Ümmet, Muhammed Mursi'yi Niçin Sahiplendi?
Ümmet; Hasan el-Benna, Seyyid Kutub, Abdülkadir Udeh ve Esma Biltaci gibi binlerce şehid veren ve Zeynep Gazalî gibi binlerce mücahideler yetiştiren bir ekolden geldiği için, onların mücadelesine ve hatırasına hürmeten Mursî’yi sahiplendi. Türkiyeli Müslümanlar ise; 1960’dan itibaren, halkın iradesine ve sivil yönetimlere karşı her on yılda bir gelen darbelerden ve verilen muhtıralardan bıkmış olduğu için ( ve halen pusuda olan muhtıracı artıklarına karşı bir mesaj olsun için) Mursi’yi sahiplendi.
Ramazan CAN
18.07.2019 12:00
317 okunma
ONYEDİ Haziran 2019 günü, (lütfen dikkat!) Filistin lehine casusluk yaptığı gerekçesiyle ve Mısır-Filistin arasındaki tüm kapıları ve tünelleri açması nedeniyle idamla yargılanan Mısır’ın (darbeyle iş başından uzaklaştırılan ve) halk tarafından yüzde 52,5 oyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi; (darbecilerin iddiasına göre) mahkeme salonunda geçirdiği kalp krizi sonucunda (şaibeli bir şekilde) hayatını kaybetti.
Olay, darbeci general Sisi’ye destek veren Batı ülkeleri, Amerika, Suudî Arabistan ve uyduları olan küçük Arap krallıkları hariç; Başta Türkiyeli Müslümanlar olmak üzere, tüm Müslüman halkları ayaklandırdı. Müslümanlar camilerde ve meydanlarda Mursi için gıyabi cenaze namazları kıldılar, gösteriler düzenlediler.
Ümmet; Hasan el-Benna, Seyyid Kutub, Abdülkadir Udeh ve Esma Biltaci gibi binlerce şehid veren ve Zeynep Gazalî gibi binlerce mücahideler yetiştiren bir ekolden geldiği için, onların mücadelesine ve hatırasına hürmeten Mursî’yi sahiplendi.
Türkiyeli Müslümanlar ise; 1960’dan itibaren, halkın iradesine ve sivil yönetimlere karşı her on yılda bir gelen darbelerden ve verilen muhtıralardan bıkmış olduğu için ( ve halen pusuda olan muhtıracı artıklarına karşı bir mesaj olsun için) Mursi’yi sahiplendi.
Seçildiği ilk günden itibaren Filistin-Mısır arsındaki tünelleri ve gümrük kapılarını sonuna kadar açtığı ve bu konuda İsrailin itirazlarına kulak tıkadığı için Mursi’yi sahiplendi.
Korkularından dolayı halklarının önüne bir seçim sandığı koyamayan Suud ve benzeri krallara karşı, halkların aklına sandık alternatifini soktuğu için ve bu yüzden de, Suud ve diğer Arap kralların desteğiyle alaşağı edildiği için Mursi’yi sahiplendi.
General Sisi’nin gayri meşru ve gayri âdil darbe mahkemesinde yargılayıp idama mahkum ettiği gençlerden 17 tanesinin idam edilişinin haftasında Mısıra gelen batılı liderlerin, Mısır’ın Nil Nehri Kıyısında eğlence düzenlemelerine ve idamlar için Sisi’ye destek vermelerine karşı bir tepki olarak Mursi’yi sahiplendi.
Rabia Meydanı'nda toplanan 50 bin kişilik halkın üzerine kurşun yağdıran; 4000 kişiyi şehit edip, binlercesini işkenceden geçiren ve yüzlercesine idam kararı veren Sisi’nin bu zulmünü tek cümle ile olsun kınamayan Amerika ve Batıya tepki olsun için Mursi’yi sahiplendi.
Mazluma kimliğini bırakın, dini bile sorulmaz düsturunu ilke edinmiş olan biz Müslümanlar; (Müslüman olmadıkları halde vaktiyle,) İngiliz emperyalizmine karşı mücadele veren Mahatma Gandi ve Afrikada beyaz ırkçılığa karşı mücadele veren Nelson Mandela’nın mücadelelerini de insanlık hayrına yapılmış olan onurlu mücadeleler olarak bilmiş ve desteklemiştik.
Kendini bir cemaatin başına konumlandıran aklı evvelin birisi çıkmış; “Bunca tepki Mursi için değmez» demiş. Gerekçesi de Mursi’nin Amerika’da doktora yapması ve Nasa’da çalışması imiş. Bu aklı evvel zavallı bilmiyor ki; 1500’lü yılların başından itibaren İslâm dünyası ilim ve teknikte geri kaldıklarından, Müslümanlar Batı'nın teknik ve icatlarına hayranlıkla bakar oldular, orada üniversitelerin gelişmesini müteakiben de doktora vs. için oralara gider oldular. Buna İran’da başında Dr. ibâresi bulunan ilim adamı ve akademisyenler ve tüm Müslüman ülkelerdeki akademisyenler dahildir. NASA'da çalışmaya gelince; okuduğunuz ülkedeki üniversite, okuduğunuz bölümünüzle ilgili olmak üzere size neresini önerirse orada çalışırsınız. (Hem unutulmasın; Şehid Seyyid Kutub ve Ali Şeriatî gibi inkılapçı müslümanlar da Amerika ve Batılı ülkelerde doktora yapmış ve oralarda çalışmışlardı.)
Bir diğer aklı evvel de; "Mursî demokratik yollarla seçilmedi mi? Sizler şeriatçı değil misiniz, bu demokrasiyi onaylamak olmuyor mu?" vs. türünden saçmalıklarda bulunmuş. Herhalde bu arkadaş zannediyorki; Halife adayı orta yere dikilecek ve tüm ülke ona biatını belirtmek için önünden tokalaşarak geçecekler. Hayır arkadaş, sandık ve sandığa atılan oy/kağıt, yöneticiyi seçme bakımından iyi bir yöntemdir ve demokrasiyle alàkası yoktur. Bugün İran dahil, idarecilerin halkın oyuyla seçildiği tüm ülkelerde halkın önüne sandık konulur ki, bu normaldir. Sadece (Suud’lar gibi) krallıķ ve saltanatla yönetilen ülkelerde halkın önüne sandık konulmaktan korkuluyor! (Koysunlar da halktan kaç tane oy alacaklar görsünler!) Ayrıca Mısır halkı, tarihi boyunca ilk defa bir seçim görüyordu ve önlerinde kendi fikrî/görüşü doğrultusunda seçecebileceği bir aday görüyordu.
(Demokrasi ve İslâm konusu bu makaleye sığmayacak kadar önemli ayrıntılı bir konudur. O konuyu başka platformlarda tartışmak gerekir.)
Mısır ve Mursî konusuna hukukî, insanî ve vicdanî açıdan bakıldığında gördüğümüz ve tespitlerimiz (şimdilik) budur.
Mursi’ye rahmet, Mısırlı mazlumlara baş sağlığı diliyorum.
 
Misak Dergisi 344. Sayı
Temmuz 2019

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ramazan CAN
DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya