Kur'an-ı Kerim'de İlâhî Kitaplar
Son çeyrek asırda gerek Türkiye’de, gerek yurt dışında yaşayan Müslümanlar, yoğun bir Misyoner taarruzuna uğradıkları malûmdur. Vatikan projesi olan “Dinlerarası Diyalog” kumpası ve “İbrahimi Dinler” sloganıyla başlatılan taarruz, tedavisi kolay olmayan itikadi hastalıkların yayılmasına vesile olmuştur.
N. Mehmet SOLMAZ
08.02.2019 00:00
809 okunma

Misak Yayınları 60

Kasım 2018
254 Sayfa, Küçük Boy,
Şamua Kağıt, Karton Kapak.

Fiyatı: 25.00 TL. Ücretsiz Kargo
Kredi Kartıyla 3 Taksit İmkanı.

ISBN: 978-975-7719-72-4
Son yıllarda Türkiye’de, Misyonerlik faaliyetlerinin hızla arttığını ve büyük şehirlerde yeni kiliselerin açıldığını unutmamak gerekir. Aynı münzel kitaba inanan insanların bir araya gelmeleri, inançlarına siyasi ve içtimâi zeminlerde meşruiyet kazandırmaları, hatta bu alanları tanzim etmeye çalışmaları gayet normaldir.  Ancak ABD’de ve Avrupa Birliği Ülkeleri’nde faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin büyük bir bölümü, mutlaka bir Kilise’ye bağlıdır. Protestanlar'ın kurduğu ‘Avrupa Kiliseler Konferansı Kilise ve Toplum Komisyonu’ (KEK) veya Katolikler'in kurduğu ‘Avrupa Topluluğu Bişoplar Komisyonu’ (COMECE) gibi kuruluşlar, misyonerlik faaliyetlerinin düzenli olarak yapılmasını sağlamaktadırlar.  Son çeyrek asırda gerek Türkiye’de, gerek yurt dışında yaşayan Müslümanlar, yoğun bir Misyoner taarruzuna uğradıkları malûmdur.  Vatikan projesi olan “Dinlerarası Diyalog” kumpası ve “İbrahimi Dinler” sloganıyla başlatılan taarruz, tedavisi kolay olmayan itikadi hastalıkların yayılmasına vesile olmuştur.  Hesap gününe hazırlanan Müslümanların, içinde bulundukları hali iyi tahlil etmeleri ve misyonerlerin kuracakları tuzaklara karşı hazırlıklı olmaları gerekir. 
 

Kitabın ücretini (25 TL.) en yakınınızdaki PTT’den posta çekiyle Misak’ın 499943 no’lu hesabına yatırdığınızda en kısa zamanda adresinize gönderilecektir.


 
TAKDİM
 
HAMD; Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün sahibi olan Allahû Teâlâ’ya (cc), salât ve selâm, Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimiz’e (sav), temiz ehl-i beytine ve ashabına olsun! Allah’ın (cc) rızasını kazanabilmek için bütün imkânlarını seferber eden müctehid imamlara ve muttaki mü’minlere hayır dualar  ederiz!
Tarih boyunca Allah (cc) her kavme; önce kendi içlerinden, kendi dilleriyle konuşan bir peygamber göndermiş, daha sonra kendilerine hidayeti veya dalâleti tercih etme mes’ûliyetini yüklemiştir. Bilindiği gibi bütün insanlardan; henüz ruhlar âleminde iken misak alındığı, mütevatir haberlerle sabittir. Bu bir anlamda Allahû Teala (cc) ile insanlar arasında tahakkuk eden manevi bir mukaveledir. Bu hakikat, muhkem nassla sabittir. Zira Kur’an-ı Kerim’de: "Hani Rabbin, Adem oğullarından: Onların sırtlarından zürriyetlerini çıkarıp kendilerini nefislerine şahid tutmuş “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (demişti) Onlar da: “Evet (Rabbimizsin), şahid olduk” demişlerdi. (İşte bu şahidlendirme) Kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yokdu” dememeniz içindi. Yahud “Daha evvel ancak atalarımız (Allah’a) şirk koşmuştu. Biz de onların ardından (gelen) bir nesiliz. Şimdi o batılı kuranların işlediği (günahlar) yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindi. İşte biz âyetlerimizi böylece açıklarız. Olur ki (küfürlerinden) dönerler" (El A’raf Sûresi: 172 -174)  hükmü beyan buyurulmuştur. İmam Muhammed Pezdevi, misak hadisesinin keyfiyetini açıklarken şu tesbitte bulunmuştur: “Allah’ın iradesine göre misak, bir sulbten sonra diğerini yaratması, yani kıyamete kadar gelip geçecek olan insanları yaratması, onlara akıl ve hayat verdikten sonra hepsine birden ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ sualini sorması, bu hadiseye kendilerini şahit tutması ve onların da ‘evet şahidiz!.. Sen bizim rabbimizsin’ demeleridir.” Akl-ı selim sahibi her mükellefin “Ne zamandan beri müslümansın?” sualine “Galû belâ’dan beri” diyerek, bu misakı itiraf ettiği malûmdur. 
 
Bütün peygamberlerin asli vazifeleri, insanlara Allah’ın (cc) ayetlerini okumak, ilâhi tekliflerin keyfiyetini tebliğ etmek, gönülleri münkerden arındırmak ve hikmeti öğretmektir. Kendilerine peygamber gönderilen kavimlerin, hidayeti tercih etmeleri mümkün olduğu gibi, hevâları ilâh edinmeleri de mümkündür. İtikâdi mahiyete haiz olan, “Hidâyet” ve “Dalâlet” kavramlarıyla ifade edilen keyfiyet, insanın vasfını belirleyen en önemli unsurdur. İtikad yönünden insanlar milel ve nihai ehli olmak üzere ikiye ayrılırlar. Milel; vahye tabi olan ve hak olan bir şeriatla amel edenlerin vasfıdır. Hevâlarını ilâh edinen ve keyiflerine göre yaşayan kimselere nihal ehli denilir. Hevâyı ilâh edinmenin aslı, Allah’ın (cc) indirdiği hükümleri reddetmek, hafife almak ve keyfine göre yaşama ihtirasına kapılmaktır. Bu kimi zaman batıl bir ideolojiye iman etmek, kimi zaman da nefs-i emmârenin şehvetlerine tabi olmak şeklinde tezahür edebilir. Dünya görüşleri ve inançlarına göre kâfirler “dehriyye, seneviyye, felâsife, veseniye ve ehl-i kitap” olmak üzere beş sınıfı ayrılırlar. Beş sınıfı ikili tasnife tabi tutmak  mümkündür. Birincisi: Münzel olan herhangi bir ilâhi kitaba inanmayan kâfirler (dehriyye, seneviyye, felâsife ve veseniyye)  ikincisi; tahrif edilmiş herhangi bir münzel kitaba inandıklarını iddia eden (kitap ehli olan) kafirler.  
 
İslâmi literatürde münzel bir kitaba inanan, buna mukabil peygamberlerden bazılarını inkâr eden kimselere “Ehl-i Kitap” vasfı verilmiştir. Yahudilerin ve Hıristiyanların ilâh inancının, münkirleri ve müşrikleri taklitten ibaret olduğu muhkem nassla haber verilmiştir: “Yahudiler; ‘Uzeyr Allah’ın oğludur’ dediler. Hıristiyanlar da: ‘Mesih (İsâ) Allah’ın oğludur’ dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözler olup, güyâ bununla, daha önce yaşayan inkârcıların sözlerini taklit ediyorlar.” (Tevbe Sûresi: 30) Bilindiği gibi Allah’ı inkâr etmek, O’na şirk koşmak, Allah’ın oğlu olduğuna inanmak ve O’nun sıfatlarını inkâr etmek, kişiyi küfre düşürür. Kitap ehlinin itikâdi keyfiyete haiz iddialarından bazıları muhkem naslarla haber verilmiştir: “Şüphesiz, Meryemoğlu ‘Mesih (İsâ), Allah’ın kendisidir’ diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki bizzat mesih şöyle demiştir: Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Çünkü kim Allah’a eş koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar.” (El Mâide Sûresi: 72) “Allah şüphesiz ‘üçün (üç Tanrının) biridir’ diyenler kâfir olmuştur. Halbuki bir tek ilâhtan başka hiç bir ilâh yoktur.” (El Mâide Sûresi: 73) Bu âyetlerde, Allah (cc) hakkında küfrü gerektiren iddialar haber verilmiştir. İmam-ı Maturidi (rha) “Kitabû’t Tevhid” isimli eserinde, Hıristiyanların İsa-Mesih hakkındaki inançlarının birbirinden farklı olduğunu ifade etmiş ve şu tesbitte bulunmuştur: “Onlardan bir grup, Hz. İsa’nın iki ayrı ruhu olduğunu kabul etmiştir. Biri nâsûtî ruh olup muhdestir ve insanların ruhuna benzer. Diğeri de lâhûtî olup kadîmdir ve Allah’tan bir cüzdür, bedende vâki olmuştur. Onlar. “Baba, Oğul, Rûhu’l-Kudüs’ten başkası yoktur” demişlerdir. Diğer bir grup cüzü değil, Mesih’teki ruhu Allah kabul etmişlerdir.’
 
Son yıllarda Türkiye’de, Misyonerlik faaliyetlerinin hızla arttığını ve büyük şehirlerde yeni kiliselerin açıldığını unutmamak gerekir. Aynı münzel kitaba inanan insanların bir araya gelmeleri, inançlarına siyasi ve içtimâi zeminlerde meşruiyet kazandırmaları, hatta bu alanları tanzim etmeye çalışmaları gayet normaldir.  Ancak ABD’de ve Avrupa Birliği Ülkeleri’nde faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin büyük bir bölümü, mutlaka bir Kilise’ye bağlıdır. Protestanlar'ın kurduğu ‘Avrupa Kiliseler Konferansı Kilise ve Toplum Komisyonu’ (KEK) veya Katolikler'in kurduğu ‘Avrupa Topluluğu Bişoplar Komisyonu’ (COMECE) gibi kuruluşlar, misyonerlik faaliyetlerinin düzenli olarak yapılmasını sağlamaktadırlar.  Son çeyrek asırda gerek Türkiye’de, gerek yurt dışında yaşayan Müslümanlar, yoğun bir Misyoner taarruzuna uğradıkları malûmdur.  Vatikan projesi olan “Dinlerarası Diyalog” kumpası ve “İbrahimi Dinler” sloganıyla başlatılan taarruz, tedavisi kolay olmayan itikadi hastalıkların yayılmasına vesile olmuştur.  Hesap gününe hazırlanan Müslümanların, içinde bulundukları hali iyi tahlil etmeleri ve misyonerlerin kuracakları tuzaklara karşı hazırlıklı olmaları gerekir. 
 
Bu eser sadece ilâhi kitapların keyfiyetini değil, aynı zamanda değişik muharref-münzel kitaplara inanan Gayr-i Müslimlerin ruh hallerini tahlil eden bir eserdir. Muhterem N. Mehmed Solmaz Hocaefendi’nin kaleme aldığı  ‘Kur’an-ı Kerim’de İlâhi Kitaplar’ isimli eserin hayırlara vesile olmasını dileriz. 
 
MİSAK YAYINLARI
 
İÇİNDEKİLER
 
Büyük Kadir Bir Allah Var 11
Kur’an-ı Kerim’de Musa ve Tevrat 23
Eski Ahid Kitapları Eski Ahid, Yeni Ahid 65
Kur’an-ı Kerimde Davud (as) ve Zebûr  104
Kur’an-ı Kerim’de Meryem-İsa-İncil 109
Yeni Ahid Kitapları 128
Konsiller 181
Yahudilik ve Hıristiyanlık’ta İbadet Var mı?  213
Kaynaklar 241
Dizin 243
 
 
 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya