Misak Dergisinin 338. Sayısı Çıktı
Cemiyetin en küçük birimi olan aile müessesesi; Avrupa Birliği’nin normlarına uyum adına çıkarılan kanunlar sebebiyle, param-parça olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İdeolojik tercihlerine göre muhafazakârlar, liberaller, feministler, post-modernizmi savunan aydınlar ve marksistler, aile meselesinde birbirinden farklı tezler ileri sürmektedirler. Muhafazakârlar, ailenin son yüzyılda yıkıma gittiği ve bu sürece müdahale edilmesi gerektiği kanaatindedirler. Liberaller ise ailenin tehlikede olmadığını, yeni aile biçimlerinin oluştuğunu ileri sürerek, siyasi ve sosyal müdahalelere karşı çıkmaktadırlar. Son yıllarda Feminizmi savunan aydınlar, kadına ‘pozitif ayrımcılık’(!) gerekçesiyle, boşanan erkekleri ebediyen nafakaya mahkûm eden kanunların harfiyen uygulanmasını arzu etmektedirler. Görünen odur ki insanoğlu, tarihte belki de ilk defa olarak evlilik kurumunun yıkılışına şahit olmaktadır.
Misak Yayın Heyeti
20.02.2019 09:00
597 okunma
Paylaş

 
AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh:
Modern Tuğyanın Zaruri Sonucu: Sivil Atalar Dini
İKTİBAS • Doç.Dr. Nurullah GÜR
07. Sh:
Sarı Yelekliler Hareketi Avrupa’nın Krizi
MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ
09. Sh:
Elektronik Beyin,Yapay Zekâ ve Kalbin iflâsı
SİYASET • ABDULLAH SAMİ EREN
14. Sh:
İslâmi Siyasetin Değeri ve Hükümet Sistemlerinin Tahlili
İNCELEME • Mustafa ÇELİK
18. Sh:
Şahısperestlik Putperestliğin Köprüsüdür
SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
21. Sh:
Erkeğin Kadın Üzerindeki Hakları
AKAİD • Yusuf KERİMOĞLU
24. Sh:
Hurafelerin ve Bâtıl İnançların Kaynağı Üzerine Notlar
TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
29. Sh
: Din Parçalanamaz bir Bütündür
HADİS • A.Hikmet BİRCANLI
33. Sh:
İslâmi Tebliğin Unsurları, Cihadın Keyfiyeti ve Savaş Hukuku
FIKIH • Mehmet TAŞKIN
37. Sh:
Şer'î Delillerin Kısımları II. Sünnet Münkatı' Haberin Beyânı
KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
41. Sh:
Ulus Olmanın Kutsal Temeli: Sivil Din

____________________________________________

CEMİYETLER farklı dünya görüşleri, inançları, hedefleri ve talepleri bulunan farklı çevrelerden oluşur. Her bir çevre/topluluk arasında da benzeri farklılıkların bulunması mümkündür. Cemiyet hayatında farklılığı ve çeşitliliği ortadan kaldırma ihtimali söz konusu değildir.
Dolayısıyla her cemiyette çekişme (tenâzeû), tartışma (şicâr) ve fikrî mücadele (cidâl) gibi unsurlar sebebiyle muhalefet hadisesine rastlamak mümkündür. Günümüzde cemiyet terimi ile cemaat kavramının birbirinin müradifi olarak kullanıldığını söylemek mümkündür. Ancak birbirleriyle münasebetleri olmakla birlikte cemaat ile cemiyet kavramları arasında bazı farklar vardır. Cemaat kelimesinin aslı, toplamak anlamına gelen ‘cem’ fiilidir. İslâmi literatürde cemaat; bir fikir veya inanç etrafında toplanan ve aynı usûlü benimseyen insanları ifade eden bir keyfiyete haizdir. Bazı kaynaklarda; "Malûm bir hedefe varmak için, belirli bir adet (usûl) üzerinde ittifak eden insan topluluğuna cemaat denilir(1) tarifi esas alınmıştır. Buna mukabil bazı lügatlarda ‘Cemiyet’ kelimesi, ‘Tefrika’ teriminin zıddı olarak kullanılmıştır.(2) Günümüzde devlet siyaseti haline getirilen seküler-laik ideolojilerin, cemiyet halinde yaşayan insanlarda değişik kimlik krizlerine sebeb olduğunu söylemek mümkündür. Türkiye’de yaşanan siyasi tartışmalarda; Batı’dan ithal edilen siyasi kavramların, sembollerin ve sloganların müstesna bir yeri vardır. Modern-ulus devlet paradigması, lâiklik ve demokrasi gibi ideolojik tercihler; maskeli bir haydut gibi, insanların zihin dünyalarını işgal etmiştir.
Cemiyetin en küçük birimi olan aile müessesesi; Avrupa Birliği’nin normlarına uyum adına çıkarılan kanunlar sebebiyle, param-parça olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İdeolojik tercihlerine göre muhafazakârlar, liberaller, feministler, post-modernizmi savunan aydınlar ve marksistler, aile meselesinde birbirinden farklı tezler ileri sürmektedirler. Muhafazakârlar, ailenin son yüzyılda yıkıma gittiği ve bu sürece müdahale edilmesi gerektiği kanaatindedirler. Liberaller ise ailenin tehlikede olmadığını, yeni aile biçimlerinin oluştuğunu ileri sürerek, siyasi ve sosyal müdahalelere karşı çıkmaktadırlar. Son yıllarda Feminizmi savunan aydınlar, kadına ‘pozitif ayrımcılık’(!) gerekçesiyle, boşanan erkekleri ebediyen nafakaya mahkûm eden kanunların harfiyen uygulanmasını arzu etmektedirler. Görünen odur ki insanoğlu, tarihte belki de ilk defa olarak evlilik kurumunun yıkılışına şahit olmaktadır.
Evlilik çağındaki insanlar üzerinde yapılan araştırmalara göre ABD’de boşanmış çiftlerin oranı % 53 civarındadır. Yani, evlenen çiftlerin neredeyse yarısından fazlası boşanmayı tercih etmektedirler. Türkiye’de de boşanmalar hızla arttığı, yani aile müessesesinin zaafa uğradığı görülmektedir.Resmi rakamlara göre, geçtiğimiz yıl boşanmaların oranı, bir önceki yıla göre % 30 civarında artmıştır. Çözülen evliliklerin en önemli etkisinin çocuklar üzerinde olduğunu söylemek mümkündür. Son yıllarda çocukların önemli bir kısmı, sıcak bir yuvaya hasret büyümeye mahkûm edilmişlerdir. İngiltere’de evlilik dışı doğan çocuk oranı % 47.5’e yükselmiştir. Bu rakam 1988’de % 25, 1979 yılında ise sadece % 11 civarındadır. Uzmanlara göre en fazla iki yıl içinde İngiltere’de evlilik dışı doğan çocuk oranı % 50’yi geçecek, başka bir deyişle evlilik içi doğan çocuklar azınlık hale geleceklerdir. ‘Child Trend’ kurumunun araştırmalarına göre Amerika’da 30 yaş altı kadınların yarıdan fazlası çocuklarını evlilik dışında doğurmayı tercih etmektedirler. Şu an için ABD’deki tüm çocukların % 41’i evlilik dışı, eski tabirle ‘gayr-i meşru çocuk’ durumundadır. Siyahlarda bu oran daha vahimdir: % 73. Başka bir tabirle siyah Amerikalılardan sadece % 27’si anne ve babasıyla birlikte büyüyebiliyor. İzlanda, İsveç, Norveç ve Fransa’da ise evlilik dışı doğan çocukların oranı hızla artmaktadır. Üstelik bu ülkelerde evlilik içi doğanların mühim bir kısmının göçmen ve azınlık çocukları olduğu düşünüldüğünde Batı Avrupalılar arasında evliliğin ve evlilikte çocuk doğurmanın tarihe karıştığı söylenebilir. Bu ülkelerde bekâr ve kısa süreli ilişkiler çağı çoktan başlamıştır. Tek kelimeyle aile nizamı zaafa uğramıştır. Türkiye’de de durum farklı değildir. TBMM tarafından kabul edilerek 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu’ndaki ‘Aile reisi kocadır’ hükmü kaldırılmış, yerine ‘evlilik birliğini eşler beraber yönetirler’ hükmü getirilmiştir. Aile içerisindeki ahengi zaafa uğratan ve karar vermeyi zorlaştıran ‘Eş Başkanlık’ düzenlemesi, ‘kadın-erkek mücadelesini’ beraberinde getirmiştir. Ayrıca AB müktesebatına uyum sağlamak adına zinanın suç olmaktan çıkarılması ve ‘birlikte yaşamak’ gibi keyfiyeti meçhul ilişkilerin serbest bırakılması, aile hayatının dinamitlenmesine vesile olmuştur. Son yıllarda televizyon kanallarının ve yazılı basının gündemini meşgul eden ‘Kadın Cinayetleri’ ve ‘Kadına Şiddet’ konusu, medeni hukuk adına yapılan yeni düzenlemelerin ortaya çıkardığı bir felâkettir. Hadiselerin sebeplerini tahlil etmeyi akıllarına bile getirmeyen, sadece neticeleri üzerinde duran politikacılar ve aydınlar, her hadiseden sonra ‘kadına şiddet, insanlığa ihanettir’ gibi sloganlarla, aile nizamına vurulan öldürücü darbeyi gizlemeye çalışmaktadırlar. Erken yaşta evlilik yaptıkları gerekçesiyle binlerce gencin mahkûm edilmesi ve cezaevlerine doldurulması ayrı bir felâkettir.
Adaletin mülkün (iktidarın/devletin) temeli olduğuna inanan Müslümanların; aile hukukuna karşı işlenen cinayetleri durdurmak için bütün imkânlarını seferber etmeleri gerekir. Allah’a emanet olunuz.
MİSAK YAYIN HEYETİ
_____________________
(1) İmam-ı Şehristani- El Mile’l Ve’n Nihal-Beyrut: 1392 C: 1 Sh: 47
(2) İmam Seyyid Şerif Cürcani- Kitabû’t Ta’rifat- İst: ty. Sh: 77
 

Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya