MAKALE
Emr-i Bil Mâruf ve Nehy-i Anil Münker Farzı Üzerine Notlar
18.02.2019 14:10
535   okunma
İman etmek çok kolay, fakat onu muhafaza etmek çok zordur. Bir insan Allah'tan gelen her şeyi kabul ettiğini beyan eden ve onun dışındaki inanç ve amel oluşumunu reddeden tek bir söz ile, ebedi olan cehennemin en derin vadilerinden, ebedi olan cennetin bahçelerine geçiş yapar. Bu mübarek söz, kelime-i şehâdettir. Bu sözü kalben tasdik eden ve dili ile ikrar eden her kişi, bu sözün gereğini bozmadığı müddetçe “Müslüman” sıfatına hâizdir. İman etmek ve bu işi diğer iman edenlerle beraber yapmak kurtuluş reçetesidir. Bu mahiyete işaret eden bir başka âyette de; “Ey iman edenler, İslâm’a topluca girin, şeytanın yollarına tabi olmayın” (Bakara, 2/208) buyurularak, iman edenlerin İslâm'ı topluca, cemaat halinde yaşamalarını, aksi halde şeytanın yollarından birine tabi olacağını, kolayca aldatılabileceğini beyan etmektedir. Çünkü İslâm’ı beraber yaşayan insanlar, birbirlerini şeytanın ve şeytanlaşmış insan ve rejimlerin aldatmalarından korurlar.
Bâtıl Te'villere Kalbini Teslim Eden İnsan ve Zulüm
16.02.2019 14:50
527   okunma
Bâtıl tevillere kalbini teslim eden insan; hem Allah'ın (cc) âyetlerine, hem kendi nefsine zulmettiğini bilmesi gerekir. Kur’ân âyetlerini fıtrata uygun olarak, ölçülü ve dengeli bir anlayış tarzı ile ele almamız, eğer böyle bir ehliyete sahip değil isek âyetlerden hüküm çıkarma işini ehline bırakmamız zaruridir. Şimdi bizler, İslâmi terbiye almamış, demokratik ahlâk ile yetişmiş, bırakın hadis ilimlerini ve yüz binlerce hadisi bilmeyi ya da en azından ilmihalimizle ilgili meselelerdeki hadislerden bile cahil olduğumuz gibi ve hatta âyetlerden bile bihaber olarak dini yaşamaya çalıştığımızı unutarak, üstüne üstlük ezberlediğimiz üç beş âyet, birkaç şüpheli hadis ile, Kur’ân meallerine tutunarak diğer insanlar hakkında bile hüküm veriyor, onların hatalarından dem vuruyoruz. Bu açık bir zulüm değil midir?
İdlib Meselesi ve Müslümanların Beden Bütünlüğü
06.02.2019 13:21
645   okunma
Müslümanlar için yaşamış oldukları her an ve her hadise bir imtihan vesilesidir. Zaman ve mekân ölçüleri içinde, her bir Müslümanın karşılaşmış olduğu olaylar karşısında sergilemiş olduğu inanç ve amel bütünlüğü, onun takvasını veya fıskını, hatta küfrünü ortaya koyan belâlardır. Belâ kelimesi Türkçede kullanıldığı gibi sadece kötü olan olayları değil, güzel ve istenilen istekleri de içinde barındıran bir kelimedir. İmam Kurtubi, Bakara Sûresi 124. Ayette belâ (İbtilâ) kelimesinin; “Sınamak ve denemek” manalarına geldiğini beyan eder. İnsan sağlıkla, zenginlikle, ilimle, rahatlıkla, nimetler içinde yüzmekle de belalara mâruz kalabilir. Biz Türkiye coğrafyasında bulunan Müslümanlar da diğer ülkelerde bulunan Müslümanlara karşı birtakım belalar ile sınanmaktayız. Yakın geçmişimizde Afganistan, Bosna, günümüzde ise Filistin, Arakan, Suriye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlara karşı nasıl bir tavır takınıyoruz?
YAZARLAR
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya