Gençlerin Elinden Gençliğini Aldılar
Gençlik dönemi; ömrün en bereketli, en verimli, en dinamik dönemidir. Her hangi bir davanın ilerlemesi, başarıya ulaşmasının o davaya omuz verenlerin genç olmasıyla ciddi oranda alakası vardır. İslâm düşmanları bunu çok iyi biliyorlar, bunun için de yakaladıkları her imkanda oyunlarını gençlik üzerinden yürütüyorlar. Gününü gün eden, felekten gün çalmak (ne demekse) olarak değerlendirdiği günü nefsi isteklerine kurban verdiğinin farkına varmadan tüketen bir gençlik, hem bugününü hem de yarınını çaldırmış demektir. Hedefi, amacı, gayesi netleşmeyen genç yığınlar yarının toplumuna nasıl umut olabilir. Gelecek deyince dünya ile sınırlı bir algı, gençlerin yarınına, yani asıl gelecek olan ahiretine nasıl katkı sunabilir.? Gününü gün ederken geleceğini de yitiren gençliğe rotasını bulduracak yollar, yöntemler, planlar gerek. Bunun için aile ortamının, sosyal çevresinin, okul ortamının, arkadaş ortamının sağlıklı olması şarttır.
Sabiha ATEŞ ALPAT
25.04.2019 12:30
1 yorum
456 okunma
Paylaş
HİÇ kuşkusuz gençlik ömrün en bereketli, en verimli, en dinamik çağıdır. Her hangi bir davanın ilerlemesi, başarıya ulaşmasının  o davaya omuz verenlerin genç olmasıyla ciddi oranda alakası vardır.  İslâm düşmanları bunu çok iyi biliyorlar, bunun için de yakaladıkları her imkanda  oyunlarını gençlik üzerinden  yürütüyorlar.
Gençlik çağı kanın kaynadığı çağdır, bu nedenle  büyükler "Delikanlı" deyimiyle tarif etmiş olmalılar. Delikanlı diğer bir deyimle  yiğit, cesaretli, adaletli, şahsiyetli  vb anlamları da içinde barındıran bir kelime. Demek ki gençlik çağı, yiğitlik, adamlık çağı. Cesaretin, dürüstlüğün, adamlığın çağıdır aynı zamanda. (olması gereken...)
Heyecanın ve enerjinin deli dolaştığı bir çağda o heyecanı hayra kullanmanın bereketi tartışılmaz. Bu nedenle davaya omuz veren gençlerin çağrısı yıllar yılı sürebilmiştir, onlar gittikten sonra bile... Örnek mi;  Musab. bin Umeyr, Esma binti Ebu Bekir, Ebu Cendel, Hz. Fatıma vb. asırlardır  İslâm gençliğine örnekliklerini sürdürüyor. Mesela ashabı Kehf kıyamlarıyla asırlardır önderliklerini ve örnekliklerini sürdürüyorlar. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Tevhid eri gençlerin çoğalması  batılın hoşuna gitmiyor, hatta korkuyorlar; çünkü  bu onların zulümlerinin sonu demek. Sömürülerinin bitmesi demek.
İşte bunun içindir ki nefsi  cezb eden şeylerin gündeme sokulmasının hızına  yetişilemiyor, hatta takibine dahi.
Neden? Düşündürtmemek için!.
Neden? Fıtrata dönülmemesi için!.
Neden? Gençlik uyanırsa   hakimiyetleri, sömürgeleri, firavunlukları riske girer.
Çağımızda gençliğin çekildiği girdap gözler önündedir. İmam hatiplerde dahi namaz kılanların sayısı oldukça düşük. Aynı zamanda  bir virüs gibi yayılan inançsızlık, iffetsizlik hastalığı elimizden gençlerimizi/gençliğimizi çalmaktadır. Günümüz gençliğinin kimlik anlamında, inanç anlamında, çevre ve  arkadaş anlamında ciddi sıkıntıları var. İnsan kafasının mahsulü kanunlar insana uygun değildir. Dünyayı imar etmek istiyorsak, gençliğin kurtulmasını istiyorsak Allah'ın vaz' ettiği sistemden başka yol yoktur. Allah (cc) buyuruyor: "de ki: -Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" (Bakara Sûresi:140). Allah'ın kanunlarını bir kenara bırakıp batının batıl sisteminin peşinden gidenlere de uyarılar var Kuran'da: "Onlar, cahiliye dönemi hükmünü mü arıyorlar? İyice bilen bir toplum için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır?(Maide Sûresi: 50)
Elbette Allah'tan daha güzel kanun koyucu yoktur, Allah'tan daha güzel kanun koyucu olmadığı içindir ki beşer kanunlarıyla dünya bu halde, kan ve gözyaşıyla doldu. Allah'tan daha adil kanun koyucu yoktur, bu nedenle yaşanılan zulüm arşı titretir oldu. Beşer ideolojileri, insanlığı katletti. Beşer ideolojileri insanlığın ömrünü çaldı. Mutluluğunu ve huzurunu çaldı. Beşer ideolojileri gençliğin, gençliğini çaldı.
Gencin Kimliğini ve Kişiliğini Çaldılar!
Kimdi genç? Kimliğini oluşturan ilkeleri  ve olmazsa olmazları nelerdi? Rol modelleri kimlerdi?
Gencin yaratıcısı da Allah'tı. Gencin yegane ilahı ve Rabbi de Allah'tı. Allah'ın gönderdiği hakikatler çerçevesinde kişiliğini tamamlamış, hayatı yaşarken Allah'a sorarak yaşayan. Karakterini İslâm kimliği ile bütünlemiş ömrünün baharında bir kuldu o. Çaldılar... çünkü kimsin, kimlerdensin sorusuna "Ben Müslümanlardanım" cevabını, hayatının realitesi ile cevap veremiyor çağımızın genci. Sözde Müslüman yaşantıda modern, çağdaş, gavur vb... Ya sonuç? Sonuç fersah fersah özüne uzak bir gençlikle yüz yüze kalındı. Kimlik, kişiyi tanımlayan, başkalarından ayıran özelliğin adıydı. Karakter ve şahsiyet ise tanıma uygun yaşantıya verilen isimdi. Tanımlar tahlil edildiğinde ne demek istediğimiz daha net anlaşılacaktır. Rol modelleri sözüm ona pop starlar. Son zamanlarda gençler  ve hatta  imam hatipler arasında  yaygınlaşan Koreli  müzik gruplarına olan hayranlık  kimlik kaybının ciddi  göstergesi değil de nedir? Özenti, kompleks veya nedir bunun adı? Son dönemlerde  iyice belirginleşen cinsiyet eşitliği  sapkınlığı en çok hangi kesimi vuruyor dersiniz?!
Gençliğin İnancını Çaldılar!
Bütün peygamberlerin çağrısında Tevhid vardır. Allah tarafından çağrılan çağrının  adıdır Tevhid. İman insanı imar eder. İman varsa orada adalet, cesaret, kıyam vardır. İman varsa orada Allah'a teslimiyet vardır. Göstergesi itaattir. En önemli nişanesi namaz ve namaza gösterilen titizliktir. Tevhidin olduğu yerde nefisler ilahlaşmaya yol bulamaz. Tevhidin olduğu yerde ilahlık taslayanlar hüküm süremez. Tevhidin olduğu yerde hayatları yalnızca Allah yönlendirir. Gençliğin arasında yaygınlaşan deizm   nasıl oldu da yol buldu gençlerin kalplerine. Gençlerin inancını çalan hırsızlara kim hesap soracak, vebalini kim yüklenecek, kim?
Ahlakını ve İffetini Çaldılar!
Ahlakını çaldılar büyüğe saygı, yaşlıya hürmet neredeyse tarih oldu. Büyüklerin tecrübelerinden faydalanmak bir yana gençlik kendini uzayda sanıyor. Okula gidiyor öğretmene hürmeti yok. Sokağa çıkıyor topluma hürmeti yok. Eve geliyor ebeveyne hürmeti yok.
Ne büyük değerdir iffet duygusu. Utanma, haya etme ne büyük zenginliktir. Kişi utanma duygusunu yitirdiyse artık yitirecek bir şeyi kalmamış demektir. Bakın gençlere başı örtülüsü örtüsüzü, cinsi duygularını nasıl rahatlıkla ifşa ediyorlar. Parklarda duraklarda gayri meşru bir şekilde mahrem hareketleri sergileyenlerin hayâ duygusu çalınmamış değildir de nedir? Başı kapalı bir kız üzgün, yanındaki açık kız teselli ediyor.
-Üzülme canım. Önüne öyle biri çıkar ki iyi ki bitmiş dersin İnşallah (haşa, çünkü haram bir şey için İnşallah denmez). Yeniden denersin. Üzüldüklerine pişman olursun.
Cevap;
- Öyle mi dersin?:
- Tabi ki  yakın arkadaşımdan biliyorum...
Kulaklarımla şahit olduğum bu olay beni derinden sarstı. Ümmetin kızı ve oğlu  evleninceye kadar   bu özel duyguları kaç kişiyle yaşıyor!. Nedir değiştirilen, elbise mi? Nedir hırpalanan, ayakkabı mı iffet mi? Biri gitsin öteki sevgili gelsin. Ya, İslâm'da bunun adı nedir? Bizim çocuklarımız bu hale nasıl geldi.? Niçin hırsızlara izin verdik? Elimizden gençlerimizi nasıl aldılar?
Oysa Hz. Yusuf ve Hz. Meryem örnek verilmiş, rol model olarak önlerine konmuştu. Her zemin müsait olup, açıktan "Haydi gel" çağrısını alsalar da cevapları "Ben Allah'tan korkarım" olacaktı. Zindan, zinadan daha hayırlıdır diyeceklerdi. Özel duyguların yaşanmasının adresi evliliğin ilk gecesiydi. Ya şimdi!
Evlilik sorumluluğuna girilmeye gerek yok, çünkü her türlü duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ortamları var. Bu durum onların özel duygularını çalan hırsızlar için bulunmaz bir fırsat oluşturuyor.  "Rasulüler (asm) gençlerin yanına vardı ve şöyle dedi: "Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan alı koyar; iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun. Çünkü (oruç), cinsî arzuyu azaltır." (Müslim, Nikâh ١)
Ailesini ve Sokağını Çaldılar
Ne çok yara aldı aile kavramı, aile kurumu. Aile nikâh akdiyle sıkı sıkı birbirine bağlanan yuvaların bağlarını çözdüler. Avrupa birliğine girebilmek uğruna özellikle son dönemde çıkarılan aileyi manen vuran kanunlar aile bağlarını pamuk ipliğine çevirdi, çeviriyor. Gençlik duygularının esaretinden kurtulamayan gençler tek tek evleri terk ediyor. İnternet yoluyla tanıştıklarının ardı sıra gidecek kadar güven duyguları çarpık. Nasıl olmalıydı evlerimiz, aile bağlarımız? Kim çaldı huzurumuzu, hudûmuzu, mutluluğumuzu evimizden? Aile bağlarının çürümesinin altında yatan sebepler ivedilikle tespit, teşhis ve tedavi edilmezse korkarım  çekirdek aileyi bile kaybedebiliriz.
Okulunu ve Eğitimini Çaldılar
Hiç kuşkusuz öğretim ve eğitim farklı şeylerdir. Öğretim kafaları bilgiyle doldururken, eğitim bilginin bilincine erdirir. Öğretim bilgi bazlıyken eğitim bilginin gereğini yapma sorumluluğunu yerleştirir yüreklere, vicdanlara. Ezbere veya kopyaya dayalı, bitirme veya diplomayı almaya endeksli bir süreç eğitim olamaz. Dünyalık iyi bir yerlere gelseler de eğitimli olunmadığı için iyi işlere imza atamıyorlar. İş başına geliyor dürüst olamıyorlar. Emanet teslim ediliyor sahip çıkamıyorlar. Okula adam olunsun diye gönderilen neslin düştüğü bu üzüntü verici fotoğrafta okulun da ciddi bir payı var. Zira eğitim sistemi seküler. Okulun da payı var çünkü müfredat fıtrata uygun değil yalnız öğretim değil, öğretim ve eğitim birlikte olmalıydı. "Bir harf öğretene kırk yıl hizmet ederim" anlayışı mazide kaldı. Zaman zaman sosyal medyaya düşen sınıflarda çekilmiş videolarda, öğretmene karşı gösterilen tutum içler acısı.
Gününü ve Geleceğini Çaldılar
Gününü gün eden, felekten gün çalmak (ne demekse)  olarak değerlendirdiği günü  nefsi isteklerine kurban verdiğinin farkına  varmadan tüketen bir gençlik, hem bugününü hem de yarınını çaldırmış demektir. Hedefi, amacı, gayesi netleşmeyen genç yığınlar yarının toplumuna nasıl umut olabilir. Gelecek deyince dünya ile sınırlı bir algı gençlerin yarınına, yani asıl gelecek olan ahiretine nasıl katkı sunabilir.? Gününü gün ederken geleceğini de yitiren gençliğe rotasını bulduracak yollar, yöntemler, planlar gerek. Bunun için aile ortamının, sosyal çevresinin, okul ortamının, arkadaş ortamının sağlıklı olması şarttır. Gençlik de geçicidir, her şey gibi. Önemli olan dünya gençliğini ebedi gençliğe çevirebilmektir.  "İnsanoğluna şu beş şeyden hesap sorulmadıkça onun ayakları Kıyamet gününde Rabbinin huzurundan ayrılmayacaktır:
a) Ömrünü nerede tükettiğinden,
b) Gençliğini nerede yıprattığından,
c) Malını nerede kazanıp
d) Nereye harcadığından
e) Öğrendiği ilimle nasıl amel ettiğinden." (Tirmizi, Sıfâtü'l-Kıyâme 1).. Haydi her birimiz bulunduğumuz yerden bir şeyler yapalım, gençliğimizi, gençlerimizi çaldırmamak için. Değilse sadece gençlik değil geleceğimizdir çalınan.
 
Misak Dergisi 341. Sayı
Nisan 2019

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Gençliğim bundan farklı olabilirdi
Merhaba. Gerçekten de gençliğimizi elimizden aldılar. Aslında yaşamak istemediğimiz şekilde yaşayıp boş kuruntuların peşine düştük. İşler istediğimiz gibi gitmeyince anladık yanlış olduğumuzu. Umarım beni anlamışsınızdır. Herkesin yanlışından dönmesi dileği ile...
Yorum Ekleyen: Lilith     17.06.2019 20:15:43
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya