Misak Dergisinin 341. Sayısı Çıktı
Hesap gününe hazırlanan Müslümanların; dünya görüşleri ve inançları ne olursa olsun, müslüman olmayan kimselerin (devlet adamı, politikacı vs) velâyetine razı olmaları caiz değildir. Onlardan uzaklaşmaları (berâet) ve düşmanlarının keyfiyetini idrak etmeleri farzdır. Bu hakikat muhkem nassla haber verilmiştir: “Ey iman edenler!... Kendi kardeşlerinizden başkasını veli edinmeyiniz. (Çünkü) Onlar size kötülük etmek ve (aranızda) fesadı yaymakta hiç kusur etmezler, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Hakikat onların (kin ve) buğzları ağızlarından (taşıp) meydana çıkmıştır. Göğüslerinde gizlemekte oldukları (düşmanlık) ise daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık, eğer düşünürseniz!..” (Al-i İmran Sûresi:118)
Misak Yayın Heyeti
25.04.2019 10:00
287 okunma
Paylaş

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh: Evanjelist Haçlıların Siyasi Tasavvurları ve Armageddon Savaşı
SOSYAL SİSTEM•A.Hikmet BİRCANLI
07. Sh: Fesadın Şifresi: 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi'
SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
10. Sh: Gençlerin Elinden Gençliğini Aldılar
MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ
13. Sh: Kitabın İlmi ve Bu İlmin Anlaşılması Nasıl Olmalı dır?
İNCELEME • Mustafa ÇELİK
17. Sh: Velayet-i Şer'iyye Şûrâ ile Devam Eder
TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
20. Sh: Allah ve Rasûlü'nün Daveti İnsana Hayat Verir
HADİS • İbrahim SERİN
23. Sh: Bir Hadis-i Şerif Işığında, Dersler ve İbretler
FIKIH • N.Mehmet SOLMAZ
30. Sh: Allah için Gönüllü Yardım ve İyilik Yapmak; İnfak
FIKIH • Mehmet TAŞKIN
35. Sh: Beşinci Mebhas:Aklın Şerefi, Hakikati, Kısımları ve Farkları
KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
41. Sh: OsmanlıModernleşmesi
_________________________________________________
 
GÜNÜMÜZDEN on sekiz yıl önce zamanın ABD Başkanı George W. Bush; Kongre’de yaptığı konuşmada, haçlı savaşından bahsetmiş ve şöyle demiştir: ‘Amerikan halkı bilmelidir ki farklı bir düşmanla karşı karşıyayız. Gölgelerin arkasına saklanan ve insan hayatını hiçe sayan bu düşmanı yenmek için, bütün kaynaklarımızı seferber edeceğiz. Yaşadığımız hadise bir terör eylemi değil, gizli düşmanlarımızın ABD’ye karşı açtığı bir savaştır. İyiler ile kötülerin savaşıdır. Bu şeytanlara karşı haçlı seferini başlatmamız gerekir.’New York ve Washington’da gerçekleştirilen terör saldırılarını; bütün NATO ülkelerine yapılan bir saldırı gibi değerlendirilmesini arzu eden ABD yönetimi, kırka yakın ülkenin katıldığı bir koalisyonu sağlamış ve ‘Sonsuz Özgürlük’ harekâtı adını verdiği Haçlı Savaşını başlatmıştır. İslâm topraklarını kan gölüne çeviren bu savaş, korkuların ve endişelerin kaynağı haline gelmiştir. Geçtiğimiz ay Yeni Zelanda’da yaşanan katliamın sıradan bir katliam olmadığını ve arkasında; dini duygularını besleyen, destekleyen, Haçlı terörünü finanse eden birçok devletin olduğunu bilmekte fayda vardır. Nasıl 11 Eylül saldırısı Batılı insanın zihninde dönüşüme yol açtıysa, Yeni Zelanda'da yaşanan katliam da Müslüman zihinleri dönüştürecektir. Çünkü bu saldırı yoğun Batı ve Hristiyan sembollerle, açık bir İslâm karşıtı manifestoyla yapılmıştır. Haçlı sürülerinin dünyanın dört bir yanında ‘küresel terörle mücadele’ şifresini kullanarak İslâm topraklarını kan gölüne çevirdiği malûmdur. Yeni Zelanda saldırısını gerçekleştiren Brenton Terrant’ın saldırgan olduğunu söyleyen, fakat terörist olarak nitelendirmeyen batılı devlet adamları, bu katliamı gerçekleştiren istihbarat örgütlerini gizlemek için bin dereden su getirmektedir.
Hesap gününe hazırlanan Müslümanların; dünya görüşleri ve inançları ne olursa olsun, müslüman olmayan kimselerin (devlet adamı, politikacı vs) velâyetine razı olmaları caiz değildir. Onlardan uzaklaşmaları (berâet) ve düşmanlarının keyfiyetini idrak etmeleri farzdır. Bu hakikat muhkem nassla haber verilmiştir: “Ey iman edenler!... Kendi kardeşlerinizden başkasını veli edinmeyiniz. (Çünkü) Onlar size kötülük etmek ve (aranızda) fesadı yaymakta hiç kusur etmezler, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Hakikat onların (kin ve) buğzları ağızlarından (taşıp) meydana çıkmıştır. Göğüslerinde gizlemekte oldukları (düşmanlık) ise daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık, eğer düşünürseniz!..” (Al-i İmran Sûresi:118)
İslâm topraklarında yaşanan katliamları tahlil ederken; hem velâyet ve berâet hukukunun zaruri neticelerini, hem BM Güvenlik Konseyi’nde alınan kararları veto etme hakkı (!) bulunan devletlerin siyasi tercihlerini dikkate almak gerekir. Müslümanların; Yahudileri, Hıristiyanları ve Müşrikleri veli edinmeleri de haram kılınmıştır. Zira gayr-i Müslimlerin, müslümanlar üzerinde velâyet hakları yoktur. Bu hakikat muhkem nassla sabittir: “Ey iman edenler!... Yahudileri de, Nasranileri de kendinize veli edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin velileridir. İçinizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz ki Allah o zalimler gürûhuna muvaffakiyet vermez.” (El Maide Sûresi:51) Bu Âyet-i Kerime’de belirtilen ve gayr-i Müslimleri veli edinmeyi haram kılan hükmün, şahsi münasebetlerle ilgisi, maslahat ve mefsedet ile sınırlıdır. Bu noktada bir inceliğe daha işaret etmekte fayda vardır. Müslümanların; gayr-i Müslim olan kimselerin tamamını, ‘İslâm’ın ve müslümanların düşmanı olarak değerlendirmesi ve münasebetleri buna göre tanzim etmesi’ doğru değildir. Zira Kur’an-ı Kerim’de: “Sizinle din hususunda muharebe etmemiş, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış olanlara iyilik ve adaletle muamele etmenizden (Allah) sizi menetmez. Çünkü Allah adalete riayet edenleri sever. Allah sizi, ancak sizinle din hususunda muharebe etmiş, sizin yurtlarınızdan çıkarılmanıza arka çıkmış olanlara dostluk etmenizden meneder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir” (El Mümtehine Sûresi:8-9) hükmü beyan buyurulmuştur. Bazı muteber fıkıh kitaplarında gayr-i Müslim olan kimselerin “Davet-i Ümmet” ve “Harbi” olmak üzere ikili tasnife tabi tutulmaları, bu muhkem nassa dayanır. Yeni Zelanda terör saldırısının da etkisinin hangi boyutta olacağı önümüzdeki aylarda görülecektir. Katliamın gerçekleştirildiği Camide sahiden ağlayan bir gayr-i müslim Yeni Zelandalı ve ırkçı politikacının kafasına yumurtayı geçiren delikanlı ‘Davet-i ümmet’ vasfına haizdir. Fakat bu katliamı ruh hastası birisinin ferdi davranışı olarak pazarlayan, haçlı savaşını/terörünü gizlemeye çalışan ve Vatikan Devlet Başkanı Papa gibi ‘anlamsız bir şiddet gösterisi’ olarak kabul edenler, tek kelimeyle harbi hükmündedirler.
Adaletin mülkün (iktidarın/devletin) temeli olduğuna inanan, insanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden uzaklaştırmaya çalışan Müslümanların, İslâm topraklarını kan gölüne çeviren müstevli kafirlere/haçlılara karşı elleriyle, dilleriyle ve kalpleriyle mücadele vermeleri zaruridir.
Allah’a emanet olunuz.
 
MİSAK YAYIN HEYETİ
 

Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...
 
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya