Münafık Kavramının Anlamı ve Mahiyeti
Kur'an-ı Kerim'de genel olarak insan tipleri tarif edilirken dört ana karakter üzerinde durulmuştur: Mü'min, Münafık, Müşrik ve Kâfir. Karakter, kişinin inancına göre gelişen söz fiil, davranış, duygu ve düşüncelerin tamamından meydana gelir. Münafık ne demektir? Kalben inanmadığı halde her hangi bir dış etkenden dolayı inanmış gibi gözükenlere mahsus vasıftır. Bu sebeble dünya ahkâmı açısından müslüman, ahiret ahkâmı açısından kafir hükmündedir. Alimler, nifakı itikadi ve ameli olmak üzere ikili tasnife tabi tutmuşlardır. Akidesi küfür olduğu halde riya ile inanmış gibi görünen mükellef, itikadi nifak hastalığına tutulmuştur. Peygamberimiz Efendimiz (sav) ameli nifak hastalığının âlametlerini beyan ederken şöyle buyurmuştur: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadinden döner, kendisine birşey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder.” (Tirmîzî, Îman, 14)
Sabiha ATEŞ ALPAT
18.02.2019 14:00
603 okunma
KUR’AN genel olarak insan tiplerini tarif ederken dört ana karakter koyar önümüze: Mü'min, Münafık, Müşrik ve Kâfir.
Karakter, kişinin inancına göre gelişen söz fiil, davranış, duygu ve düşüncelerin tamamından meydana gelir. Karakter şöyle tarif edilmiştir: “Bir nesnenin, bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranışı. Bir insanın belli bir şekilde duyma, düşünme, davranma özelliklerine 'karakter' denir. "Herkesin kendine göre ayrı bir duyuşu, düşünüşü, davranışı olduğundan, karakter bîr insanı ötekilerden ayırt etmeye yarar. Konu başlığımızdan hareketle demek ki, münafıklara has davranış biçimleri var. Ve kim o davranışların sahibi olursa karakter olarak münafık karakterinde olur.
Münafık Ne demektir?. Kalben inanmadığı halde her hangi bir dış etkenden dolayı inanmış gibi gözükenlerin ismidir. Dış etken kimi zaman menfaat, kimi zaman korkuya bağlı olduğu gibi menfaatleri icabı neyi gerektiriyorsa dümenlerini o yöne çevirirler.
Kalben inanmayan kimselerdir ama dıştan Müslüman gibidirler. Allah ve Rasulü'ne düşmandırlar ama bunu gizlerler.
Alimler, nifakı iki çeşit olarak tarif etmişler.
1. İtikâdî Nifak: Akidesi küfür olduğu halde riya ile inanmış gözükür.
Kur’an-ı Kerim’de karakterize edilen, dünyada iken Müslüman muamelesi görüp, âhirette inançsızlığı ortaya çıkınca, kâfirlerden daha kötü muameleye tabi tutulmasına sebep olacak olan nifak hâli.
İman; Kalp ile kati bir tasdik, dil ile ikrar, gereğince de yaşamak, amel etmektir.
Münafıklar kalpte iman olmadığı halde, şüphe taşıdıkları halde dil ile ikrar edip, amel de yaparlar. Namaz kıldıkları gibi zaman zaman cihada çıktıkları da olur. İnandıkları için yapmazlar menfaat, can korkusu veya yukarıda belirtildiği gibi başka sebeplerle yaparlar.
2. Amelî Nifak: Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı Müslüman kişilerin durumu. Hadislerde geçen münafık türü amelî (ahlâkî) yönden olan nifakı vurgulamaktadır. Meselâ: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadinden döner, kendisine birşey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder” (Tirmîzî, Îman, 14). Hadis-i Şerif'i ile benzeri hadisler îtikadî nifaka yaklaşılmaması için alınan tedbirler ve tembihler mahiyetindeki emirlerdir. Zira, amelî nifak çoğalınca ileride Müslüman’ın îtikâdî nifaka yaklaşma tehlikesi doğabilir. Sahabe münafık olmaktan korkmuş, bu konuda titiz davranmışlar ve her türlü münafıklık özelliğinden aslandan kaçar gibi kaçmışlardır.
Ve her türlü itikadî ve amelî nifaktan beri olmanın yolu Münafıklık özelliklerini tanımaktan geçer.
Münafıklık fiillerini yaparak kişi, münafıklardan sayılır Allah korusun. Hadis-i Şerif'te şöyle buyurulmuştur: “Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.” (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104)
Münafıklar bir toplum için en tehlikeli insanlardır. “Senden” görünen düşmandır onlar.
Toplum huzurunun kanseridir onlar. Şimdi Münafıkların özelliklerini tanıyalım; Onlar inandık derler inanmamışlardır
“İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa onlar inanmış değildirler." (Bakara:8) Münafıklar iki yüzlü insanlardır. Bu nedenle içlerindeki inanç ile ikrarları bir birine zıttır. İman ettiklerini ilan eder ve pratikte iman etmiş gibi amel ederler, lâkin kesinlikle kalpleri dillerinin söylediğini tasdik etmez. Oysa Kalbin kesin tasdiki imanın kabulü için esastır. “îman edenlere rastladıklarında, 'biz îman' ettik derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında, 'biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay edicileriz' derler”(Bakara:14).
Bu, münafıkların sıfatlarından biridir. Onlar insanlara karşı iman ettiklerini ilan eder ve bunun gereklerini yerine getirirler. Böylece insanlar onların sözlerine kanar, yaptıkları hareketlerle İslam’a bağlı olduklarını zanneder. Onlar da insanların güvenlerini elde eder, hareketlerine güvenle bakar. Onlara karşı güvende olduklarını hissederler, bu da onların daha rahat hareket etmelerini, oyun ve saptırmalarını daha geniş alanlara yaymalarını, tam bir serbestlik içinde hareket etmelerini sağlar.
Münafıklık tehlikeli bir hastalıktır Münafıklar içten içe toplumda yara açan, oldukça rahatsız edici bir dikendir.
Hain oldukları halde dost görünmeye çalışırlar.
Zehir oldukları halde şirin görünmeye çalışırlar.
Yalancı oldukları halde sadık görünmeye çalışırlar.
Fâsık oldukları halde takvalı görünmeye çalışırlar.
Kâfir oldukları halde mü'min görünmeye çalışırlar.
En adi karakter tipi münafık karakteridir. En kişiliksiz karakter tipidir. En şahsiyetsiz karakter tipi Münafık karakteridir. Şahsiyetleri, karakterleri oldukça bozuk olduğu için her renge girmeye müsaittirler. İnsanların en şerlileridir.
Onlar menfaatleri söz konusu olduğunda her türlü alçalmayı göze alırlar.
"İman edenlerle karşılaştıklarında 'iman ettik' derler. Ama şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında 'muhakkak biz sizinle beraberiz. Biz ancak alay edicileriz' derler. ” (Bakara:14) Kimlikleri silik, şahsiyetleri de bozuktur. dış görünüşleri ne olursa olsun kendileri kütük gibidirler: “Onları gördüğün zaman kalıpları (dış görünüşleri) hoşuna gider. Konuştuklarında sözlerini dinlersin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kütüklerdir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır. Onlardan sakın. Allah onların canını alsın. Nasıl olup da döndürülüyorlar.”(Münâfıkûn:4)
Bu nedenle en ağır ceza da onlarındır. Asla ateşten çıkamayacak olan Münafıkların cezası, ateşin en alt tabakasıdır: “Şüphesiz ki münafıklar Cehennemin en aşağı tabakasındadırlar, onlara herhalde bir yardımcı da bulamazsın”. (Nisa: 145)
Çünkü Kişilikleri yoktur.
Çünkü şeref yoksunudurlar.
Çünkü karakterleri bozuktur. . .
“Münafıklar Allah’a karşı düzenbazlıkta bulunmak isterler; Allah onların düzen ve oyununu boşa çıkarıp başlarına geçirir. Onlar namaza kalkınca üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar; Allah’ı pek az anarlar.” (Nisa:142)
Onların namazla araları yoktur: “Onlar namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar.” Yani namazı ağırdan alır, üşene üşene davranırlar. Namaz ile araları iyi değildir. Namazın kıymetini bilmezler. İmanları yoktur ki namaza sevdaları olsun. Namaz onlar için ağır bir yük gibidir. Özellikle de sabah ve yatsı namazları çok ağır gelir: “Münafıklara sabah ve yatsı namazından daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur. İnsanlar bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi.” (Buhari-Müslim-Nesai)
Kıldıkları namaz onları kurtaracak değildir. Namazlarının geçersiz olduğunu Maû'n suresinden okuyoruz:
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1- (Ey Rasûlüm!) Dini yalanlamakta olanı gördün mü?
2- İşte o öksüzü iter-kakar.
3- Yoksulu doyurmağa teşvik etmez.
4- O namazı kılanların vay haline...
5- Onlar ki kıldıkları namazlarından gafildirler.
6- Onlar ki (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.
7- Onlar ki Maûnu (en ufak bir yardımı) menederler.
Medine'de ortaya çıkan münafıklar istemsiz de olsa namaz kılıyorlardı. Aslında ayıplanma korkusu ve ya gösteriş yapma kaygıları olmasa kılmayacaklar. Onların namaz kılmalarının bir nedeni de Medine'de Müslüman sayılabilmenin en önemli şartlarından biri namaz kılmaktır. İslam toplumunda namaz belirgin bir işarettir. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: ”Kişi ile küfür arasında, namazı terk etmek vardır.”
(Hadisi Ahmed, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmİzî ve İbn Mâce rivayet etmişlerdir).
Namazı ziyan eden toplum Allah katında kötü bir toplumdur. Namazı terk eden insan Allah katında kötü bir insandır: “Ama onların ardından namazı terk eden, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. Bundan dolayı onlar cezalarını göreceklerdir”. (Meryem:59)
Namazlarıyla İnsanlara gösteriş yaparlar” (Ma'ûn suresi)
Gösteriş Hastalığına Müptelâdırlar
İnsanın kalbine musallat olan iki tür hastalık var; biri maddî, diğeri mânevî. Mânevî hastalıkların başlıcaları şirk, nifak ve cürümdür. Nifak, münafık kişinin kalbi hastalığıdır: “Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını artırmıştır. Onlara, yalan söylemelerinden dolayı acı veren bir azap vardır.” (Bakara:10) Yaptıkları bu amellerine karşı içlerinde istek duymaksızın insanlar arasında tanınmak amacını güdüyorlardı. Münafıklar cahillikleri, basitlikleri, bilgilerinin ve akıllarının azlığı, psikolojik hastalıkları ve anlayışsızlıkları sebebiyle başkalarının beğenisini kazanmak için hileye yönelirler.
Riya;
İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma. Bu davranışta bulunan kimseye riyakâr veya müraî denir.
Riya, insanlar arasında mânevî nüfûz, şan ve şöhret, maddî çıkar sağlamak için yapılır. Dünyaya âit bu tür maddî ve mânevî çıkarları elde etmek için, dinin insanlar tarafından kutsal değerlere karşı beslenen bağlılık ve hürmet duygularının âlet edilmesi, riyanın en kötü şeklidir. Bu tür davranışlar, hilekârlık ve yalancılıktır. İnsan şeref ve haysiyetine hakarettir.
Münafığın kaygısı, "el ne der'dir . Mü'minler ise, "Allah ne der" diye kaygılanırlar...
Onların Özürleri Kabul Görmeyecektir
“Hâlâ bilmezler mi ki; kim Allah’a ve Rasulüne karşı muhalefet ederse, ona içinde ebedî kalıcı olarak cehennem ateşi vardır. Bu ise, büyük bir rüsvâylıktır.
Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine açıkça haber verecek bir sûrenin tepelerine indirilmesinden endişe ederler. De ki: 'Siz alay edip durun. Şüphe yok ki Allah, endişe ettiğiniz şeyi açığa çıkarandır.'
Eğer onlara soracak olsan, elbette: 'Biz sadece dalar ve şakalaşırdık' derler. De ki: 'Allah ile, O’nun ayetleriyle ve Rasulü ile mi eğleniyorsunuz?'
'Özür dilemeye kalkmayın Sîz iman ettikten sonra kâfir oldunuz. İçinizden bir zümreyi affetsek bile, bir taifeyi günahkâr kimseler oldukları için azaplandıracağız”. (Tevbe:63-66)
Onlar, cihadı hafife alırlar.
Onlar, dinin hükümlerini hafife alırlar.
Onlar, Allah’a ve Peygambere muhalif olurlar.
Onlar, dinin hükümlerini şaka malzemesi yaparlar.
Onlar, dinin hükümlerini eğlence malzemesi yaparlar.
Onlar, cihadın önünü tıkamaya çalışırlar.
Onlar, İslam’a düşmandırlar, düşmanlıkları sinsidir.
Özür dilemeyin çünkü kabul görmeyecek....
 
Misak Dergisi 337. Sayı
Aralık 2018
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya