Misak Dergisinin 345. Sayısı Çıktı
Hesap gününe hazırlanan insanların birbirlerini Allah (cc) için sevmeleri, fütüvvet ahlâkının zaruri bir neticesidir. İmam Seyyid Şerif Cürcani 'Et Tarifat' isimli eserinde 'Hakikat ehlinin ıstılâhında fütüvvet, kardeşini dünyada ve ahrette kendi nefsine tercih etmektir' diyerek, önemli bir inceliğe işaret etmiştir.
Misak Yayın Heyeti
27.08.2019 10:00
93 okunma
Paylaş

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh: Siyonistlerin Bahreyn Zirvesi, Kirli Savaş ve Fırtına Öncesi Sessizlik

SİYASET• A.Hikmet Bircanlı
07. Sh: Toplumsal Cinsiyet Demogojisi ve İstanbul Sözleşmesi

İKTİBAS • Nuh ALBAYRAK
12. Sh: İstismar Bataklığı Kurutulmadan FETÖ Bitirilemez

MAKALE • Bünyamin ATEŞ
15. Sh: Düşünce Hürriyeti ve Türkiye'de Yayıncılık

İNCELEME • Mustafa ÇELİK
18. Sh: İlm-i Siyaset Yoksunu Olmak Felakettir

SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
21. Sh: Müsbit Delillerin Işığında Zaaflarımıza Genel Bir Bakış

AKAİD • İbrahim DÖNERTAŞ
23. Sh: Allah (cc) Sevgisi Üzerine Notlar

TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
30. Sh: Allah'ın Dini'ni Cihana Hâkim Kılma Mesuliyeti

HADİS • N.Mehmet SOLMAZ
34. Sh: İsraf; Fertlerin, Ailelerin ve Toplumun Ekonomik Kanseri

FIKIH • Mehmet TAŞKIN
39. Sh: Beşinci Bâb: Kavillerin En İhtiyatlı ve En Güzeli ile Amel Etmenin Delîli Beyânındadır

KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
42. Sh: Modernizmin İnanç Hayatına Etkileri ve Jön Türkler

_________________________________________________

 

MUKADDES emaneti yüklenen her mükellefin; İlahi tekliflerin keyfiyetini öğrenmesi, aklını kullanması ve şeytanın güzel gösterdiği şeylerden sakınması şarttır. Muhkem nasslarla sabit olan hakikat şudur: Hesap gününde her mükellef, işlediği "zerre miktarı iyiliğin de, zerre miktarı kötülüğün de" karşılığını görecektir. Bilindiği gibi ilahi tekliflerin tamamı insanların maslahatı için konulmuştur. İmam-ı Şâtıbî, "Dînî hükümlerin, yani ilahi tekliflerin hikmeti, insanların dünya ve âhiret hayatıyla ilgili maslahatlarını temin etmeleri içindir.(1) diyerek, bu inceliğe işaret etmiştir. İlahi tekliflerde yer alan maslahat; ya faydalı olanı elde etmek (celb-i menfaat) ya zararlı olan bir şeyi ortadan kaldırmak (def-i mazarrat) şeklinde tezahür edebilir. Bilindiği gibi Allah(cc), kulunun dünyaya karşı meyil duymasını fıtratına yerleştirmiş ve bunu bir imtihan vesilesi kılmıştır. Dünyevîleşme; mükellefin kendisini dünyanın çekiciliğine kaptırması ve onun esiri haline gelmesini beraberinde getiren bir ruhi hastalıktır. Hevâsının ihtiraslarına teslim olan her mükellefin profan ve lâik bir kimliği ön plâna çıkarması mümkündür. Buna mukabil kendi aralarında Allah'ın (cc) indirdiği hükümlerle hükmeden ve ihtilâflarını İslâm fıkhına göre çözebilen insanların, hem bu dünyada, hem ahirette va'adedilen saadete kavuşacaklarını unutmamaları gerekir.

İslâmî mücadele; birbirlerini Allah (cc) için seven ve kardeşini kendi nefsine tercih eden, muttaki mü'minlerin gayretiyle edâ edilmesi mümkün olan salih bir ameldir. Usûl, üslûb ve mizaç farklılaşmasını bahane eden, birbirlerinin hukukuna tecavüz eden veya keyiflerine göre din kardeşlerini suçlayan kimselerin, İslâmî mücadele verebilmeleri kolay değildir. Kitap, mütevatir sünnet ve icma-i ümmetle sabit olan hakikatleri tartışma konusu haline getiren Müslümanların hem kendilerini, hem din kardeşlerini ateş çukurunun içine yuvarlamaya çalıştıklarını idrak etmeleri gerekir. Günümüzde yaşayan müslümanların; önce "Nizam-ı Âlem" idealini esas alan devletlerini, sonra birbirlerine karşı olan sevgilerini kaybettiklerini gizlemek mümkün değildir. Sahih bir iman ve bu imana dayanan sevgi (ve saygı) yeniden ihya edilmediği müddetçe imtihanı kazanmak kolay değildir.

Hesap gününe hazırlanan insanların birbirlerini Allah (cc) için sevmeleri, fütüvvet ahlâkının zaruri bir neticesidir. İmam Seyyid Şerif Cürcani 'Et Tarifat' isimli eserinde 'Hakikat ehlinin ıstılâhında fütüvvet, kardeşini dünyada ve ahrette kendi nefsine tercih etmektir' diyerek, önemli bir inceliğe işaret etmiştir. Hazreti Ali'nin bir suali üzerine, Peygamberimiz Efendimiz (sav) fütüvvet ehlinin alâmetlerini şöyle açıklamıştır: "Ya Ali!. ümmetimin fityanının on alâmeti vardır: Adil olmak, ahde vefa etmek, yalan sözden kaçınmak, emaneti muhafaza etmek, yetime iyilik etmek, isteyene vermek, hediyeleşmek, faydalı işler yapmak, münakaşayı terketmek, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek."(2) Bu on âlameti muhafazayla ilgili olan fütüvvet; sadece ahlâkî plânda kalmamış, içtimaî ve iktisadî müesseselerin kurulmasında belirleyici bir unsur olmuştur.

Toplum içindeki yeri ve makamı ne olursa olsun, her insanın sevgiye ihtiyacı vardır. Sevgi kalble ilgili bir duygu olduğuna göre; fıtratın muhafazası, iman, eğitim ve terbiye ile temin edilebilir. Meşrû sevginin temelinde; Allah'ın (cc) indirdiği hükümlere ve Peygamberimiz Efendimiz'in (sav) mütevatir sünnetine sımsıkı sarılmak ve ilâhi teklifleri ihlâsla edâ etmek gibi, iki önemli unsurun bulunduğunu unutmamak gerekir. Bütün hallerin ve makamların kaynağı olan sevgi duygusu; fıtrata, imana, velâyete ve fütüvvete dayanan bir duygudur. İslâm dini; Allah'a teslimiyetin getirdiği sevgi medeniyetini ön plâna çıkarmıştır. Cihad ibadeti dahi, bu sevginin zaruri bir tezahürüdür. Mükellefin yeryüzünde yayılan her türlü fesadı ortadan kaldırmak ve insanlığın saadetine vesile olabilmek için; en sevdiği varlığı olan canını ortaya koyabilmesi, sadece sevgi ile mümkün olan bir hadisedir.

Birbirlerini sadece Allah'ın (cc) rızası için sevenler; hem bu dünyada, hem ahirette birlikte olmayı arzu ederler. Hz. Said b. Cerir (ra)'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte, sevginin bu neticesi haber verilmiştir. Hadis-i şerif mealen şöyledir:" Birgün ensardan bir zat, Peygamberimiz Efendimiz'in (sav) huzuruna geldi. Her halinden çok üzgün olduğu belliydi. Resûl-i Ekrem (sav) niçin üzgün olduğunu sorunca: "Ey Allah'ın Resûlü!.. Düşünüyorum ki, biz bu dünyada sabah-akşam huzuruna geliyor, yüzüne bakıyor, yanında oturuyoruz. Ama yarın (ahirette) sen Peygamberlerin yanına çıkacaksın. Orada biz sana ulaşamayız, seni göremeyiz. İşte bunun için üzgünüm"(3) cevabını verir. Bu hadise üzerine şu ayet-i kerime nazil olur: "Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salih kimselerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar."(En Nisâ Sûresi:69) Sahabe-i Kiram'dan birisi: "Ya Resûlallah!.. Bir topluluğu sevdiği halde, onlara katılamayan kimse hakkında ne buyurursunuz?" sualini tevcih eder. Bunun üzerine Peygamberimiz Efendimiz (sav): "Kişi sevdiği ile beraberdir"(4) müjdesini vermiştir.. Hz. Enes'in (ra): "Müslümanlar Peygamberimiz'in (sav) bu müjdesine sevindikleri kadar, hiçbir şeye sevinmediler"(5) diyerek, duydukları heyecanı ifade ettiği malumdur. Hesap gününe hazırlanan Müslümanların birbirlerini sadece Allah'ın (cc) rızası kazanmak niyetiyle sevmeleri ve kardeşlerini kendi nefislerine tercih etmeleri zaruridir. Adaletin mülkün temeli olduğuna inanan ve yeryüzünde fesad çıkaran müstevli kafirlere karşı sabırla mücadele eden Müslümanların iyilik ve takva hususunda birbirleriyle yardımlaşmaları farzdır.

Allahû Teâla'ya (cc) emanet olunuz.

MİSAK YAYIN HEYETİ

 

____________________

(1) İmam-ı Şâtıbî- El Muvâfakât- Beyrut 1991C: 2 Sh: 4 vd.

(2) M.Cevdet-Zeyl Alâ'l Fasl Ahiyyati'l Fityan-İstanbul:1351 Sh:7

(3) ibn-i Kesir- Tefsirû'l Kur'an'il Aziym-Beyrut: 1969 C: 1 Sh: 552.

(4) Sahih-i Müslim-st1401 C:2 Sh:2034 Hadis No:165 (2640) Ayrıca İbn-i Kesir- A.g.e. C:1 Sh:523

(5) Sahih-i Müslim-İst:1401 K. İman: 69, Ayrıca İbn-i Kesir- A.g.e. C:1 Sh:523

 
 
 
 
 

Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...
 
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya