Dava Yolunda Kardeş Olmak
İslâm davası müminlerin omuzlarına yüklenmiş bir sorumluluktur. Hedef Allah’ın (cc) rızası, görev alanı bütün dünyadır. Çünkü; “Yer yüzünde fitne kalmayıp din Allah’ın oluncaya kadar savaşın” (Bakara: 193) emri vardır. Hz Ali’nin de şöyle dediği rivayet edilir; “Allah yolunda kardeşler edinin. Çünkü onlar hem dünya ve hem de ahiret için lazımdır.” Yeryüzündeki mazlumların kurtuluş umudu sadece İslâm’dır. Dava kardeşliği demek; aralarında çıkan sorunları, meseleleri ayrılık sebebi kılmadan Allah’a ve Rasulü'ne havale ederek çözüp yola devam etmek demektir. “Hayır, hayır! Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda senin hakemliğine başvurmadıkça sonra da vereceğin karara, gönüllerinde hiçbir burukluk duymaksızın, kesin bir teslimiyetle uymadıkça mümin olamazlar.” (Nisa Sûresi: 65)Böyle olunca bu büyük görevin altından yalnız kalkılamayacağı açıktır.
Sabiha ATEŞ ALPAT
04.07.2019 11:30
335 okunma

HİÇ şüphesiz inananlar kardeştir. “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz” (Hucurat: 10)

Buyruk bu ya artık inananlar için kan bağı, ulus birliği önemli değildir. Önemli olan ayni akidenin kardeşleri olmaktır. Aynı inancın, aynı davanın sahipleri olmak, Tevhid davasını tüm dünyaya ulaştırmak ve Allah’ın kanunlarının yer yüzüne hakim olması için cihad etmek her mümin üzerine bir vecibedir. Hal böyle olunca dava yolunda kardeşler edinmek zarurettir. İslâm davasının yükünü beraber kaldırmak için... Davayı duymayanlara taşımak için... Yer yüzünde yalnız Allah’ın (cc) dediğinin olması için...

Tevhid inancının ikrarı aynı zamanda şirk ile mücadelenin ilanıdır. Yer yüzünün ıslahı tek başına yürütülemeyecek kadar büyük ve zorlu bir iştir. “Ey örtünüp bürünen Muhammed! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kur'ân oku. Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahy edeceğiz. Şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir. Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.” (Müzemmil: 1-7) Bu sure ile İslâm’a davette yeni bir safha açılmıştır. Allah Teâlâ, Rasulüne artık yatıp uyumak zamanının geçtiğini, müşriklerin çıkaracakları büyük zorluklara hazırlıklı olmak için bazı ruhi hazırlıkların yapılması gerektiğini bildirir. Gecenin ibâdetle geçirilmesi lâzımdır. Namaz kılınmalı, ağır ağır, tane tane Kur'ân okunmalıdır. Bunun gece yapılmasının sebebi, gecenin huşu içinde ibâdet etmeye elverişli olması yanında, artık gündüz için yoğun bir tebliğ faaliyetinin bulunmasıdır. Bu çetin mücadele esnasında, zorluklara karşı sabırla hareket edilmeli ve bir an olsun Allah Teâlâ’dan gafil olunmamalıdır. Ayrıca, Allah yolundan alıkoyan her şey terk edilmeli ve O’na yönelinmelidir. (Basairul Kur'ân Ali Küçük)..

İşte tam da bunun için dava yolunda kardeşler edinmek zorundayız. Firavunlarla mücadele destek ister. Hz Musa, Firavun ve sistemiyle mücadele etmekle görevlendirildiğinde dedi ki; “Kendi ailemden bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u Onunla beni güçlendir. Onu görevim de bana ortak et. Ki seni çokça tesbih edebilelim. Ve seni çokça zikredelim” (Ta-ha: 29-34)... Davanın yükü ağırdır sırt sırta verip ilahi rızaya beraber yürümek için dava kardeşine ihtiyacımız var. Dava kardeşine ihtiyacımız var çünkü ayağımız kayarsa birine tutunmamız ve birinin bizi tutması şarttır. Dava kardeşine ihtiyacımız var çünkü bu yükü yalnız taşımak mümkün değildir. Hz İsa’nın mücadelesinde de aynı yöntemi görüyoruz. İsa, onların küfrünü hissedince: “Allah uğrunda bana yardımcı olacak kim vardır? dedi. Havariler de şöyle cevap verdiler: -Biz Allah’ın (dininin) yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik, O’na teslim olduğumuza da şahit ol!” (Ali-imran: 52) Peygamberimiz (sav) görevlendirildiğinde yaptığı gibi. Ebu Bekr’i, Hz Hatice’yi, Hz Ali’yi (R. anhum) vs yanına aldığı gibi. Her kesimden her yaşta olanlara ihtiyaç var. İlk Müslümanlara baktığımızda zengin, fakir, hür, köle, çocuk, genç ihtiyar...

Tevhid mesajının taşınmasında herkesin her kesimin yapacağı işler vardır. Bu nedenle dava kardeşleri edinilmek kaçınılmazdır. Aynı zamanda nebevi yöntemin gereği budur. İslâm davası müminlerin omuzlarına yüklenmiş bir sorumluluktur. Hedef Allah’ın (cc) rızası, görev alanı tüm dünyadır çünkü; “Yer yüzünde fitne kalmayıp din Allah’ın oluncaya kadar savaşın” (Bakara: 193) emri vardır. Mükafat görevden daha büyüktür diyor Mustafa Meşhur. Hal böyle olunca bu büyük görevin altından yalnız kalkılamayacağı açıktır.

Hz Ali’nin de şöyle dediği rivayet edilir; “Allah yolunda kardeşler edinin. Çünkü onlar hem dünya ve hem de ahiret için lazımdır.” Tevhid davasını çağa hakkıyla anlatabilmek için Harun’ları yanımıza almamız gerekiyor. Yer yüzündeki mazlumların kurtuluş umudu sadece İslâm’dır. Beşer ideolojilerinin kurbanı olmuş nice insanın kurtuluş umudu İslâm’dır. İslâm davasını bu yitik nesle taşıyacak olanlar da dava erleridir. Nebevi yöntemin gereği olarak önce kadro sonra mal ve can ile cihad edecek dava kardeşlerinin omuzlarında yükselecek bu dava. Günü birlik işlerle bu büyük davayı çağa taşımak mümkün değildir. Bireysel çabalar İslâm’ın istediği çaba değildir.

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız sakın ayrılığa düşmeyiniz, Allah’ın size bağışladığı nimeti hatırlayınız. Hani bir zamanlar düşman olduğunuz halde O, kalplerinizi uzlaştırdı da O’nun bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Hani siz bir ateş kuyusunun tam kenarındayken O sizi oraya düşmekten kurtardı. Allah size ayetlerini işte böyle açık açık anlatır ki, doğru yolu bulasınız.” (Al-i imran: 103) Birlikte omuz verin, birlikte yürüyün. “Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ediniz. Aranızda tartışmaya, çekişmeye düşmeyiniz. Yoksa moraliniz bozulur, hızınız kaybolur. Sabrediniz. Çünkü Allah sabırlılar ile beraberdir.” (Enfal: 46)...

Dava kardeşliği demek; Tevhid akidesi ile bir araya gelmiş, İslâm’ın hakimiyeti için yürek birlikteliği yapmak, mal ve can ile; "Ben de kardeşimin yanındayım" demektir. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Mâide: 35)

Dava kardeşliği demek; Allah (cc) adına bir araya gelmiş, Allah’a verdikleri söze sadık, yıkılmayan bina demektir; “Doğrusu Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” (saf: 4) Hiç bir dış etkenin yıkamayacağı kadar sağlam. Aralarından fitne sızmayacak kadar sıkı birlikte olmakla gerçekleşir.

Dava kardeşliği demek; Davanın neferi olmuş dünyalık hiç bir mazereti (Şer'an olanlar hariç) davasına engel saymayanlar topluluğu demektir. “Kolayınıza da gelse zorunuza da gitse mutlaka Allah yolunda nefer olup sefere çıkınız. Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad ediniz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (Tevbe: 41)

Dava kardeşliği demek; Mücadele ederken kardeşe yük olmak değil yük almak demektir. Kardeşi kendine tercih edebilecek kadar yüksek bir gönüle sahip olabilmek demektir. Yermük Savaşı’nda, Haris bin Hişam, İkrime bin Ebî Cehil ve Süheyl bin Amr (r.anhum) akşam üzeri ağır yaralar alarak yere düştüler. Haris bin Hişam içmek için su istedi. Askerlerden biri ona su götürdü. İkrime’nin kendisine baktığını görünce: “Bu suyu kardeşim İkrime’ye götür” dedi. İkrime suyu alırken, Süheyl’in kendine baktığını gördü, suyu içmeyerek: “Bu suyu götür, Süheyl kardeşime ver” dedi. Fakat su, Süheyl’e yetişmeden Süheyl ruhunu teslim etti. Bunun üzerine suyu taşıyan kişi İkrime’ye koştu. Fakat İkrime de şehit olmuştu. Hemen Haris’in yanına koştu. Haris de son nefesini vermişti. Kardeşi kendine tercih etmenin en mükemmel örneklerinden bir örnektir bu. Bizlerin bundan çıkarması gereken çok dersler vardır.

Dava kardeşliği demek; Aralarında çıkan sorunları, meseleleri ayrılmak sebebi kılmadan Allah’a ve Rasulüne havale ederek çözüp yola devam etmek demektir. “Hayır, hayır! Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda senin hakemliğine başvurmadıkça sonra da vereceğin karara, gönüllerinde hiçbir burukluk duymaksızın, kesin bir teslimiyetle uymadıkça mümin olamazlar.” (Nisa: 65)

İnsana küsülebilir ama davaya küsülmez ve bu sebeple dava güçsüzleştirilemez. Bize düşen asırlar sonrasından kadroya dahil olup hesap gününe davayı omuzlamışlar olarak çıkmaktır. Yük ağırdır, yol zorludur. Sarp yokuşu tırmanabilmenin en önemli faktörlerindendir dava kardeşliği. Taşınması gereken bu yüke omuz veren kardeşlere selam olsun.

 
Misak Dergisi 343. Sayı
Haziran 2019

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya