Besmeleyle Başlanılmayan Herşey Eksiktir
Peygamberimiz Efendimiz'den (sav) rivayet edilen bir Hadisi Şerif'te: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile başlanılmayan her bir söz kesiktir" buyurulmuştur. Yine buna benzer bir başka rivayette şöyle buyurulmuştur: "Besmele ile başlamayan her önemli iş sonuçsuz kalır." Bu rivayetlerde, besmele'nin kuşatıcılığına ve önemine işaret edilmiştir. Bugün Müslümanların ikâmet etmiş oldukları topraklarda, Müslümanları yöneten kişiler bu rivayetleri dikkate alıyorlarmı? Besmele ile mi halkı yönetiyorlar? Müslümanların çocukları okullarında derslerine Besmele ile mi başlıyor? Müslümanların günlük hayatlarında Besmele bir kavram olmaktan çıkıp, kalblerinde oluşan bir akide olduğu zaman, besmele gerçek yerini bulacak, insanları her an uyarmaya devam edecektir. Besmele'yi idrak eden yaratılış hikmetini unutmaz ve her an Allah'ı hatırlayarak, O'na şirk koşmaktan ve harama düşmekten kendisini alıkoyar. Bu inceliği asla unutmamamız gerekir.
İbrahim DÖNERTAŞ
13.03.2019 14:00
597 okunma
PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ'DEN (sav) rivayet edilen bir Hadisi Şerif'te: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile başlanılmayan her bir söz kesiktir"(1) buyurmuşlardır. Yine buna benzer bir başka rivayette şöyle buyurulmuştur: "Besmele ile başlamayan her önemli iş sonuçsuz kalır."(2) Bu rivayetlerde, besmele'nin kuşatıcılığına ve önemine işaret edilmiştir. "Besmele" nasıl bir mahiyet teşkil etmektedir ki, kendisi ile başlanılmayan bütün işlerin faydasını boşa çıkarmakta, onu sonuçsuz kılmaktadır. Bin bir güçlüklerle yapılan, uğrunda birçok zahmetlere katlanılan, insanların zamanlarını, hatta hayatlarının tamamını, uğruna feda ederek ulaştıkları hedefleri bile, kendisinin yokluğu ile sonunda değersiz kılan bir kavram olan, Besmele'deki bu mesajı anlamaya çalışalım. "Bismillâhirrahmânirrahim" sözündeki bu mahiyeti anlamak için ise, yaşam gayemizi, yapmış olduğumuz işlerde ne gibi sonuçlara ulaşmak için gayret sarf ettiğimizi, varılması gereken, ulaşılması istenen hedeflerimizin ne olduğunu tespit etmemizde fayda vardır.
Dünya üzerinde yaşam süren insanların genel durumuna baktığımız zaman, her birinin bir gaye, bir amaç uğrunda hareket ettiğini görmekteyiz. Bazıları daha iyi bir yaşam şartına ulaşarak, gerek gençliğinde ve belki de hiç olmazsa yaşlılığında, müreffeh bir hayat sürmek için çalışır. Bir kısım insanlar ise, makam ve mevki elde etmek, ya da insanlar nezdinde tanınmak yani şöhret olmak için, ya da bunlara benzer hedefler uğrunda çalışmakta ve mücadele etmektedirler. Kur'an'ı Kerim'de: "Şüphesiz, sizin çabalarınız çeşit, çeşittir" (Leyl, 92/4) buyuran Rabbimiz, amellerdeki ve dolayısı ile niyetlerdeki bu farklılıklara işaret etmektedir. Oysa tüm insanların dünya üzerinde yaratılış amacı, Allah'a kul olmak, O'na ibadet etmektir. Kâinatı yaratan, onu insanlar için en güzel yaşam alanı haline getiren ve sonra da onu mükemmel bir yaratık olarak yani "eşrefi mahlûkat" olarak yaratan Allah (cc), insanlardan sadece kendisine kulluk etmesini, kendisi dışındaki sahte ilahları reddetmesini istemiştir. Çünkü yaratan, yoktan var eden O'dur. Yaratıcı O ise, yönetici de O olmalıdır. "Dikkat edin, yaratma da O'nundur, emretme (yönetme) de O'nundur." (Araf, 7/54) buyurduğu gibi. "De ki; Hiç yaratanla yaratamayan, bir olur mu?" (Nahl, 16/17) ayeti de, hayat tarzı koyma hakkının kendisinde olduğunu, yaratmaya gücü yetmeyen, hatta yaratılmış olanların böyle bir hakka sahip olmadıklarını beyan eder. İşte bu hak sebebi ile ve yine yaratıcı olma sıfatına işaret ederek: "Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" (Zariyat, 51/56) ayeti ile de yaratılma sebebimizin "Allah'a kul olmak, ibadet etmek" olduğunu bizlere mesaj olarak bildirir. İnsan için dünya'da tek hedef ve tek amaç vardır, o da "Allah'a ibadet etmek"tir. Bunun dışında olan her şey, ibadeti yerine getirmek için gerekli olan yardımcı unsurlardır. Çalışmamız, yememiz, içmemiz, uyumamız, evlenmemiz, çocuk sahibi olmamız ve güzel bir şekilde yetiştirmemiz, güzel bir meslek sahibi olmak için okumamız, uygun makamlara gelerek Allah'ın dinine meşru ölçüler içinde hizmet etmemiz, eğlenmemiz ve hatta tatile çıkarak motivasyonumuzu tazelememiz vb. bütün çalışmalarımız sadece ve sadece ibadeti daha iyi yapabilmek, Allah'ın emrini yerine getirerek ölümden sonra başlayacak olan asıl hayata hazırlık çalışmalarıdır. Müslümanlar için ölüm bir bitiş değil, bilakis başlangıçtır. Hayat, ölüm ile başlar. Gerçek hayat, ebedi olan ve hiç sonlanmayacak olan âhiret hayatıdır. Bu yüzden Müslümanların hedefi, diğer insanların hedefleri gibi, kısa vadeli ve dar bir düşünce içinde hapsolmuş hedefler gibi değildir. Onlar sadece dünya hayatına değil, ölümden sonra başlayacak olan âhiret hayatı için de plan yaparlar. Onlar, ileri görüşlü insanlardır. Bütün planlarını dünya üzerine kurmuş, on veya yirmi yılın hesabını yapan, ya da en uzak hedefleri, yaşlılıklarında yaşayacakları "huzurlu bir emeklilik" hayali kuran, dar düşünceli, geri kafalı, yobaz insanlara benzemezler. Onların yaptıkları gibi, kısa vadeli programları olan ve dünyada son bulan, kesik işlerin peşine düşmezler. Onların asıl amacı, asıl hayatlarında kendileri için gerekli olan ahiret azığını temin etmektir. Çünkü bu hususta Allah (cc) onlara: "(Dünyada) bir de azık edinin, (ama)azıkların en hayırlısı takva'dır" (Bakara, 2/197) buyurarak, dünya rızkı için çalışmalarını, ama asıl kazanılması gereken rızkın, ahiret yaşamında gerekli olan rızık olduğunu haber vermektedir. Bu sebeple onlar dünya üzerinde yapmış oldukları her bir işte Allah'ın rızasını gözetirler, yaptıkları işi Allah için yaparlar. Hatta ibadetlerini bile Allah'ı anmak, O'nu hatırlayarak O'na tâzim etmek için eda ederler. Bu hususa işaret eden İmam Râzi tefsirinde, (3) İbadetler insanı Allah'a götürür. Namaz da Allah'ı anmak içindir, diyerek şu ayeti delil getirir: "…Beni zikretmek (anmak) için namaz kıl."(Tâhâ, 20/14) Namaz da Allah'ı anmak, hatırlamak ve tazim etmek için bir vesiledir. Yaratıcımıza tahsis ettiğimiz hayatımızın her anı, ibadetlerimizin ve amellerimizin tamamı, Allah'ı zikretmek, onu yüceltmek ve tesbih etmek üzerine kurulmalıdır ki, bu niyetle olmalıdır ki, ölümden sonra da devam etsin ve bize bir fayda sağlasın. Aksi halde yapılan bütün ler dünya da kalacak ve son bulacaktır. Çabalarımız sonucunda elde edeceğimiz mallar, evlatlar, makam, şan, şöhret ve bütün güzelliklerin sonu kesik olacak ve devam edemeyecektir. Bütün insanların sevgisini kazanacak işler bile yapsan, o insanların ölümü ile o sevgi de yok olacaktır. O halde bütün çabalarımız ölmeyen, Hayy ve diri olan Allah için olmalıdır. Bu sebeple Müslümanlar, her işlerinin başında Besmele çekerler. Yaptıkları işi "Allah'ın adı ile, Allah için" yaparlar. "Onların başına bir musibet geldiği zaman onlar derler ki, Allah içiniz ve yine O'na dönücüleriz" (Bakara, 2/156) ayeti hangi hal üzere olursak olalım, Allah'a ait olduğumuzu, dünyadaki varlığımızın son bulacağını ve en sonunda gerçek yaşam yurduna döneceğimizin inancı ile hareket etmemizi bizlere mesaj olarak vermektedir.
BESMELE GEÇMİŞ PEYGAMBERLERİN
DE KELAMIDIR
Nuh (as) Allah'ın emri ile gemiyi yapınca, kendisine inanan mü'min kimselere şu hitabı yapmıştır: "Ve (Nuh) dedi ki: Ona Allah'ın adı ile binin (Ve kâlerkebû fîha bismillahi)" (Hud, 11/41) Yine Süleyman (as) Sebe melikesi Belkıs'a göndermiş olduğu mektubu Allah'ın adı ile başlayarak göndermiştir. Bu hususu Allah (cc) şu ayet ile beyan eder: "(Belkıs) dedi ki: Ey önde gelenler! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı. Şüphesiz o Süleyman'dandır ve şüphesiz o, Rahman ve rahim olan Allah'ın adı ile (Bismillâhirrahmânirrahîm) dir." (Neml, 27/29-30) Yine Musa (as)'a karşı Firavun'un emri ile değneklerini atan sihirbazlar, "Biizzeti Firavun (Firavun'un şerefi ile)" diyerek, Firavun'un adı ile atmışlar ve değnekleri birer yılan haline dönüşmüştür. Onlara karşılık Musa (as)ise sihire, sihirle karşılık vermemiş, küfre düşmemiş, sihirbazların sihrine vahiy ile ve "Bismillâhirrahmânirrahîm" diyerek cevap vermiştir. Allah'tan gelen vahiy ile asasını atmış ve asası bir ejderha haline dönüşerek bütün yılanları yutmuştu. Bunu gören kâfir sihirbazlarda yapılan şeyin bir sihir değil, Allah'tan gelen bir vahiy olduğunu görünce hepsi gerçek manada iman etmiş ve hatta Firavun'un ölüm tehditlerine bile aldırmamışlardı. Müslümanlara düşen her zaman meşru mücadele metodları ile hareket etmeleridir ve Besmele çekebilecekleri işleri yapmalarıdır. Mekke müşrikleri de bir işe başlayacakları zaman Allah'ın adı ile değil, putlarının adı ile başlayarak ‘bismillat, bismilmenat' gibi sözler kullanarak putlarına tazim ediyorlardı. Bismillah sözü Mekke'de kullanılan bir söz değildi. Peygamber Efendimiz Taif'e giderek, Allah'ın dinini ikâme etmek hususunda, onların desteğini almaya çalışmış, fakat Taif'in kıt akıllıları onu çocuklarına ve kölelerine taşlattırdığı zaman Utbe bin Rebia'nın bağına sığınarak onlardan kurtulmuştu. Bağ içinde bulunan Utbe'nin iki oğlu ona merhamet etmiş, köleleri Addas vasıtası ile bir tabağın içinde üzüm ikram etmişlerdi. Peygamberimiz üzümü yiyeceği sırada: "-Bismillah" deyince, bu söz köle olan Addas'ın dikkatini çekerek: "-Bu söz buralarda kullanılan bir söz değildir" demişti. Peygamber efendimizde ona: "-Sen kimsin? Neredensin?" diye sorunca: "-Ben hristiyanım. Musul kasabalarından, Ninova'lı bir kişiyim" cevabını vermiş. Bunun üzerine peygamberimiz: "-Demek sen o salih kimse olan, Yunus bin Metta'nın hemşehrisisin" deyince Addas: "Sen Yunus bin Metta'yı nereden tanırsın?" diye sorunca peygamber efendimiz: "O bir peygamberdir. Ben de onun gibi bir peygamberim" deyince, Addas hemen peygamberimizin ellerini ve ayaklarını öpmeye başlamıştır. Dikkat edersek her zamanda ve her mekânda kullanılan, evrensel bir kelime olan, bütün Müslümanların ortak dili olarak kullanılan "Bismillah" kelimesi, Müslümanların anlaşmasında ortak bir payda, kuşatıcı ve toplayıcı bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. İslâm düşmanı kâfirler, bu sebeple bizleri bu ortak kavramlardan uzaklaştırarak önce dillerimizi, sonra kalblerimizi ve bedenlerimizi ayrıştırmaya, birliğimizi bozmaya çalışmaktadırlar.
BESMELE, BÜTÜN KİTABLARIN
ÖZETİNİ TAŞIYAN BİR AYETTİR
Rabbimizden, karanlıklardan kurtulmamız için bizlere bir "nûr" (ışık) olarak gönderilen Kur'an'ı Kerim'in en başında yer alan besmele, bizler için çok önemli mesajlar ihtiva etmektedir. "Bismillâhirrahmânirrahim" ayeti bize, Rabbimizden gönderilen, Tevbe sûresi hariç bütün sûrelerin başında okunan ve bünyesinde birçok anlamlar barındıran ilâhi bir kelamdır. İbni Abbas (ra)'dan, Kur'an'ın esası Fatiha sûresi, Fatiha sûresinin esası da Bismillâhirrahmânirrahim'dir"(4) der.
"Bismillâhirrahmânirrahîm" kelimesini mana olarak incelersek: Bismillah, Allah'ın adı ile, Allah ile demektir. Rahman'dır denilerek, "Dünyada her türlü mahlûkatın ihtiyaçlarını veren, yaratan, yaşatan kısaca esirgeyicisi olan", fakat sonraki sıfat olan Rahim sıfatı ile de, "Ahirette sadece mü'minleri af edici olan" anlamında olduğu beyan edilir. Rahman sıfatı karşılıksız vermeyi, Rahim sıfatı ise bir şey karşılığı vermeyi ifade eder. Allah (cc)her şeyin kendisinin yaratması, yoktan var etmesi ile başladığını belirttikten sonra Rahman sıfatı ile Dünya'yı ve içerisindeki nimetleri verdiğini bildirir ve bunu Dünyada mü'min-kâfir, insan-hayvan diye ayırmadan her türlü mahlûkata verir. Fakat ahirette ise sadece mü'minlere merhametini göstererek onları af eder. Rahman sıfatı karşılıksız olarak tecelli eder, yani Allah (cc) kendisine isyan eden ve inkâr edenlere de bu sıfatı ile dünyada verir. Daha çok ahiret ile ilgili olan Rahim sıfatı ise, sadece bu nimetler karşısında kendisine şükreden, itaat eden yani iman edip salih amel işleyenleri kapsar.
"Rahman sıfatı Ezel (Geçmiş)'le, Rahim sıfatı ise daha çok Ebed (Gelecek)'le ilgilidir. Bu yüzden yüce Allah için, "Dünyanın Rahmânı, fakat ahiretin Rahîmidir" denilmiştir. Bunun anlamı şudur : Cenabı Hakk'ın varlıkları yaratması, onları yaşatması, insanlar arasında mü'min-kâfir, zalim-adil, çalışkan-tembel ayırımı yapmadan rızıklarını vermesi Rahman sıfatının tecellisidir. Rahim sıfatının tecellileri ise daha çok ahirette görülecek, Cenab-ı Hakk'ın ikram ve ihsanları mü'min'ler için olacaktır."
Rahman ve Rahim sıfatlarını da anladıktan sonra Besmele'den şu mesajları alabiliriz:
1)Yapacağımız her işte niyetimiz Rahman ve Rahim olan Allah (cc) için ve O'nun rızası için olmalıdır. Her işimizde dil ile Besmele çektiğimiz gibi kalb ile de besmele çekmeliyiz. Yapacağımız işi dünyalık elde etmek, insanların gözünde değer kazanmak, makam elde etmek vs. için değil, sadece Rahman ve Rahim olan Allah'ın rızasını kazanmak için yapalım, yani ihlâsla yapalım. Namazımızda, orucumuzda, ilim öğrenmemizde, cihad etmemizde, günlük meşgalelerimizde amacımız sadece O'na yaklaşmak ve O'nun rızasını kazanmak olmalıdır. İlk inen ayet "Oku"dur. Fakat sadece okuma fiili değil, okuma niyeti de önemlidir: "Seni yaratan rabbinin adı ile oku." (Alak, 96/1) ayeti bu duruma işaret eder. Bu hususta bir hadisi şerifte Peygamber (sav): "Allah yolunda, Allah'ın adı ile gaza edin"(5) buyurarak ibadetlerimizin ve amellerimizin sadece Allah'a tahsis edilmesine işaret buyurmuşlardır. Besmelenin başındaki ‘Bismillah' lafzı bize her seferinde en başta bu mahiyeti hatırlatmakta ve amellerimize "riya" ve "şirk" karıştırmamak hususunda bizleri uyarmaktadır. Amellerimizin en başı Allah için yapılması yani halis bir niyet ve ihlâstır.
2) Kâinat'ta hiçbir şey yoktu, kâinat da yoktu. Sadece varlığı, hiçbir şeyin varlığına bağlı olmayan Allah (cc)vardı. Her şey Allah'ın yaratması ve düzenlemesi, O'nun adı ile; O'nunla başladı. Sonra Rahman sıfatı ile yarattıklarına dünyada her türlü ihtiyaçlarını verdi, onları esirgedi, nimetlerini verdi. Fakat dünya hayatı sonunda Rahim sıfatı ile ahirette sadece kendisinin emirlerini dinleyenlere, hak edenlere, karşılığını ödeyenlere yani sadece mü'minlere merhametini gösterecek, ahiret nimetlerini verecektir. O halde bize düşen yaratıcı ve Rahmet edicinin dünya'da bizler için tayin ettiği hayat düzenine tabi olmak, "Hâlık ve Rahman" olmayanların dünya düzenlerini, hayat tarzlarını reddetmektir. Tağutları fikir ve amel planında reddederek, Rahman'ın rızasını kazanmak için dünya'da gayret sarf etmektir. Ahiret de sadece Müslümanların faydalanacağı "Rahim" sıfatının tecellisini kazanmak ancak bu şekilde mümkün olur. O halde kısaca özetlersek, Allah'ın Rahman sıfatı ile vermiş olduğu sermayeyi, O'nun emrettiği şekilde ticaret yaparak kâr'a dönüştürmeli, ahirette sadece mü'minlere has kılınan Rahim sıfatının tecellisini ve buna bağlı olarak ahiret nimetlerini elde etmek için gayret etmeliyiz. Bu bizim yaşam gayemiz, ana hedefimizdir.
3) Besmele'den alacağımız bir üçüncü mesaj da şudur: Eğer siz dünyada iken yapmış olduğunuz her işe Allah'ın adı ile başlarsanız yani O'nun rızasını elde etmek için başlarsanız, Allah (cc) size Rahman sıfatı ile dünyada, Rahim sıfatı ile de ahirette güzel bir hayat yaşatırAllah için yapılan her amel hem dünya, hem ahiret mutluluğunu getirir. Bu hususta Allah (cc) Kur'an'ı kerimde şöyle buyurmuştur. "Erkek olsun, kadın olsun, mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu (dünyada) güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını (ahirette) en güzeliyle muhakkak veririz." (Nahl, 16/97) Bu husustaki şu ayet besmelenin bu anlamdaki değişik bir anlatımıdır: "İman edip, Salih ameller işleyenler için hoş bir hayat ve güzel bir gelecek vardır." (Rad, 13/29)
Bir işe besmele ile başlamak kişiyi kötülükten uzak tutacaktır. Çünkü kişinin Allah'ın ismini anması onu yanlış bir düşünceden alıkoyacak ve başlamış olduğu o işte Allah'ın rızasına uygun hareket etmeye sevk edecektir. Ayrıca Besmele çekmeye alışmış olan bir kişi, Besmele çekemeyeceği bir işe teşebbüs etmeyecektir. Bir işe Besmele ile başlayan kişiye aynı zamanda Allah'ın yardım ve nimetleri ulaşacak, şeytanın aldatmalarından da uzak kalacaktır.
Besmele, Müslümanlar için Kur'an'ın en başında ve her sûrenin başında Rabbimizden Müslümanlar için bir uyarıdır, bir ikâzdır. Suya gönderilen çocuğa, "Aman dikkat et! testiyi kırma" veya araba ile yolculuğa çıkan kimseler için, "Dikkatli olun! Sürat yapmayın" gibi uyarılar ne ise, Müslümanlara da yaptıkları bütün işler için sadece Allah'ın rızasını kazanmak ve O'nun emirlerini, emrettiği gibi yapmak hususunda Allah'tan yapacakları işlerde daha en başında bir hatırlatma ve ikâzdır. Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde: "Biriniz yemek yiyeceği zaman bismillah desin. Başında çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhî fî evvelihî ve âhirihî(başında ve sonunda bismillah) desin"(6) buyurarak, yemeğimizi bile Allah için yediğimizi, her yemek öncesinde bunu hatırlamamızı emreder. Yine başka bir hadisi şeriflerinde: "Sizden birisi hanımına yaklaşacağı zaman, bismillah diyerek ‘Allahım benden ve bize vereceğin çocuktan şeytanı uzak tut' derse ve o beraberlikten de bir çocuk olursa, şeytan o çocuğa ebediyen zarar veremez"(7) buyurmuşlardır. Müslümanlar dünyada her işlerinde Besmele çekerler. Yaptıkları işleri de Allah için yaparlar.
Bugün Müslümanların ikâmet etmiş oldukları topraklarda, Müslümanları yöneten kişiler toplanmış oldukları meclislerinde Besmele ile mi toplanıyorlar? Besmele ile mi halkı yönetiyorlar? Müslümanların çocukları okullarında derslerine Besmele ile mi başlıyor? Yoksa bir başka kişinin adı ile, onların ilkeleri ile mi? Tabiî ki bu soruların cevabını hepimiz biliyoruz. Allah (cc) bizlere, Allah'ın adı ile yönetmeyi, yönetilmeyi, eğitim görmeyi ve Allah için mücadele etmeyi nasip etsin. Müslümanların günlük hayatlarında besmele bir kavram olmaktan çıkıp, kalblerinde oluşan bir akide olduğu zaman, besmele gerçek yerini bulacak, insanları her an uyarmaya devam edecektir. Besmeleyi idrak eden yaşam gayesini unutmaz ve her an Allah'ı hatırlayarak, O'na şirk koşmadan ve harama düşmeden hareket eder. Rahman sıfatı ile dünyada nimetlendiğimiz Rabbimizin, ahirette de Rahim sıfatından faydalanmak duası ile.
Misak Dergisi 339. Sayı
Şubat 2019

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya