlık yapmayın diyor.
Hıristiyanlar ise, Teslise, üçlü tanrıya inanmakla aşırı gidiyorlar. Hem Allah’a, hem Allah’ın kulu ve peygamberi İsa (a.s)’ya iftira ediyorlar, şirk’e düşüyorlar.
Papaz İsa Karataş ayette açık açık bildirilen gerçeklere uyup yanlış inancını düzelteceği yerde, gerçekleri bir tarafa itip;
“Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur” cümlesine takılıp kalıyor, bu cümleden İsa (a.s)’nın ilah olduğu anlamını çıkarıyor.
1- İsa (a.s), “Ben Allah’ın kuluyum” diyor. (Meryem: 19/30)
*
2- İsa (a.s), “Ey İsrail oğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak gönderdiği peygamberiyim” demişti. (Saf:61/6)
*
3- İsa (a.s), “Ey İsrail oğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa artık ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” (Maide: 5/72)
*
4-”Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır.
İkisi de yemek yerdi…” (Maide: 5/75
*
5-”Andolsun, ‘Allah, Meryem oğlu Mesihtir’ diyenler kesinlikle kafir oldu”. (Maide: 5/72)
*
6-”Andolsun, ‘Allah üçün üçüncüsüdür’ diyenler kafir oldu. Halbuki bir tek ilah’tan başka ilah yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, andolsun onlardan inkar edenlere elbette, elem dolu bir azap dokunacaktır.” (Maide: 5/73)
*
7-”Andolsun, Allah, ‘Meryem oğlu Mesih’dir’ diyenler, kesinlikle kafir oldular.
De ki:”Şayet Allah, Meyem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir?
Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Maide:5/17)
*
8-De ki: O, Allah’tır, bir tektir.
Allah Sameddir. (Her şey O’na muhtaç, O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)
Doğurmamış ve doğurulmamıştır.
Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir. (İhlas: 112/1-4)
Bu ayetler açık açık gösteriyor ki:
Allah’tan başka ilah yoktur. Allah birdir, eşi ve benzeri yoktur.
İsa (a.s), Allah’ın kulu ve peygamberidir.
Papaz İsa Karataş, bu ayetleri nazar-ı dikkate almıyor, “Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur” ifadesini, İsa’nın Tanrılığına delil olarak ileri sürüyor.
Allah bir şeye “kün=ol” dediği zaman, o şey oluverir. Konu ile ilgili iki ayet meali verelim:
1-“ O göklerle yerin yaratanıdır. Bir şeyin olmasını istedi mi ona yalnız “ol” der, o da oluverir.” (Bakara: 2/117)
2-“Muhakkak, Allah indinde İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Âdem’i topraktan yarattı,sonra ona “ol” dedi. O da oluverdi.” (Âl-i İmran: 3/59)
Allah “ol” dediği zaman varlık vücut buluyor.Allah ruhundan üflediği zaman vücut canlanıyor.Buna da Kur’an-ı Kerimden örnek verelim:
1- “Hatırla ki bir vakitler Rabbin meleklere, “Ben kuru çamurdan, şekillenmiş balçıktan bir insan yaratacağım.”
“Onu düzelttiğim ve kendi ruhumdan ona üfürdüğüm vakit, siz hemen onun için secdeye kapanın.” (Hicr:15/28,29)
*
2- “O kadını (Meryem’i) hatırla ki, ırzını lazım geldiği gibi korumuş, biz de ruhumuzdan üflemiş, hem kendisini, hem oğlunu âlemlere ibret yapmıştık. (Enbiya:21/91, ayrıca bakınız: Secde: 32/8,9, Sad: 38/73)
İsa (a.s), Allah’ın “ol” emri ile babasız olduğu için kendisine “kelime=söz” dendi.
Allah ruh verdi.İsa (a.s) ana rahminde canlanıverdi.
İsa (a.s), Allah kendisine ruh verdiği için, kendisine “Allah’tan bir ruh” dendi. Her canlıda da Allah’tan bir ruh vardır.
İsa (a.s)’nın oluşumu, Meryem’in İsa ( a.s)’a gebe kalması bir mucizedir.
Burada İsa (a.s), Allah’ın mucizesinin üzerinde uygulandığı bir varlık durumundadır.
Allah “ol” demeseydi, İsa olamazdı.
Allah “ruh” vermeseydi, İsa canlanamazdı.
İsa (a.s)’nın sahip olduğu bütün meziyetler ve mucizeler, kendisine Allah’ın bir vergisidir. Allah vermeseydi, İsa (a.s), bunların hiç birine sahip olamazdı.
İsa (a.s), Allah’ın ruhu değil, Allah’tan bir ruhtur. Bu ruh bütün canlılarda vardır. Bu ruh sayesinde bütün varlıklar canlıdır. Allah bu ruhu hangi varlıktan alırsa o varlık yaşayamıyor, ölüyor.Ruh gidince vücut ta cansız kalıyor.
Hakikatler ortada iken, Hıristiyanların büyük çapta Paul’un kendileri için hazırladığı “Üçlü Tanrı İnancı”nı gerçek kabul etmeleri, bunun için de uçan kuştan bile medet beklemeleri, kelime, deyim ve cümlelerden kendilerine anlam çıkarmaları, düştükleri yanlış ve batıl yolda bocalamalarının bir neticesidir.
Papaz İsa Karataş batıl inancına, Kur’an-ı Kerimden dayanak aramaktadır. Fakat bulamayacaktır. Çünkü Kur’an-ı Kerim Allah kelamıdır.Bu Allah kelamında gerçeğe aykırı hiçbir şey bulamazlar.
İsa (a.s), Allah’ın “ol” emri ile olmuş, Allah’ın ruh vermesi ile de anne karnında canlanıvermiş,vakti saati gelince de doğmuştur.
İsa (a.s) Allah’ın kulu ve peygamberidir. Allah tarafından kendisine İncil adında İlahî bir kitap verilmiştir. Bugün Hıristiyanların ellerinde bulunan İnciller Allah’ın İsa (a.s)’ya verdiği İncil değildir. Gerçek budur.
Bugün elde bulunan İncilleri incelemeye başlayabiliriz. Başta İnciller olmak üzere Hıristiyanların ellerinde bulunan kitapların adına “Ahd-i cedid=Yeni ahid” denir.
HIRİSTİYANLARIN Yeni Ahit kitapları İsa (a.s)’dan sonra yazılan kitaplardır.
Yahudiler bu kitapları ilâhî kitaplar olarak kabul etmezler.
Biz Müslümanlar da bu kitapların İsa (a.s) dan sonra insanlar tarafından yazıldığını, Allah’ın İsa (a.s)’a indirdiği İncil kitabı olmadığına inanırız.
Yeni Ahit Kitapları
1- Mattaya Göre İncil
2- Markosa Göre İncil
3- Lukaya Göre İncil
4- Yuhannaya Göre İncil
5- Resullerin İşleri
6- Pavlusun Romalılara Mektubu
7- Pavlusun Korintoslulara Birinci Mektubu
8- Pavlusun Korintoslulara İkinci Mektubu
9- Pavlusun Galatyalılara Mektubu
10- Pavlusun Efesoslulara Mektubu
11- Pavlusun Filipililere Mektubu
12- Pavlusun Koloselilere Mektubu
13- Pavlusun Selaniklilere Birinci Mektubu
14- Pavlusun Selaniklilere İkinci Mektubu
15- Pavlusun Timoteosa Birinci Mektubu
16- Pavlusun Timoteosa İkinci Mektubu
17- Pavlusun Titusa Mektubu
18- Pavlusun Filimona Mektubu
19- İbranilere Mektubu
20- Yakubun Mektubu
21- Petrusun Birinci Mektubu
22- Petrusun İkinci Mektubu
23- Yuhannanın Birinci Mektubu
24- Yuhannanın İkinci Mektubu
25- Yuhannanın Üçüncü Mektubu
26- Yahudanın Mektubu
27- Yuhannanın Vahyi
Bu Kitaplar Hıristiyanlığa Ait Kitaplardır.
Dört İncil’de Karar Kılmışlar
Hıristiyanlar, Allah’ın İsa (a.s)’a İncil kitabını verdiğini kabul etmezler. Çünkü onlara göre İsa peygamber değildir. Tanrının oğlu, Tanrıdır. Tanrı kitap almaz. Tanrı kitap verir, derler.
Hıristiyanlar, İncilin İsa (a.s)’a inişi konusundaki Müslüman inancını alaylı bir şekilde reddetmek için, “Bizde öyle gökten nazil olmuş kitap yok. Gökte matbaa yok. Bizde İncil namıyla yazılmış kitapların adedi pek çok. İlim heyeti, vakit vakit birini alır, diğerini bırakırdı. En nihayet Matta, Luka, Markos, Yuhanna adlı zatların yazdıkları dört kitap İncil olarak kabul olundu.” derler.(11)
Müslümanlarla alay etmek için gökte matbaa yok derlerken, çok İncil’in yazıldığını da itiraf etmek mecburiyetinde kalırlar. Hıristiyan bilginler birini alır, diğerini bırakırlarmış. Nihayet dört İncil’de karar kılmışlar.
Kutsal Kitapların Yazılma Zamanı
Bir misyoner propaganda mektubunda şöyle yazılıdır:
“İncil kitabı, İsa Mesih’in dünyadaki hayatından daha sonra, Yunanca olarak yazılmıştır. O zamanlar bu lisan insanlar tarafından en çok bilinen bir lisandı.
İsa Mesih’in doğumundan aşağı yukarı 100 yıl sonra Kutsal Kitab’ın (Eski ve Yeni Ahit) hepsi tamamlanmıştı.
Hz. Musa tahminen Mesih’ten 1500 yıl önce yaşadığına göre, Kutsal kitab’ın 1600 senelik bir zaman içinde meydana geldiğini söyleyebiliriz.
Bütün bu zaman içinde, başka kitaplar da yazıldı, ama onlar Allah’ın sözü sayılmaz. Allah’ın ruhunun yönetiminde olan imanlılar çok çabuk o kitapların Kutsal Kitab’a ait olmadıklarını bildiler. Allah’ın sözü kilise başkanlarının kararlarıyla değil, Allah’ın yönetimiyle hazırlanmıştır.”(12)
Allah’ın ruhunun yönetiminde olan imanlılar, kimlerdir? Dilimizde bir söz vardır. “Kerameti kendinden menkul şeyh.” Kerametini kendi söyleyen şeyh. Bunlar da öyle…
Kilise aleyhtarı bir Hıristiyan teşkilatı tarafından hazırlanan bu mektupta “Allah’ın sözü kilise başkanlarının kararlarıyla değildir, diyor. Cümle âlem biliyor ki, Yeni ahit kitapları kilise konsillerince kabul edilmiş ve tasdik edilmiştir.
İncil Değiştirilmemiş
Bu propaganda mektubunda İncil’in değiştirilmediği hakkında şöyle denir:
“Bugün bir çok vatandaşlarımızın küçükten beri beyinleri yıkanmıştır. İncilin değiştirilmiş olduğuna bilimsel ve tarihsel bir delil bulunmadığı halde, bir çok yurttaşımızın böyle inanmaları gerçekten çok üzüntü vericidir.
Gerçeği samimiyetle aramak isteyen kimseler, bu iddiaların iftiradan başka bir şey olmadığını göreceklerdir. Her şeyden önce İncil kitabı tarafsızca okunduğunda yüce Tanrı, İncil’in değişmediğini ve bizzat kendi sözü olduğunu insanın kalbinde belli eder.”(13)
Propagandacının İncil’in değişmediği iddiasını, propaganda cümleleri yalanlamaktadır:
Biz Müslümanlar Allah’ın İsa (a.s)’a İncil adında bir kitap verdiğine inanırız.
Siz Hıristiyanlar, İsa’yı tanrı yaptınız. Kitabını da tanrı kitap verir, kitap almaz diye yok ettiniz.
Eldeki İnciller,İsa (a.s)’dan sonra yazılmıştır.
İnsanlar tarafından yazılan İncillerin Allah tarafından İsa (a.s)’a verilen İncil ile hiçbir ilgisi yoktur.
İncil adı ile yazılmış kitaplar pek çokmuş, bu dört İncil onların arasından seçilmiş.
Başka kitapların yazıldığını itiraf etmek mecburiyetinde kalmaktadırlar.
Kitapların Allah’ın yönetiminde hazırlandığı iddiası, kuru bir iddiadır….
Eski Ahid’i anlatmıştık.
Eski Ahid’in ilk beş kitabının içi insan sözü ve olayları ile doldurulmuş olmakla beraber Tevrat’ın iskeleti vardır.
O iskeletler, Kur’an’ın verdiği kıssalara uygun düşmektedir. Ademin yaratılışı, tufan, peygamber isimleri. Eski Ahid’de de vardır, Kur’an’da da vardır.
İnciller’de iskelet bile yoktur. Bunlar İsa (a.s)’dan yıllarca sonra yazılmıştır. İlk yazılanların asılları da yoktur. Kimler tarafından yazıldığı da kesin olarak belli değildir. Mevcut İnciller arasında da birbirine aykırı, zıt görüşler ve olaylar vardır.
İnciller hakkında dayandıkları sadece Kutsal ruhun ilhamı ile yazıldığı iddialarıdır.
İlham Nedir?
İlham içe doğan ve kalbe gelen düşünceye denir..
İlham, Allah’ın kullarının kalbine bazı şeyleri getirmesidir. (14)
İnsan kalbine bazı bilgilerin ilham edilmesi mümkün olmakla birlikte bunlar genel geçerliği bulunan kesin bilgi kaynağı teşkil etmez ve dini alanda delil olarak kullanılmaz.
İlham hiçbir şekilde helal, haram, farz,vacip gibi dini bir hükme mesnet olamaz.(15)
İslâmda sadece peygamberlerin ilhamı bilgi kaynağı kabul edilir.(16)
Hıristiyanlıkta, Tanrının emirlerini kutsal ruhun insanlara bildirmesine ilham denir.
Hıristiyanlıkta herkes ilham alabilir. İlhamın muteber olabilmesi için kilise konsillerinin veya Papa’nın onayını alması şarttır. Birisi ilham alıyor, başkası senin ilhamın doğru diyor, o ilham dinsel bir kural haline geliyor. Senin ilhamın yanlış diyorlar, adam toplumda itibarını kaybediyor, hayatı tehlikeye giriyor.
Kutsal ruh kiliseyi de kontrol altında tutarmış.(17)
Bir Hıristiyan din kitabında İsa’nın ruhunun havariler ve kiliseler üzerinde olduğu şöyle bildirilir:
“Mesih İsa göğe çekildikten sonra aziz ruhu havarilerin ve tüm kiliselerin üzerine gönderdi. Aziz ruh Petrus’a ve diğer havarilere, İsa’nın söylediği her sözü, bütün yaptıklarını eksiksizce hatırlayıp anlatabilmeleri için yetenek, İncil’in müjdesini tüm dünyaya cesaretle duyurabilmeleri için de güç verdi.
Ayrıca onları inayeti ile doldurarak kutsallaştırdı. Aziz ruh da peder ve oğul gibi gerçek tanrıdır. Üçüncü ilâhi şahıstır.”(18)
İsa gökten aziz ruhu dünyaya gönderiyor. Aziz ruh havarileri ve kiliseyi himayesine alıyor, onları yanlış yapmaktan koruyor. İsa’nın aziz ruhu göndermesini kim haber veriyor.? Hıristiyan yazarlar. Tanrı İsa, tanrı aziz ruhu (Kutsal ruhu) gönderiyor. Halbuki Baba-Oğul-Kutsal ruh üçlü tanrı eşittir. Bir işi beraber yaparlar. Burada baba ne yapıyor? Belli değildir. Oğul İsa emrediyor. Kutsal ruh emir alıyor, bir memur gibi vazifesini yapıyor. Bu olay üçlü tanrı birliğine aykırı düşüyor.
Kutsal Ruh Nedir?
Kutsal ruh Tanrıdır.
Hıristiyanlıkta Tanrı üç elemandan meydana gelir. Baba, Oğul, Kutsal ruh.
Katoliklere göre; Kutsal ruh, hem babadan hem de oğuldan çıkmıştır. Ortodokslara göre oğul yolu ile sadece babadan çıkmıştır.
Kutsal ruh, baba ile aynı cevherden fakat ondan ayrı bir Tanrıdır.
Hıristiyanlara göre, Kutsal ruh insanların içine girer, onları eğitir ve kutsal şeyleri onlara ilham eder. Üçlü tanrı adına Tanrı sözünü Kutsal ruh ilham eder.(19)
2. Vatikan Konsül’ünde (1962-1965) Ahd-i Atik ve Ahd-i Cedid =Eski Ahit ve Yeni Ahit kitapları tamamen kutsal ruhun ilhamı ile yazıldığı için kutsal ve doğru kabul edildiği, kutsal ruh tarafından ilham olunarak kiliseye tevdi edilmekle birlikte gerçek yazarının Tanrı olduğu belirtilmiştir.
Yazarları Tanrı Seçmiş
Metinlerin kaleme alınmasında Tanrı yazarları seçmiş, onların kabiliyetlerini kullanarak kutsal ruhun aracılığı ile insanlığın kurtuluşu için kendi mesajını bu metinlere koymuştur.
Ancak aynı seviyede ilham olundukları halde yazarları farklı metinler çıkarmaları, onları farklı kültür çevrelerinde değişik edebî üslûba sahip bulunmalarıyla açıklanmıştır.
İlham konusunda Origenes Adamantius kutsal metinlerin gerçek yazarının Tanrı olduğunu, yazarlara ilhamı Ruhulkudüs’ün ulaştırdığını, Ruhulkudüs’ün farklı seviyelerde ilhamda bulunabileceğini belirtmiştir.(20)
Vatikan’a göre, kutsal Ruh aynı seviyede ilham edermiş, fakat ilham alıcıları farklı kültür çevrelerinden olduğu için farklı metinler çıkarırlarmış.
Origenes’e göre ise, Kutsal Ruh farklı seviyelerde ilham edermiş. Birbirine zıt iki görüş.
Kutsal ruh aynı seviyede mi, farklı seviyede mi ilham eder.? Cevabı verilemeyen bir soru…
Kutsal Ruh Ayrıntıları Bildirmezmiş
Hıristiyan bilginlerden Basoyer Lıyafan başka bir şey söylüyor:
“İncilleri yazanlar ve havariler kitaplarını yazarlarken Ruh-ül-Kudüs (Kutsal Ruh) onlara bütün ayrıntılarıyla her şeyi bildirmez.
Belki onların kalplerine bir konuyu ilham buyurur. Onlar da bu konuyu yanlışlıklara düşmeden olduğu gibi yazmaya çalışırlar. Fakat bunlardan her biri bu konuyu kendi aklına, idrakine, yetkisine ve yeteneğine göre yazacağından; birbirinden farklı olur.
Eğer, Ruh-ül-Kudüs bunlara her şeyi bütün ayrıntısı ve konuşmalarıyla ilham buyursaydı, bu gibi aykırılıklar göze çarpmazdı.
Yalnız şunu da kabul etmek lazımdır ki, kutsal kitaplarda ilham ile hiçbir ilgisi bulunmayan konular da pek çoktur.”(21)
Luka İlham İle Yazdım Demiyor
Luka, İncil’ini nasıl yazdığını anlatırken şöyle bir itirafta bulunmuştur:
“Ben bu kitabı yazarken yazdığım şeyleri gözleri ile görmüş kimselerden dinledim ve öyle yazdım.”
Eğer ilham ile yazmış olsaydı:
“Ben bu kitabı Ruh-ül-Kudüs’ün ilhamı ile veya bana öğretmesi ile yazdım” derdi.
Buna dair Luka’nın sözleri “Luka İncili”nin başında şöyledir:
“Aramızda vaki olmuş şikayetini, başlangıcından gözleriyle görenlerin ve kelamın hizmetcisi olanların bizlere nakil ettiklerine göre tertip etmeğe bir çok kimseler giriştiklerinden, ben de, ta başından beri hepsini dikkatle araştırıp tahkik ederek, ey faziletli teofilos, olduğu gibi sırası ile sana yazmağı münasip gördüm: Ta ki, sana öğretilen kelamın doğruluğunu bilesin”.(22)
Görülüyor ki, Luka İncilini yazarken nasıl yazdığını, kimlerden nasıl faydalandığını, faziletli Teofilosa açık bir şekilde açıklıyor.
İlham aldığından, Ruh-ül-Kudüs’ün kendisine ilham ettiğinden hiç bahsetmiyor.
Kitaplar önce yazılmış, yazarlar yazarlarken ilham aldıklarına dair bir şey söylememişler, yazmamışlar. Sonra insanlar çıkıyor, kitap yazarlarının nasıl ilham aldıklarını, kitaplarını nasıl ilhamla yazdıklarını açıklıyor. Onlar namına konuşuyor.
Ruh-ül-Kudüs yalnız konuyu ilham ediyormuş. Ayrıntıları yazanlar kendi anlayışları ile yazıyorlarmış. Çelişkiler de bu yüzden meydana geliyormuş.
Ruh-ül-Kudüs ayrıntıları da bildirseymiş çelişkiler meydana gelmezmiş.
Yazarlar, İncillerdeki çelişkileri kabul ediyorlar. Bir şeyi daha kabul ediyorlar: İncillerde ilham ile hiç ilgisi olmayan konular da varmış. Bunları kendileri söylüyorlar…
Yazarlar Ne Diyorlar?
Harnack adlı bir yazar da şöyle diyor:
Dört İncil yazarı özgürlüklerini kullanmış, olayları istediği doğrultuda çevirmiş ve onları garip bir aydınlığın içine sokmuştur.(23)
Fransız düşünürü Maurice Bucaille de şunları yazar:
“Kişisel görüşlerine uygun düşeni İsa’ya söyleten İncil yazarları kuşkusuz çok samimi bir inançla İsa’nın sözlerini bizlere, kendilerinin mensubu bulundukları toplumların zihniyetlerini yansıtacak biçimde rivayet etmektedirler.”(24)
Dinler tarihi hocası merhum Doçent Şaban Kuzgun şunları yazar:
“Hıristiyan ilim adamlarına göre, yazarlar İncilleri yazarlarken kendi iradelerini kullanmışlar ve diğer kaynaklardan da faydalanmışlardır.
Bu yazarların yazdıkları hem ilham ürünü olarak iddia edilecek, hem de bunların ilham ana kaynağı dışındaki bütün kaynaklardan da faydalandıkları söylenecek, bunun mantığını kabul etmek mümkün değildir.
Eğer bu iddia doğru ise, ilham ürünü olan İncillere, ilham dışı diğer kaynaklardan bazı şeylerin ilave edildiği açıkça itiraf edilmiş olmaktadır.
Hıristiyanlar, İncil yazarlarına gelen vahiy ve ilhamı bu ithamdan kurtarmak için başka bir yorum yapmaktadırlar:
Onlara göre, yazarlara gelen vahiy ve ilham, dikte ettirici bir vahiy ve ilham değildir.
Bu vahiy ve ilham onların gördüklerini, duyduklarını ve başkalarından aldıkları bilgileri yazarken bu yazarları hata etmekten koruyan bir vahiy ve ilhammış...
Madem durum böyledir, öyleyse İnciller arasında neden bu kadar farklılıklar ve çelişkiler vardır?
Hata etmekten, yanlış yazmaktan koruyan vahiy, niçin bu çelişkilere engel olmamıştır.”(25)
İncilleri yazanlar biz bunları ilhamla yazdık demiyorlar ama Hıristiyanlar ısrarla ve ısrarla, “Onlar bu işi yaparken rastgele değil, İlâhî bir görevlendirme sonucu bunu yapmışlar, kitaplarını yazarken kendilerine vahiy ve ilham gelmiştir. Allah’tan gelen ilham, onları her hangi bir hata yapmaktan korumuştur.” diyorlar.(26)
Bize sadece şöyle demek düşüyor: Hata yapmaktan korunmuşlar iken bu kadar hata ve çelişki vardır. Korunmasalardı hataları ne kadar olacaktı?
Hıristiyanlar daha ileri giderler. Yazarlar İncilleri yazarken, Ruh-ül-Kudüs, yazarların bedenlerine girermiş, onları hata yapmaktan korurmuş, kitaplar bu yüzden eksiksiz, kusursuzmuş, yanlışlık ve noksanlık yokmuş.(27)
Hıristiyanlar Ruh-ül- Kudüs’ü güvercin şeklinde tasavvur ederler. Güvercin yazarların bedenlerine nasıl giriyor? Bunu da açıklasalardı çok iyi olurdu?(28)
İncillere Yazılmayanlar da Varmış
Hıristiyanlara göre, İncillerin noksanlık dediği şeyler de noksanlık değilmiş…
Yuhanna İncili (20/30) da şöyle yazılıdır:
“İmdi İsa şakirtleri önünde başka bir çok alametler yaptı ki, bu kitapta yazılmamıştır.”
Daha yazılacak çok şeyler vardır, ama bunlar kitaba yazılmamış demek o kitap için noksanlık değil midir?
Yuhanna İncili (21/25) de de şöyle yazılıdır:
“İsa’nın yaptığı başka çok şeyler daha vardır; eğer birer birer yazılmış olsalar, yazılan kitaplar dünyaya bile sığmazdı sanırım.”
Bu satırlar Yuhanna İncil’inin son satırlarıdır.
Bu satırlardan şunu anlıyoruz ki daha çok yazılacak şeyler varmış ama Yuhanna yazmaktan vazgeçmiş.
Kutsal Ruhun Tanrı sözü olarak ilham ettiği şeyleri, yazarlar yazmama hakkına sahip midirler.?
Sahipler ise, bu sahip olma hakkını nereden alıyorlar? Kutsal ruh yazılmayacak şeyleri niçin ilham ediyor.
Sahip değillerse, kendilerine ilham edilen şeyi yazma ehliyetinden mahrum, niteliksiz kişilerdir.
Yuhanna İncil’inin son satırları gösteriyor ki, ortada bir ilham yoktur. Yuhanna kendi isteği ve iradesi ile yazmış, böyle fantezi bir cümle ile yazma işine son vermeyi uygun görmüştür.
Konu ile ilgili dinler tarihi hocası merhum Doçent Dr. Şaban Kuzgun şöyle diyor:
“Yuhanna’nın ifadesinden şunu anlıyoruz ki, noksanlık sadece Yuhanna İncil’inde değildir. Bütün İncillerde vardır. Hazreti İsa’nın yaptığı bütün şeyler yazılsaydı, bunları yazmaya sayfalar, kitaplar ve ciltler yetmezdi. Demek ki, Hazreti İsa ile ilgili her şeyi tam olarak yazmamışlardır. Yazdıklarında noksanlık ve eksiklik vardır.”(29)
Hazreti İsa’nın yapmış olduğu şeylerin bütünü yazılsaymış, yazılan kitaplar dünyaya sığmazmış. Burada mübalağa vardır. Her mübalağada doğru olmayan şeyler bulunur. Bu mübalağa işi ilham işi değildir. Yazarın şahsi işidir.
GEÇEN SAYIDAN DEVAM
İzharulhak kitabının sahibi merhum Rahmetullah Efendi Eski Ahit kitapları hakkındaki son hükmünü şöyle belirtir:
“Son olarak bütün eski ahit kitaplarının ilhamla değil, yazarların akıllarının ilhamı ile yazıldığı şüphesizdir.”
Merhum Rahmetullah Efendi İzharulhak kitabının dördüncü bölümünde (204-248 sayfalarında) Eski Ahit ve Yeni Ahit kitaplarının ilhamla yazılmadığını delilleri ile açıklamıştır.
Biz Rahmetullah Efendi’nin tesbitlerinden özetler vermeye çalışacağız:
Rahmetullah Efendi konunun başında şunları yazar:
“Ehli Kitap dediğimiz Hıristiyanların kitaplarının Allah’ın ilhamı ile yazılmış olduğu hakkındaki iddiaları kelimenin tam anlamıyla yanlış ve yalandır. Bunun böyle olduğu bir çok delillerle isbatlanabilir. Biz burada yalnız on yedi açıklama yapmakla yetineceğiz.”
Rahmetullah Efendi yazısına devamla şöyle yazar:
“Bütün kitaplarda çok aykırılıklar görülmüştür. Bunlara yorumcular ne gibi anlam vereceklerini ve nasıl kulp takacaklarını düşünmüşler. Birbirini tutmayan iki yazıdan birisinin doğruluğunu, diğerinin de tabiî olarak yanlışlığını yine kendileri kabul ederek, “Bu aslında böyle değildi, bunu yazarken hataya düşmüşler, yoksa böyle olmaması gerekir” gibi sözlerle aykırılıkları kabul eden ve neden ileri gelmiş olduğunu söylemekle çare bulduklarını umarak çok zayıf,yanlış ve bazan da gülünç düşünceler ileri sürmek suretiyle tevil yoluna sapmaktan başka çıkar yol bulamamışlardır.”
“Kitabımızın üçüncü bölümünde açıkladığımız gibi kutsal kitaplarında yüzden fazla yanlış ve aykırılıkları birer birer anlattık. İlhamla yazılan bir kitapta bu kadar çok yanlışlık ve aykırılıklar bulunması o kitabın manevi olmadığını ve manevi olmaktan kilometrelerce uzak bulunduğunu gösterir.”
Büyük yorumcu Horn aykırılıkların sebebini çok ilhama dayandırır, şöyle der:
“Bunun sebebi Ruhü’l-Kudüs’ün kendilerine çok ilham buyurmuş olmasıdır. O ilhamların büyüklüğünü peygamberler bile açıklamaya kendilerinde güç bulamamışlardır.”
Kutsal kitapların ilhamla yazılması hakkında bir görüş de şöyledir:
“Bütün kutsal kitaplarımız Allah tarafından gelen ilhamla yazılmıştır, sözünde ısrar edilse bile, bu sözden; “O kitabın her kelimesi, her cümlesi ve her harfi Allah’ın ilhamı ile yazılmış” anlamı çıkmaz.
Belki kitabı yazan insanlar, tefsirciler, tarihçiler, kendi anlayışlarına göre, kendi görgülerine, kendi inanışlarına ve kendi bilgilerine göre istediklerini eklemek, eksiltmek, değiştirmek gibi yazmayı uygun görür ve bunları da kendilerine gelen ilham sayarlar.
İlham denilen bilim dalını bildiğimiz bilim dalları gibi saydıklarından, onu da kullanmakta hiçbir sakınca görmezler.
Hatır ve hayale gelmelidir ki, bir bilgin kitap yazarken kendilerinden hiçbir söz eklemeyip hepsini ilhamla yazmış olsun. Bu görülmemiş ve buna inanılmaz.”
İngiliz bilginlerinden Rice şunları yazar:
“ Görülüyor ki, gerek Kutsal kitapların yazarlarının kendi durumlarında ve gerekse kitaplarında yazmış oldukları sözlerde bir çok birbirini tutmayan yanlışlara, aykırılıklara rastlanıyor. Bu kadar çok aykırılık görülüp yazarların durumları da incelenince, insan bu kitaplara ilhamla yazılmış diyemiyor.”
Bir başka İncil yorumcusu da şöyle diyor:
“Luka İncili’nde ilhamla yazıldığı ileri sürülen şeylerden hiç birinin ilhamla yazılmış olduğuna dair bir delil, bir senet, bir şahit bulamadık, güvenemedik.Tersine bir çok yerlerinde bir çok yanlışlıklar ve aykırılıklar gördük ve bunların düzeltildiğini, düzeltilmekte olduğunu, hatta bizim aklımızın erdiği kadar yerlerin de düzeltildiğini gördük ve yaptık. Bu gibi yerler, yukarıda belirttiğim şekilde yazılmış olsaydı, bu kadar hücuma uğranılmazdı.”
Bilgin Nortin 1847 yılında basılan kitabında şöyle yazıyor:
“Şimdiki İnciller, İsa’yı gözleriyle görmeyen ve onun sözlerini kulakları ile işitmeyen kişiler tarafından yazılmıştır.
Bugünkü İnciller güzelce incelendiğinde bir çok şeylerinde lüzumsuz olarak katıldığı görülür.”
Merhum Rahmetullah Efendi değiştirilmiş ve kaldırılmış kelime ve cümlelere örnekler verir.
Allah’ın sözlerini, adamlar istedikleri gibi değiştirmişlerdir. Bunun böyle olduğuna tam anlamı ile inanılmak istenirse, Hz. İsa’nın “Allah’ın ziyafeti” konusundaki yazıları İncillerde okunsun.
Bunlar birbirlerine o kadar aykırı yazılmıştır ki, hangisi doğru, hangisi yanlış bilinemez ve içinden çıkılamaz. Bu hikaye uzatıldıkça uzatılmıştır. Her bir yazar bir şey ekledikçe ve kendisince lüzumsuz saydığı bir şeyi çıkardıkça hikaye de o derece kötüleşmekte, okuyanlar üzerinde soğuk bir etki bırakmaktadır…
Alman bilgini Ekhart İnciller hakkında özet olarak şunları yazar:
1- İncil’in asıl nüshasının ortalıkta olmadığı, yittiği.
2- Şimdiki İnciller’in hepsinde hem doğru hem de yalan söylentiler vardır.
3- İncillerde daima değişiklik yapıldığını ve yapılmakta olduğunu ikinci yüzyılda ünlü bilgin Selsus üç dört defa haykırmış ve basbas bağırmıştır.
Merhum Rahmetullah Efendi yazısında şöyle diyor:
“Peygamberi zişanımız zamanında olan Tevrat ile İncil, asıl Tevrat ve İncil olmayıp, doğru ve yanlış bir takım söylenti ve hikayeleri kapsayan hikaye kitabından başka bir şey değillerdi.
Peygamberimizin peygamberlik zamanında bile değiştirilmiş bir kitabın bizce Allah kitabı olduğu şüphesiz kabul edilemez.
Pavlus her ne kadar üçlü inanç sahibi kimseler tarafından kutsal bir kişi ise de bizce hiçbir değeri yoktur. Kutsal kitaplar üzerinde oynamıştır, uydurmalar yazmıştır.
Biz Hz. İsa’nın göğe çekilmesinden sonra havarilere de inanırız. Onları da iyi kişiler tanırız. Fakat onları peygamber tanımayız. Sözlerini dinleriz. Ancak insan oldukları için hata yapmadıklarına inanmayız.
Hakiki Tevrat ve İncil’in yine kendilerinin kabul ve itiraf ettikleri gibi İbranice olan asıllarını birçok esaretler, savaşlar yangınlar ve felaketler dolayısı ile kayıp olduğu kabul edildiğinden sonradan yazılanların ilham ile yazılmadığı ve bir çok değişiklikler yapılmış olduğundan , bir çok olay ve misallerle de kesin olarak ispatlanmış bulunduğundan, kendileri tarafından da sonradan yazılan Tevrat ve İncillerin hangi tarihte ve kimler tarafından yazıldığı bilinmediğinden bu kitapları kabul etmemekte haklıyız.”
“Ellerindeki bu kitapların Kuran-ı Kerim’de adı geçen Tevrat ve İncil olmadığı da gün gibi ortaya çıkmıştır.
Öyle olunca biz onların kitaplarındaki Kur’an-ı Kerim’e uygun olanları kabul ederiz. Aykırı olanları da kabul etmeyiz. Onların kitaplarında yazılı olup da Kur’an-ı Kerim’de doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında bir ayet bulunmayan kısımlarını da ne kabul ederiz, ne yalanlarız. Bunlar için susmayı uygun görürüz.”(30)
Muhammed Ebu Zehra Şöyle Diyor:
“Elde bulunan bugünkü 4 İncil nüshasını da Hz. İsa yazmış veya kendisine vahy olarak gelen ayetleri yazdırmış değildir. Bilakis bu nüshalar Hz. İsa’dan çok sonra kaleme alınmıştır.
İçerisinde akla, mantığa sığmaz yığınca hususlar vardır. Vaftizci Yahya’dan Hz. İsa’ya kadar bir çok kimselerin hayat hikayeleri, cereyan eden olaylar, Hz. İsa’nın doğuşu sırasında ortaya çıkan gariplikler ve fevkalâde haller, Hz. İsa’nın gösterdiği harikalar ve mucizeler, ondan başka hiç kimsenin yapamayacağı işler,Yahudilerle geçen olaylar ve Hz. İsa’nın sözleri, konuşmaları, vaazları ve öğütleri birer birer anlatılmaktadır.(31)
PAVLUS’UN MEKTUPLARI
Hıristiyanların Yeni Ahid kitaplarını topluca vermiştik. Burada bu kitaplar hakkında biraz daha teferruatlı bilgi vermeye çalışacağız. Bütün bilginlerin birleştiği nokta önce Pavlus’un mektupları yazılmış, daha sonra diğer mektuplar ve İnciller yazılmıştır. Biz de Pavlus’un mektuplarından başlayacağız.
Pavlus’un mektupları 14 adettir. Bunlar şunlardır:
1- Pavlus’un Romalılara mektubu (57 yılında yazıldığı sanılmaktadır)
2- Pavlus’un Korintoslulara 1. mektubu (50-51 yılında yazıldığı sanılmaktadır)
3- Pavlus’un Korintoslulara 2. mektubu (55 yılında yazıldığı sanılmaktadır)
4- Pavlus’un Galatyalılara mektubu (53-54 yazıldığı sanılmaktadır)
5- Pavlus’un Selaniklilere 1. mektubu(50 yılında yazıldığı sanılmaktadır.)
6- Pavlus’un Filimona mektubu (61 yılında yazıldığı sanılmaktadır)
7- Pavlus’un Filipililere mektubu (62 yılında yazıldığı sanılmaktadır)
Bu yedi mektubu Pavlus’un yazmış olduğunda görüş birliği vardır.
8- Pavlus’un Koloselilere mektubu
9- Pavlus’un Efesoslulara mektubu
10- Pavlus’un Selaniklilere 2. mektubu
Bu üç mektubu Pavlus yazmamıştır. Pavlus’un müritlerince daha sonraki tarihlerde yazıldığı ve Pavlus’a mal edildiği sanılmaktadır.
11- Pavlus’un Timoteosa 1. mektubu
12- Pavlus’un Timoteosa 2. mektubu
13- Pavlus’un Titusa mektubu
Bu üç mektubun Pavlus takma adı ile başka yazarlarca birinci yüz yılın sonralarında veya ikinci yüz yılın başlangıçında yazıldığı ve Pavlus’a mal edildiği sanılmaktadır.
14- İbranilere mektup
Ne yazarı belli, ne de kime yazıldığı belli
325 İznik Konsili’nde Kutsal kitap olarak kabul edilmemiş, uydurma kitaplar arasına alınmış, daha sonraki konsilde doğru ve ilham eseri, Kutsal kitap olarak kabul edilmiş ve Pavlus’a mal edilmiştir.
Uydurma bir eser iken nasıl doğru ve ilham’a dayalı bir eser olduğu açıklanmamıştır.(32)
Pavlus’un talebesi Luka’nın yazdığı “Rasullerin İşleri” kitabı da Pavlus’un seyahatlerini, çalışmalarını anlatır. Bir seyahat kitabıdır. Bu kitaba ilham eseri kitap denilmeye gerek var mı idi? Ama Hıristiyanlar bu kitabı da ilham eseri bir kitap kabul ederler ve Kutsal kitapları arasına alırlar.
Pavlus’un mektupları, “Yeni Ahid”in ilk önce yazılan kitaplarıdır. Hıristiyan dininin temel inançlarını da Pavlus’un eserleri verir.
“Hıristiyan Dininin Esasları” adlı kitapta Pavlus şöyle anlatılır:
“Pavlus (Saul) tanrı tarafından özellikle Yahudi olmayan milletlere İncil’in müjdesini vermek için çağrılmıştır. Bu nedenle Pavlus’a “Milletler Havarisi” denir. Pavlus bir çok memleketlere giderek bir çok şehir ve köylerde İncili vaaz etmiştir. Gittiği şehirlerden ayrılırken oradaki cemaatlerin başına kendi seçtiği bir şefi Tanrının sözlerini vaaz etmek ve kutsal sırları vermek üzere görevlendiriyordu”(33)
Hikâye’ye göre; Yahudi Hahamı Saul, Hıristiyan olur, Paul adını alır. Paulus, Pavlus adı ile de anılır.
Pavlus Kimdir?
Paul, Pavlus veya Paulus kimdir? Pavlus’un kimliği hakkında bilgi vermeye çalışalım:
Pavlus Tarsuslu bir Yahudi idi. Asıl adı Saul’dü.Kudüs’te Hahamlık eğitimi gördü, haham oldu. Geçimini çadır ustalığı ile sağlardı.
O zaman bölgeye Roma imparatorluğu hakimdi. Roma vatandaşı olmak bir imtiyazdı. Saul’da Roma vatandaşı oldu.. Roma dilini ve Yunancayı öğrendi. Zeki ve kültürlü bir insandı.(34)
O zaman Yahudilerin üç ana kolu vardı. Samiriler, Sadukiler ve Ferisiler. Ferisiler Yahudiliğe en bağlı, en bilgili insanlardı. Saul’da bağnaz bir Ferisi idi. Amansız bir İsa (a.s) düşmanı idi. İsa (a.s)’ya inananlara yapılan kıyımlarda etkin rol oynadı.
Hıristiyanlık aleyhinde çalışma yapmak üzere Şam’a giderken kendi ifadesine göre Hz. İsa’nın görüntüsü ile karşılaşır ve Hıristiyan olur. Olay, öğrencisi Luka tarafından yazılan “Rasullerin İşleri” kitabında şöyle anlatılır:
“Ve Saul hâlâ Rabbin şakirtlerine karşı tehdit ve ölüm soluyarak baş kahine geldi, ve erkek olsun, kadın olsun, bu yoldan olanları bulursa, bağlı olarak Yeruşalim’e getirebilsin diye baş kahinden Şam’a, havralara mektuplar istedi.
Pavlus Hıristiyan Oluyor
Ve yolda giderken, Şam’a yaklaştığı zaman vaki oldu ki, gökten bir nur ansızın çevresinde parladı. Ve yere düşüp bir sesin kendisine: “Saul, Saul, niçin bana eziyet ediyorsun?” dediğini işitti.
O da: Ya Rab, sen kimsin? Dedi. Ve o dedi: Ben eza ettiğin İsa’yım”
Işıktan gözleri görmez olur. İsa’nın Hanana adında bir öğrencisi vardır. Onu Saul’e gönderir ve şöyle der:
“Bu adam, benim adımı diğer uluslara, krallara ve İsrail oğullarına duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır. Benim adım uğruna ne kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstereceğim.”
“Bunun üzerine Hanana’ya gitti, eve girdi ve ellerini Saul’un üzerine koydu. “Saul kardeş”dedi, Sen buraya gelirken yolda sana görünen Rab, yani İsa, gözlerin açılsın ve Kutsal Ruh’la dolasın diye beni yolladı. Hemen o anda Saul’un gözlerinden perde gibi bir şeyler düştü. Yeniden görmeye başlayan Saul kalktı, vaftiz oldu, sonra yemek yiyip kuvvet buldu.” Bu olay olurken İsa (a.s) bu dünyada değildi.(35)
Pavlus’un Amacı Ne İdi?
İlk Hıristiyanlar ve bir çok yazar, Pavlus’un Hıristiyan olmasını samimi bulmaz. İsa (a.s)’nın tebliğini dıştan yıkamayan Pavlus’un, İsa (a.s)’nın inancını içten yok etmek için Hıristiyan olduğunu ileri sürerler. Pavlus’un öğrencisi Luka tarafından yazılan yukarıdaki Hıristiyan olma olayının Pavlus’un bir mizanseni olduğu belirtilir.
Anlatılan bu olaydan sonra Pavlus kendisini, “Gizli Bilginin Öğreticisi”, “İsa Mesih’in Havarisi”, “Ana rahmindeyken seçilip görevlendirilen kişi” olarak tanıtır.(36)
İsa’dan vahiy aldığını ve onun peygamberi olduğunu iddia eder.(37)
Pavlus, İsa (a.s)’yı görmemiş, ona iman etmemiş, İsa (a.s)’ya inananlara çok eziyetler etmiş bir insanın, “Ana rahmindeyken seçilip görevlendirildiği” iddiasını yalanlamaktadır. Havari olduğunun kaynağı da kendisidir.
Pavlus Hakkında Yazılanlar
Pavlus hakkında söylenenlerden örnekler vermeye çalışalım:
Ana Biritanica ansiklopedisi Pavlus hakkında şu bilgiyi verir:
“Kendisini Yahudi olmayanlar arasında Hıristiyanlığı yaymağa adar.
Kudüs Konsili’nde Yahudi olmayan Hıristiyanlara Musa yasalarının uygulanmamasını ister. İsteğini de kabul ettirir.
Hıristiyanlığı yaymak için bir çok gezi yaptı. Kendine bağlı kiliseler kurdu.
Kurtuluşun, İsa Mesih’in çarmıhta can vererek sunduğu kurbana iman ederek elde edileceğini ilan etti.
Tanrı yasalarının tek başına kurtuluş getiremeyeceğini iddia etti.
Neron tarafından öldürüldüğü, ölüm cezasına çaptırıldığı söylenir.”(38)
*
Meydan Larousse ansiklopedisinde Paulus hakkında şunları yazar:
“Barnaba ile Suriye ve Kilikya’ya gitti. Dini yaydı. Üç yolculuk yaptı
44-47 yıllarında Kıbrıs’a, Pomphylia’ya, Galatiaya’ya gitti.
Perge, Pisidya, Konya, Lystra ve Derbe kiliselerini kurdu.
Kudüs’e gitti. Büyük bir mecliste Yahudi dini yasalarının Hıristiyanlığı kabul eden paganlara (putperestlere) uygulanmamasını istedi. (48. senede)
49-52 yıllarında Timetheos ve Silas ile Makedonya’ya gitti. Pilipe, Selanik, Pire kiliselerini kurdu. Korinthos’a yerleşti.
53-57 yıllarında Luka ile birlikte Antakya’dan Efes’e geçti. Troo (sav) Makedonya’da yeni başarılar kazandı. Kudüs’e gitti. Yahudiler tarafından tutuklandı. İki yıl hapiste kaldı. Sezar’a baş vurdu. Hapisten kurtuldu. Roma’ya gitti. 61-62 yıllarında Romada mektuplarını yazdı. 66 yılında tutuklandı. 67 yılında Ostia yolunda başı kesildi.
Paul, Hıristiyanlığın tek kurucusu sayılır.”(39)
*
Bir yazar da Pavlus’u şöyle anlatıyor:
“Hıristiyanlığı Kudüs hudutları dışında yayan, ona mahalli ve millî vasıfları dışında yepyeni bir hüviyet kazandıran şahıs Paul’dur.
Paul Tevhid’i, Teslis’e çevirmiş, İsa’nın ve kutsal ruhun tanrılığına inanmış, umumi fidye (kurtuluş) hikayesini uydurmuş, sünnet olmak, domuz eti yememek gibi hükümleri kaldırmıştır.
Unutmamak lazımdır ki, Paul bir Yahudidir. Bir Yahudi casusu ve fedaisidir. Hıristiyanlığın yayılmasına hiçbir kuvvetin engel olamayacağını anlayınca görünüşte Hıristiyan olmuştur. Gayesi bu yeni dini bozmak ve içinden yıkmaktı. Bunun için bir takım batıl inançları ona katmış ve böylece gayesine ulaşmıştır.”(40)
PAVLUS’un Başarılı Olmasının Sebepleri
Profesör Muhammed
Ebu Zehra, Pavlus’un başarılı olmasının sebeplerini şöyle açıklar:
“Onun Hıristiyanlığın önde gelen ismi olmasını sağlayan üç önemli niteliği vardı:
Çok hareketli, faal, çalışkan, atılgan olması, hiç dinlenmeden dolaşması.
Çok zeki, hilebaz, kuvvetli bir düşünce yapısına sahip olması, istediği gibi olaylara yön vermesi.
Pavlus’un kitlelere çok iyi tesir edebilen, belki kendisine bağlayan ve konuştukları kimseler üzerinde güven hissi temin eden bir kişi olması.
İşte bu üstün nitelikleri ve etkin gücü ile kendisini Hıristiyanlığın mihveri ve ana kutbu yerine geçirebilmiştir.
Böylece gösterdiği hükümler Hıristiyanlık dininin esasları olmuş ve çevresindeki kimseler kendisinin peygamber olduğuna inanmışlardır. Nitekim arkadaşı Barnabas’a da bu üstün nitelikleri sayesinde İsa’yı gördüğüne inandırmıştır.
Hz. İsa’nın öğrencileri arasında birinci dereceye yükselmiş, üstün dehası ile onlara kendi geçmişini unutturmuştur.
Neticede onun söylediği her şey olmuş ve hiçbir havari sözlerini reddetmemiştir. Öyle ki, bugünkü Hıristiyanlık onun damgasını taşımakta ve ona ait bulunmaktadır….
Pavlus’un kendisinden sonraki Hıristiyanlara kendisini kabul ettirebilen ve sözünü dinleyenlere, görüşüne kulak verenlere kendi görüşlerini kabul ettiren bir kişidir.
Bu günkü Hıristanlığın, Pavlus’un kurduğu bir Hıristiyanlık olduğunu söylersek hayret verici bir şey demiş olmayız.”
Çünkü Saul, Bünyamin soyundan Ferisi mezhebinden Amail adını taşıyan Sinod meclisi üyelerinden bir bilginin öğrencisi, Tarsuslu bir genç olup İsa’nın ve ona uyanların adını yeryüzünden silmeye çalışan birisidir.
Bu adam son anda Nasıralı düşmanının gökte parlak ışıklar arasında parladığını görüyor ve hidayete eriyor,Pavlus adını alıyor, ve işte bu günkü İsa dininin esaslarını o koyuyor.”(31)
İsa’nın Tanrı, Tanrının oğlu olduğu inancı, Pavlus’un İsa dinine soktuğu bir kavramdır.
İnsanların günahkâr olarak doğmasının Âdem’in günah işlemesi yüzünden olduğu iddiası Pavlus’un eseridir.
Otuz yıl araştırma yaptıktan sonra, “Bir İslam peygamberi Hz. İsa”adlı bir kitap yazan Muhammed Ataurrahim, Kilise, asli günah, af ve kurtuluş, Hz. İsa’nın, Kutsal Ruhun tanrılığı ve teslis’in Pavlus’un icatları olduğunu bildirir.
Paul Hıristiyanlık, değiştirilen Hıristiyanlığa ve sözde çarmıha gerilen İsa’dan sonraki öğretiye dayanır, der.(32)
Pavlus hakkında yazılan yazılardan birkaç parağraf alıyoruz:
“Bu Pavlos aslında Saul adında bilgin ve filozof bir Yahudidir. Dost görünerek Hıristiyanların inançlarını bozmuş, aralarına fitne ve fesatlar sokmuştur. ”Resullerin İşleri” kitabının dokuzuncu bölümünde bildirildiği üzere kasten Hıristiyan olmuş ve adını Pavlos olarak değiştirmiştir.
Sonra, Kudüs’den Şam’a giderken; Yolda Hz. İsa bana gökten tecelli etti. Beni irşat etmekle beraber size de dinini öğretmeye beni vazifeli kıldı”. Buna benzer daha bir takım sözler sarf ederek halkı kendisine bağladıktan sonra çeşit çeşit mezhep ve inançlar yaymaya başladı.
Kimisine Mesih Allah’ın oğludur, kimisine de Allah’ın resûlüdür, demiştir. Onlara bütün yiyecek ve içecekleri mubah kılıp sünnet olma ve benzeri şeri hükümleri dahi büsbütün terk ettirmiş ve istediği gibi intikam alma fırsatını fazlası ile bulmuştur.
Hıristiyanlar ise hâlâ onun hilelerinden habersiz olarak yaşamakta ve ona Mesih’in gerçek halifesi olarak bakmaktadır. Kendisine /Resul pavlos) diyerek sözlerini İncil hükmünde tutarlar.”
Halbuki Pavlos, Hz. İsa’yı ne görmüş ne de sohbeti ile müşerref olmuştur. Sünneti, dini hükümleri Hıristiyanlara terk ettiren Pavlos’tur. Bu husus Korintos’lara gönderdiği birinci mektubun yedinci ve onuncu bölümlerinden açıkça anlaşılır.(33)
Dinden Taviz Vermenin Neticeleri
Pavlus tarihin en karmaşık adamlarından biridir. Amansız bir İsa düşmanı iken, efsanevi bir şekilde kendini İsa’nın havarisi ilan etmesi, şimdiye kadar çözülememiş bir muammadır. Bundan sonra da çözülmesi mümkün değildir.
Pavlus, kendini İsa’nın havarisi ilan ettikten sonra yaptığı ilk iş, 49 yılında Kudüs konsilinde İsa dinine girecek putperestlerden sünnet olmayı ve yiyecek yasaklarını kaldırmayı istemek olmuştur.Nasıl olmuşsa olmuş, Pavlus’u sevmeyen ve onun imanından şüphe eden konsil üyeleri, Pavlus’un tekliflerini kabul etmişler. Sünnet olma mecburiyeti ve yiyecek yasakları İsa dinine girecek putperestlerden kaldırılmış..
Bu olay dinden taviz vermenin ne kötü ne korkunç neticelere sebep olduğunun en canlı bir örneğidir. 49 yılı Kudüs konsili, Hıristiyanlıktaki bozulmaların ana kaynağıdır. Kendinden sonraki bütün konsillere dinde taviz vermenin ve konsil üyelerinin dinî kural koymalarının örneği olmuştur. O olay sebebiyledir ki, bu gün Hıristiyanlar sünnet olmazlar, her türlü eti de yerler…
Pavlus Akdenizin Kuzeyinde
Pavlus, akdeniz’in kuzeyinde çalışmalarına başladı. Bu yerler, Roma imparatorluğunun idaresinde idi. Pavlus Roma vatandaşı idi. Seyahat hürriyetine sahipti. Latince ve Yunancayı çok iyi biliyordu.
Pavlus; köylüler, köleler ve ezilenler arasında başarılı çalışmalar yaptı. Pavlus’un onlara sunduğu kurtuluş yolu onlara kolay ve cazip göründü.(34)
Ayrıca Roma ve Yunan dinleri mensupları arasında da ihtilaflar vardı. Bu dinler insanların ruhlarını tatmin etmiyordu.(35)
Pavlus, bu ihtilafları da çok iyi kullandı. Onların tanrı anlayışına uygun bir anlayış sundu.
Yunanlıların Zeus, Hera, Afrodit gibi tanrıları vardı.
Romalıların Jupiter, Merkür, Venüs gibi tanrıları vardı.
Pavlus; bilgili, zeki, hatip, ikna kabiliyeti yüksek biri idi. Onların tanrılarına karşı Baba, oğul İsa tanrılarını koydu. Onlardan yapılacak hiçbir şey istemedi. Onlara yasaklar da koymadı. Sadece sunduğu İsa inancını kabul etmelerini ve İsa’yı sevmelerini istedi. Putperest dinlerinde ihtilaflı olanlar, Paulus’un sunduğu yeni dini kabul ettiler. Kiliseler kuruldu.Cemaatler oluştu. Akdeniz’in kuzeyinde güçlü, Pavlus’a bağlı Hıristiyan topluluklar meydana geldi.
İsa’nın İlah olmadığına İnananlar Yok Edildi
Akdeniz’in güneyinde tevhid inancına sahip olan İsa bağlılarının Allah’ın birliği için yükselen feryatları, kuzeydeki Pavlus’un kurduğu teslis inancına sahip insanların devletin güçlerini yanlarına almaları ile kanla susturuldu.
Bizans imparatoru Konstantin’in Hıristiyanlığı kabul etmesi ve 325 İznik konsil kararları ile Pavlus’un sunduğu Hıristiyanlık resmi din oldu. Tevhid ehli olanlar bulunduğu yerlerde yok edildiler.Yüz binleri öldürüldü.
Paulus, haham iken yok edemediği gerçek İsa bağlılarını, İsa havarisi görünerek yok etti, hem de yeni Hıristiyanlığın en büyük adamı oldu.
Pavlus’un Mektupları İçin Söylenenler
Paulus’un bütün mektupları yeni Hıristiyanlığın ana kaynakları oldu.
İzharu’l Hak sahibi Rahmetullah Efendi, Pavlus’un kitapları hakkında kilise yorumcusu ve tarihçisi Yosibis’in şu görüşünü nakleder:
“Pavlus’un her kiliseye yazdığı yazılar 3-4 satırı geçmez. Pavlus’un 1. mektubu, 2. mektubu … gibi kitapları Pavlus yazmamıştır. Pavlus kiliselere birkaç satır yazı göndermişken başkaları risaleleri yazmışlar ve Pavlus yazmış demişlerdir. Bu kitapların içinde şüphesiz Pavlus’un yazdığı birkaç satırda büyütülerek değiştirilerek yazılmıştır.”(36)
Dinler tarihi yazarı Fransız filozofu Felicien Challeye Pavlus’un mektupları hakkında şu değerlendirmeyi yapar:
“Pavlus’un mektupları da çetin tartışmalara yol açmıştır.
Joseph Turmel’e göre hepsinin bazı parçaları gerçek olsa gerektir. Fakat hepsi de bazen Markion lehinde, bazen Markion aleyhinde olan çeşitli yazarlar tarafından herhalde tekrar gözden geçirilmiştir. (37)
Diğer Mektuplar
Pavlus’un mektupları dışında Hıristiyanlarca kutsal kitap kabul edilen diğer mektuplarda şunlardır.
Yakub’un mektubu
Petrus’un 1. mektubu
Petrus’un 2. mektubu
Yuhanna’nın 1. mektubu
Yuhanna’nın 2. mektubu
Yuhanna’nın 3. mektubu
Yahuda’nın mektubu
Yuhanna’nın vahyi
325 yılında iznik’te toplanan konsil bu kitaplardan
Petrus’un 2. mektubunu,
Yuhanna’nın 2. mektubunu,
Yuhanna’nın 3. mektubunu,
Yakub’un mektubunu,
Yahudanın mektubunu,
Yuhanna’nın vahyini,
Kutsal kitap olarak kabul etmemiştir.
Bu kitapların 325 yılından önce de bilinmediği söylenmektedir.
Daha sonraları, vakti ile sahte ve uydurma olarak ilan edilen bu altı kitap ilham eseri ve doğru kitap olarak kabul edilmiş, kutsal kitaptan sayılmıştır.
Zamanımızda bile bazı kiliseler ve Hıristiyan din bilginleri bu kitapları, “Kitab-ı Mukaddes”ten saymamaktadır.
Yeni ahit kitabındaki bütün kitaplar ancak 364 yılında Lodesya’da yapılan Hıristiyan konsilinde ilham eseri kitaplar olarak kabul edilmişlerdir.(38)
1441 Florance, 1546 Trente, 1870 Vatikan, 1962-1965 Vatikan konsillerinde de doğru ve ilham eseri kitaplar olduğu ilan edilmiştir.(39)
Vakti ile sahte ve uydurma diye ilan edilen altı kitabın sonradan kilise kararı ile ilham eseri sayılması, işin içerisinde insan eli olduğunu göstermektedir. Sahte ve uydurma ilan edilen kitapların, doğru ve ilham eseri kitaplar ilan edilmesinin konsilde bulunan papazların kararı dışında akla yakın hiçbir delili yoktur.
Kilise tarihçisi ve yorumcusu yosibis mektublar hakkında şunları yazıyor:
“Yakub ve Yahuda mektuplarında, Petrus’un 2. mektubunda, Yuhanna’nın 2. ve 3. mektubunda birçok ihtilaf vardır. Bunları kimin yazdığı belli değildir. Bunları havariler mi yazmıştır, yoksa o ismi taşıyan başka insanlar tarafından mı yazılmıştır? Bütün bunlar karanlıktır.(40)
Felicien Chaleye bu mektublar hakkında şunları yazar:
Yakup, Petrus, Yahuda ve Yuhanna’nın mektuplarına gelince bunların mahiyetleri hakkında ileri sürülmesi gelenek halini almış olan mesnetlerin hiçbiri, eleştirel bakımdan kabul edilmemektedir”(41)
M. Ebu Zehra mektupların konuları hakkında şunları yazar:
“İnciller, Hz. İsa’nın hayatını ve başından geçenleri anlatır. Bazı sözlerini ve öğütlerini naklederler.
Bu mektuplar da ise, Hıristiyanlık dininin talimleri ve esasları anlatılır.
14 mektup Paulus’a aittir denilir.
Mektuplar bütünü itibariyle vaaz ve talimler içerir. Ve Mesih’in Allah’ın oğlu olduğunu çokça bildirir. Dünyayı günahtan kurtarmak için geldiğini belirtirler.
Yuhanna’nın Mektupları 1. mektup yazarına ait hiçbir ifadeye yer vermez . 2. ve 3. mektupta yazar kendini ihtiyar olarak tanıtır. Her 3 mektupta kutsal kitap içerisinde yer alır.
Yuhanna’nın 2. ve 3. mektubu uydurma kitaplar arasında iken 364 Lodesya konsilinde mukaddes kitap olarak kabul edilmiştir.
Yuhanna’nın vahyi, Yeni Ahid’in son kitabıdır. Yuhanna tarafından yazıldığı kabul edilse de, 1. yüzyılın son çeyreğinde farklı yazarların kaleme aldığı birkaç metinden oluştuğu söylenir.
Yuhanna vahyi kitabı mitolojik bir kitaptır. Akla , mantığa, gerçeğe aykırı olaylarla, anlatımlarla doludur. Yuhanna’nın Vahyi Kitabı da önceleri uydurma kitaplardan idi. Sonradan doğru ve sağlam kitaplar arasına alındı
“Yuhanna’nın Vahyi Kitabı” İsa’nın tanrılığını göklerdeki saltanatını, kilisenin ahvalini ve kendinden sonra kiliseye hizmet edeceklerin durumunu anlatır. Yuhanna’nın vahyinde bazı tasvirlerde yer alır”(42)
Yuhanna’nın Vahyi Kitabın’da aklı ve mantığı zorlayan mitolojik hadiseler yer alır. Yuhanna’nın Vahyi’ndeki bu mitolojik hadiseleri çok Hıristiyanlar da kabul etmezler. Mitolojik hadiselerden biri şöyle anlatılır:
“Ve denizden çıkan bir canavar gördüm 10 boynuzu ve 7 başı , ve boynuzlar üzerinde 10 tacı, ve başları üzerinde küfür isimleri vardı. Ve gördüğüm canavar kaplana benziyordu, ve ayakları ayının ayakları gibi idi, ve ağzı aslanın ağzı gibi idi. ve ejder ona kendi kudretini ve tahtını ve büyük selahiyet verdi…”(43)
Yuhanna’nın 2. ve 3. mektupları Yakup ve Yahuda kitaplarıyla Petrus’un 2. kitabının ve Yuhanna’nın vahiy adlı kitabının havariler tarafından yazıldığına dair hiçbir temele ve belgeye dayanmamaktadır.
Süryani kiliseleri bunları hiçbir zaman kabul etmemiştir.
Arap kiliseleri ve bazı batılı kiliseler de bunları kabul etmemektedir.
Protestan kiliselerinin bir kısmı da bunları kabul etmez.(44)
Yuhanna’nın vahyi kitabı ancak 397’de toplanan konsilde kabul edildi.
Pavlus’un mektupları Hıristiyanlıkta yazılan ilk kitaplardan kabul edilir. Bu mektupların hepsi Pavlus’a aitse, Pavlus’un 64 veya 67 yılında Roma’da öldürülmeden önce yazılması gerekir. Öldürüldükten sonra da Pavlus’un kitap yazdığı söylenmemiştir.
Dinler tarihi yazarı Fransız düşünür Felicien Challeye şöyle diyor:
“İncillerden çok önce olan en eski metinler aziz Pavlus’un Mektuplarıdır.
“Selaniklilere mektup” Coochoot’ya göre, İsa’nın adının geçtiği en eski belgedir.
Pavlus bu metinde tanrı ile İsa ya da Mesih arasında sıkı bir münasebet kurmakta ve şöyle demektedir: “Tanrımız babamız olan İsa yolumuzu sizlere doğru yöneltsin!”
“Filipililere mektupta ne yer, ne zaman belirtmeksizin vahiyde yer almış bir kimse olarak tanrısal bir İsa’yı tasvir etmektedir.”(45)
Hıristiyanların ellerindeki İnciller yazılmadan önce Pavlus mektuplarını yazmış, Roma imparatorluğu toprakları üzerinde kiliselerini kurmuş, eski putperest Romalılara, Yunanlılara onların batıl dinlerindekilere uygun yeni tanrılar sunmuştur. Bunlar baba tanrı, oğul İsa tanrı, hatta anne Meryem tanrı , kutsal ruh tanrıdır.
Hıristiyanlığın esaslarını da belirlemiş tanrıların vazifelerini de göstermiştir.
Pavlus Hıristiyanlığın mimarı olarak kabul edilmiştir.
Dinler tarihi hocası Profesör Dr. Şinasi Gündüz, “Pavlus Hıristiyanlığın Mimarı”adlı bir eser yazmıştır. konu ile alakalı olarak şunları yazar:
“Diğer taraftan bu araştırıcıların çoğu tarihsel İsa’nın mesajını değiştirerek bozan kişinin Pavlus olduğunda hem fikirdiler. Pavlus, İsa’nın inancına ihanet etmekle suçlanmıştır. Buna göre Pavlus, İsa’nın basit öğretilerini tahrip eden ve Hıristiyanlık olarak tanıdığımız dini oluşturan kişidir. Mesih mistisizmine dayalı bir sır dini şeklinde Hıristiyanlık Pavlus’un ellerinde şekillenmiştir. O, Hıristiyanlığı Yahudilikten kurtarmış, paganist (putçu) sır dinlerinin bir adaptasyonu (uyduruğu, benzeri) olarak Hıristiyanlığı oluşturmuştur.”(46)
Mevcut İncillerin, mektuplara kaynaklık yapmaları zaman yönünden mümkün olmadığı gibi, mektuplar İncillere kaynaklık vazifesini görmüş olabilirler.
GEÇEN SAYIDAN DEVAM...
KAÇ Tane İncil Vardır?
Bir kaynağa göre 400, diğer kaynağa göre de 270 İncil vardır.(47)
İzharulhak sahibi Rahmetullah efendi 75 İncilin olduğunu yazar.
Bir o kadar da mektuplar ve küçük risaleler vardır, der.
Dinler tarihi yazarı Fransız Felicien Challaye İncillerin sayısı hakkında şöyle der:
“Bizim bildiğimiz altmışı aşkın İncil bulunmakla beraber ancak dördü asil olarak tanınmıştır ki, bunlar Matta,Markos,Luka ve Yuhanna İncilleridir.
Neden dört? Çünkü dört, mistik bir sayıdır.
Aziz İrene: Dört yön: Doğu, batı, kuzey, güney vardır da ondan diyor.”(48)
Gyuvent adında bir rahip, dinler arası yapılan bir toplantıda bir soruya verdiği cevapta şunları söyler:
“Biz de öyle gökten inmiş kitap yok. Gökte matbaa yok. Bizde İncil adı ile yazılmış kitapların adedi pek çoktur. İlim kurulu vakit vakit birini alır, diğerini bırakırdı. En sonunda Matta, Luka, Markos ve Yuhanna adlı zatların yazdıkları dört kitap İncil olarak kabul olundu.
Bunlar arasında yalnız Matta, Yahudi taifesinden iman etmiş olanların okuyabilmeleri için kendi yazdığı İncili İbranî diliyle yazdı ise de bu İncil, sonradan bir meçhul kimse tarafından Yunancaya tercüme olundu.
Fakat tercüme eden kimdir? Bu belli değildir. Diğer yetmiş-seksen kadar İncil var ise de bunların içinde kilisenin kabulüne mazhar olan yalnız şu dört İncil’dir. İşte bu kadar.
Hani marsiyon İncili, hani İboni İncilleri vesair İnciller? ki, şimdi adları bile işitilmiyor”(49)
Gyüvent’in dediği gibi çok İncil vardı. Ama zaman içinde bilhassa 325 İznik Konsili’nden sonra bu İnciller yok edildi.Taraftarları öldürüldü. Bir kaçının sadece isimleri kaldı.Kendileri yok edildi
Yok Edilen İnciller
Yok edilen kitaplardan İsimleri bilinen İnciller şunlardır:
1-Yuhanna’nın İşleri İsa’dan sonra 80 yılında yazıldığı söylenir.Havari Yuhanna’nın yolculuklarını ve mucizelerini anlatır. kaynağı belirsizdir. Yuhanna’nın yazmadığı görüşü de vardır. Uydurma kabul edilmiş, Yeni Ahid kitaplar arasına alınmamıştır.
2- Nasıralıların İncili
3- Markison İncili
4- Mısırlıların İncili
5- Thomas İncili
6- Yetkinlik İncisi
7- Hakikat İncisi
8- Yakubun İncili
9- Yahuda İncili
10- Filipus İncili
11- Andreasın ve Matthiasın İşleri
12- Havarilerin mektupları
13- Paulus’un İskenderiyelilere mektubu
14- Petrus’un vahyi
15- Meryem İncili
Bu İncillerin sadece adları biliniyor, mahiyetleri hakkında hiçbir bilgi yoktur.
16- Petrus İncili: 2. yüz yıl ortalarında yazılmış, hiçbir kilise kabul etmemiştir. İsa’nın bedeninin gerçek değil, bir görüntü olduğu yansıtılır.
Petrus İncil’i, Petrus’un değil, bilinmeyen biri tarafından yazıldığı ileri sürülür.
17- Pavlus’un İşleri: 160-180 yılları arasında yazıldığı sanılmaktadır. Değişik yazarlarca kaleme alınmış, üç ayrı metinden oluştuğu söylenir.Pavlus’un yolculuklarını anlatır. Uydurma olduğu ileri sürülmüş ve Yeni Ahit kitapları arasına alınmamıştır.
18- Hermasın Çobanı: Hermas bir meleğin kendisine bir çoban kılığında geldiğini, bildirdiği emirleri ve kıssaları yazmalarını emrettiğini söyler. 88-97 yılları arasında Efes yakınlarında, Patmos’da Hermas, kendisine bildirilen emirleri yazar. Emirler tevhid inancını bildirir. Hermas’ın kitabı değişik dönemlerde makbul metinler arasında idi. Bilhassa tevhid inancına sahip olanlar tarafından kullanıldı. Hermas’ın kitabı, 325 İznik Konsili tarafından yasaklanan kitaplar arasına alınır ve nerede bulunmuşsa yok edilir, sahipleri de cezalandırılır.(50)
Hermasın Çobanı kitabı tahrip edilmesine rağmen bazı parçaları zamanımıza kadar gelmiştir M. Ataurrahim, bu parçalardan bazılarına kitabında yer verir. Biz bu parçalardan bir kaçını okuyucularımıza sunuyoruz:
“Her şeyden önce Allah’ın birliğine, onun her şeyi yarattığına ve onları düzenlediğine ve yapmış olduğu şeylerin haricinde olmadığına inan.
O her şeyi kuşatsa da kendisi kuşatılamaz.
Ona güven ve bundan dolayı ondan kork ve ondan korkarak kendini kontrol et.
Bu emri muhafaza et ve kendini bütün kötülüklerden koru, doğruluğun emirlerini giyin ve eğer bu emirleri muhafaza edersen Allah’a göre yaşamış olacaksın.”
*
“İçten ve sade düşünceli ol.”
“Kötü hiç kimse ile konuşma ve böyle birinin yaptıklarını dinlemekten zevk alma”
“Dürüst ol ve cömertçe ver”
“Hakkı sev”
Saflığı koru. Yalnızca faaliyette değil, fakat niyette de temiz ol.”(51)
19- İbranilere göre İnciller: Hz.İsa’nın ilahlığını red eder, onun peygamber olduğunu açıklar.
20- Barnabas İncili: Barnabas aslen Kıbrıslıdır.Asıl adı Yusuftur.
Barnabas, İsa (a.s)’ya ilk inananlardandır. Şehir şehir dolaşır, Allah’ın sözünü her gittiği yerde ilan eder, kardeşlerine yardım için koşar ve pek çok kişinin İsa dinine girmesine sebep olur.
Barnabas, Pavlus’un ilk dönemlerinde onunla birlikte hareket eder. Pavlus, başlangıçta en büyük yardımı Barnabas’tan görür. Kendini kabul ettirebilmek için bir sure tevhitçi görünmeye çalışır, daha sonraları sapık fikirlerini yaymaya başlayınca, Barnabas ondan ayrılır ve onun sapık fikirleri karşısında doğruyu ortaya koymak için İncilini yazar.
Bu ayrılığı Barnabas İncilinin başında şöyle anlatır:
“Şeytan tarafından aldatılan pek çokları, dindarlık maskesi altında en dinsiz akıdeyi (inancı) vaz’ederek, İsa’ya Allah’ın oğlu demekte, Allah’ın sonsuza değin emrettiği sünnet olmayı red etmekte ve her türlü kirli etin yenmesine izin vermekte olduğundan-bunlar arasında bulunan, kendinden üzüntü duymadan söz edemediğim Pavlos da aldatılmıştır. kurtulasınız, şeytan tarafından aldatılmayasınız diye İsa ile yaptığım konuşma ve görüşmelerde gördüğüm ve duyduğum gerçeği yazıyorum.”(52)
Barnabas, Pavlus’un Şeytan tarafından aldatıldığını söyler. O şeytan ki, bütün kötülüklerin teşvikçisi, bütün kötülerin yoldaşıdır.
Barnabas İncil’i, İsa’nın bir öğrencisi olan ve zamanının çoğunu İsa’nın yanında geçirmiş Barnabas tarafından yazılmış ve bugüne kadar gelmiş, bilinen tek İncildir. Barnabas dört İncil yazarından farklı olarak Hz.İsa’nın tebliğinin bilgisine ve tecrübesine doğrudan şahit olmuştur.
Barnabas İncili, 323 İznik konsili’ne kadar İskenderiye kiliselerinde resmi İncil olarak kabul edilmiş, birinci ve ikinci yüz yıllarda elden ele dolaşmıştır.
325 İznik konsili’nde Teslis inancı, Pavlus kilisesinin resmi inancı olmuş, dört İncil resmi İncil olarak ilan edilmiştir. Elde bulunan üç yüze yakın İncilin, Barnabas İncil’i dahil yok edilmesi emredilmiştir. Bu İncillerden birini yanında bulunduranların da öldürüleceği ilan edilmiştir.
336 yılında papa olan Damasus, Barnabas İncilinin okunmaması için buyrultu yayınlamış. Barnabas İncilinin okunmaması için başka buyrultular da yayınlanmış. Bu buyrultular sonucu Barnabas İncili görünmez oldu.
Barnabas İncilinin 1589-1590 yıllarında papalık yapan Sex tus’un kütüphanesinde olduğunu öğrenen papanın arkadaşı olan rahip Fra Marino, onı ziyarete gitti. Beraber yemek yediler ve sonra papa uykuya daldı. Fra Marino, papanın kütüphanesini karıştırmaya başladı ve Barnabas İncilini buldu. İncili cübbesinin altında saklayarak Vatikan’dan ayrıldı. İncil elden ele dolaştı. 1907 Oxford Üniversitesi basımevi tarafından basılıp yayınlandı. Bu baskının bütün nüshaları birden esrarengiz bir şekilde piyasadan kayboldu.
Bu baskının bir nüshasını Washinton’da Kongre kütüphanesinde bulan Pakistanlı bir ilim adamı, İncil’in bir mikro-film kopyasını alarak Pakistan da İngilizce olarak yayınladı. Istanbul’da “Kültür basın yayın birliği” müessesesi,Pakistan baskısını Türkçeye çevirerek yayınladı. Barnabas İncili, teslis’i, Hz. İsa’nın tanrılığını,çarmıha gerildiğini red eder ve peygamberimizin adını yazarak geleceğini müjdeler.(53)
Hıristiyan araştırmacılar bu İncilin 17.yüz yılda kaleme alındığını, hatta Müslüman olmuş bir Hıristiyan tarafından yazılıp Barnabas’a nisbet ediliğini ileri sürerler.(54)
Masanın Üstüne Çıkan İnciller
Hıristiyanlar arasında kargaşa vardı. Her topluluğun elinde ayrı bir İncil vardı. Pavlus’a bağlı kiliseler üçlü Tanrı inancının kabulünü istiyordu.Allah’ın bir olduğunu, İsa’nın kul ve peygamber olduğuna inananlar da direniyorlardı. İmparator Konstantin Hıristiyanları birleştirip siyasi yönden onlardan faydalanmak istiyordu.(55)
325 yılında İznik’te büyük bir konsül topladı.Konsüle 2048 patrik,piskopos ve papaz katıldı.Uzun münakaşalar oldu.Toplantıda 318 kişi kaldı. Bunların oyları ile İsa’nın tanrılığı ve kutsal kitap olanlar kabul edildi.
Kutsal kitapların kabulü çok enterasandır. Bütün İncillerin konsil odasında bir masanın altına konmasına karar verildi.Sonra herkes odayı terk etti.Kapılar kapandı. Masalar üzerine gelecek İncilin hatasız olması için piskopos ve papazlardan bütün gece dua etmeleri istendi.
Sabahleyin imparator’un temsilcisi Athanasius’a göre, makbul ve doğru İnciller masanın üzerinde belirli bir şekilde bulunmuştu. Masanın altında kalan İncillerin yakılmasına karar verildi.
Gece odanın anahtarını kimin muhafaza ettiğine dair bir bilgi yoktur. Kabul edilmeyen bir İncil’e sahip olmak büyük bir suç olarak kabul edildi.Konsilin kararını izleyen yıllarda bir milyonun üstünde Hıristiyan öldürüldü.(56)
Konsil kararlarının uygulanması da şöyle açıklanır:
“Üçlü tanrı inancı, Pavlus Hıristiyanlığının resmi inancı olarak ilan edildi. Kilisenin resmi İncilleri olarak dört İncil seçildi. Diğer İncillerin tamamıyla tahrip edilmesi için emir verildi.Ayrıca İbranice yazılmış İncillerin de tahribine karar verildi.İzinsiz İncil bulunduranların öldürüleceğine ferman çıkarıldı.
İznik konsilinde İmparatorun mührünü, kılıcını ve kamçısını ortaya koyunca 318 kişi imparatorun istediği şekilde oy kullandılar ve imparatorun istediği kararları aldılar.
Meydan üçlü tanrı inancı taraftarlarınındı.İmparatoru ve devlet güçlerini de yanlarına alan Pavlus’a bağlı kiliseler katliamlarla muhaliflerini sindirdiler,milyona varan kurban pahasına hakim duruma geldiler.
İznik konsilinde doğru ve sağlam kitabı seçme yöntemi garip olduğu kadar da komik ve mitolojiktir. Doğru olan kitaplar kendiliğinden gece masanın üstüne çıkıyor, bu kitapların doğru ve sağlam kitap olduğu ilan ediliyor.
Kutsal kitapların masanın altından üstüne çıktığını anlatan olayı, otuz yıl bütün Hıristiyanlık kaynaklarını inceleyerek Hz. İsa hakkında bir kitap yazmış olan Muhammed Abdurrahim kitabından aldık. Muhammed Abdurrahim kitabında aldığı Hıristiyan kaynağını da veriyor.(57)
Geceleyin masanın altından üstüne çıkarılan İnciller şunlardır:
1- Matta’ya göre İncil : 28 bölüm
2-Markos’a göre İncil : 16 bölüm
3-Luka’ya göre İncil : 24 bölüm
4-Yuhanna’ya göre İncil : 21 bölüm
Bu dört İncil içerik yönünden aynı değildir. Bölüm sayısı bunu gösteriyor. İncilleri okuduğumuz zaman bunu açıkça görürüz.
Bu İncilleri inceleyelim:
Matta İncili
325 yılında İznik Konsili’nde kutsal kitap olarak kabul edilen dört İncil’in ilki Matta İncilidir.
Matta Filistinli’dir, gümrük memurudur. Asıl adı Levi’dir. Matta, Levi’nin Hıristiyan adıdır. Matta, İsa (a.s)’nın on iki öğrencisinden biridir, havarisidir.
İsa’dan sonra 23 sene Hıristiyanlığı yaymak için çalıştı. Habeşistan hükümdarının adamlarından birinin vurduğu bir darbe ile 70 yılında öldü.Başka bir iddiaya göre, 62 yılında bir ok ile öldürüldü.
Matta İncil’i havari olan Matta’ya mal edilir.
Havari Matta ile İncil yazarı Matta’nın aynı kişi olduğu kuşkuludur.
Matta İncili Yahudilerin ağırlıkta olduğu bir ortamda Yahudi kökenli Hıristiyanlara yönelik yazılmıştır.
Matta İncilinin İsa’dan sonra 70 veya 80 yıllarında yazıldığı sanılmaktadır. 70 yılında yazılan bir Matta İncilinden sonra, 80 yılında ikinci bir Matta İncili yazıldığı da söylenmektedir.
Asıl Matta İncili İbranice yazılmıştır. Bu İncil Yunancaya çevrilmiş. Kim tarafından çevrildiği belli değildir. Daha sonraları İbranice bir İncil ortaya çıkmış, fakat bunun Yunanca’dan tercüme edildiği anlaşılmıştır.
Bu günkü Matta İncil’inin, Matta’nın bir öğrencisi tarafından yazıldığı kesin diyen bilginler vardır.
Bir yazar şöyle diyor: “Clodios zamanında kutsal evde Matta İncil’ini yazdı.” Matta İncil’inin yazıldığı tarih belirtilmiyor, sadece zamanın kralının adı veriliyor.
İsa zamanında Roma kralının adı Teberios’du. Onlara göre bu kral zamanında İsa Haç’a gerilmişti.
Tiberios’dan sonra Gabios tahta geçti. Gabiostan sonra’da Cladios kral oldu. Buna göre Matta İncil’i İsa dan 40 veya 50 yıl sonra yazılmış olur.
Bir yazar Matta İncili hakkında şunları yazar:
“Aziz Matta İncilini İsa’dan 41 yıl sonra yazmıştır. Dili o gün Filistin diyarında bulunan İbranî ve Keldanî dili idi. Daha sonra bu İncil nüshası ortadan kalkarak yerine Yunanca nüsha geçti. Yunanca, İyonca nasihlerin elinde büyük değişikliklere uğradı. İkinci asırdan beri Yunanca nüshanın aslı olan İbranice nüsha ortadan kalktı ve bir daha görünmez oldu.”
Eski ve yeni Hıristiyan bilginlerin çoğu, bu İncilin değiştirilmiş olduğu kanaatindedir.(58)
__________________
(1) M.Handi Yazır,Hak dini Kur’an dili:3/252
(2) Adı geçen eser:3/253
(3) Seyyid Kutub,Fizılalilkur’an:4/262
(4) Nesefi:1/145,Şeyhzade:2/3,Lebid:1/78
(5) Al-i İmran:3/49, Maide:5/110
(6) Barnabas İncili: 63-64,
(7) Barnabas İncili.350, 364
(8) Nakleden Hak dini Kur’an dili: 7/442
(9) Adı geçen eser: 7/443
(10) Yeni yaklaşım, Sayı : 24, Sh:9, 1995
(11) Dört dinden dört adam, Sh: 203, Sönmez yayını,1970, İst.
(12) Sana bir mektup:12
(13) Sana bir mektup: 23
(14) D. Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük, Sh: 462, birlik yayını, 1981, Ank.
(15) T. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 22/99
(16) İslâmda inanç, ibadet ve günlük yaşayış ansiklopedisi, 2/383, ifav yayın, İst.
(17) Yeni ahit, Yuhanna 14/26, Resullerin işleri, 5/32)
(18) Hıristiyan dininin esasları, Sh:135, P. Luiği İannitto 1982, İstanbul)
(19) N. Mehmed Solmaz, Teslis: Üçlü Tanrı inancı, Sh: 26, Misak yayını, Ank)
(20) İslâm Ansiklopedisi, 22/101
(21) Rahmetüllah Efendi, İzharulhak, Sh: 214, Sönmez yayını, İst.
(22) Yeni ahit, Luka İncili: 1/1-4
(23) (Bir İslâm peygamberi İsa:17, İnsan yayını, 1985, İst
(24) (Müsbet ilim yönünden Tevrat, İnciller ve Kur’an, Sh:112, Diyanet yayını. Ank.
(25) Ş.Kuzgun, Dört İncil:160)
(26) Xavier Jakob naklen, Şaban Kuzgun, Dört İncil: 98)
(27) (Şaban Kuzgun, Dört İncil:132)
(28) Bakınız, Matta İncili: 3/16)
(29) (Şaban Kuzgun Dört İncil: 132)
(30) (Rahmetüllah Efendi, İzharulhak: 208-228)
(31) Muhammed Ebu Zehra, Hıristiyanlık Üzerine Konferanslar, 72, Fikir Yayını, İst.
(32) Ana Biritanica: 25/131, Hürriyet Yayını
(33) Hıristiyan Dininin Esasları: 141
(34) Bir İslam Peygamberi İsa.74
(35) Yeni Ahit, Rasullerin İşleri: 9/1-19
(36) Şinası Gündüz, Hıristiyanlık, 26, İsam Yayını, 2008, İst.
(37) Galatyalılara Mektup: 1/10-12, Şinası Gündüz, Pavlus, Hıristiyanlığın Mimarı 45, Ankara Okulu Yayını, 2004, Ankara
(38) (Ana. Biritanica, 25/130
(39) Meydan Larousse: 9/945
(40) (Ahmet Kahraman, Dinler Tarihi, Sh:185, 187, İrfan Yayınlı, 1971, İst.
(31) Ebu Zehra125, 126
(32) İsa: 174
(33) Reddiye, 98
(34) İslam: 17/332
(35) M.Adın, 20
(36) İzharul Hak: 100
(37) Felicien Challeye Dinler Tarihi: 180
(38) KUZ, 46-47, 124, İzhar: 96-102
(39) M.B: 23
(40) İzharu’l Hak 99
(41) felicien 184)
(42) Ebu Zehra Hıristıyanlık Üzerine Konferanslar : 110, 234, Fikir Yayınları, 1978 İstanbul)
(43) Yuhanna’nın Vahyi:13/1-2)
(44) İZHAR: 46, 69)
(45) Felicien 192)
(46) Ankara Okulu yayını, 11. baskı, sh: 17, Ankara, 2004
(47) Hz. İsa,109
(48) Felicien:181
(49) 4 din: 203
(50) Ana Britannica b.19/121, Günay: 153, ş. gün53, Ana b, 25/233, 25/131, 19/121
(51) İsa: 53-58
(52) Barnabas İncili 47, 49, 36, 50, 55
(53) a.g.e. Sh: Kültür Basın Yayın Birliği, 51, İstanbul, İsa: 45, İnanç,1/210
(54) İslam 5/79
(55) İslam:17/333
(56) Hz. İsa: 46, 109, E. zehra: 231
(57) Hz. İsa: 46, 109, E. zehra: 231
(58) Ana Britannica, 19/121, 22/ 132, Hurriyet yayını, İzhar92, Ebu zehra73, 76-78)