Misak Dergisi 337. Sayı
Sadece abonelere gönderilen ve İslâm Fıkhı’ndaki selem akdinin şartlarına göre yapılan abone işleminin süresi bir yılla sınırlandırılmıştır. Her ayın ilk haftasında, aynı evsaftaki mecmuayı abonelerimize göndermeye gayret edeceğiz. Mecmuamızın yayınına devam edebilmesi için, işletme sermayesini muhafaza edebilmesi gerekir. Yönetim Kurulumuz, gerek kağıt fiyatlarının (dövize bağlı olarak) artması, gerek baskı ve gerekse posta ücretinin hızla yükselmesini dikkate alarak abone ücretini yıllık 140.oo TL olarak tesbit etmiştir. Yurt dışı abone ücreti ise yine 50 Euro’dur. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi mecmuamız; cezaevlerinde bulunan ve mecmuamızı takip etmek isteyen mahkûmlara ücretsiz olarak gönderilecektir. Mecmuamızın internet yayınına olan ilginin (www.misak.com.tr) hızla artması sevindirici bir gelişmedir.
Misak Yayın Heyeti
18.02.2019 10:00
669 okunma
Paylaş

 
AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh:
Modern Tuğyanın Zaruri Sonucu: Sivil Atalar Dini
İKTİBAS • Nihal Bengisu KARACA
07. Sh:
Dindarların ‘Yeni Kemalist Dalga’ ile İmtihanı
SİYASET • ABDULLAH SAMİ EREN
10. Sh:
Filistin’de Yaşanan Kronik Kaos ve Kudüs’ün Statüsü
İNCELEME • Mustafa ÇELİK
16. Sh:
İslâm’da İçtihâd Din Emniyetini, Müçtehid Velâyeti Temsil Eder
MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ
22. Sh:
Emr-i Bil Mâruf ve Nehy-i Anil Münker Farzı Üzerine Notlar
SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
25. Sh:
Münafık Kavramının Anlamı ve Mahiyeti
TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
28. Sh:
 Mü’minler Birbirlerinin Velileridir
FIKIH • Mehmet TAŞKIN
32. Sh:
Sünnetin Hakikati ve Nevîleri Beyânındadır
KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
36. Sh:
Ahkâmu’l Kur’an
HADİS • N.Mehmet SOLMAZ
42. Sh:
Dünya Süsü Âhirette de Devam Etmelidir

 

____________________________________________

HAMD; Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün sahibi olan Allahü Teâlâ’ya (cc), salât ve selâm, Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimize (sav), temiz Ehl-i Beyt'ine ve Ashabına olsun! Allah’ın (cc) rızasını kazanabilmek için bütün imkânlarını seferber eden müctehid imamlara ve muttaki mü’minlere hayır dualar ederiz!
Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, siyer, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında bir mektep olan mecmuamız, elinizdeki bu sayı ile yirmi dokuzuncu hizmet yılına başlamıştır. Bizi buna muvaffak eden Allah’a (cc) hamd-ü senâ ederiz.
Sadece abonelere gönderilen ve İslâm Fıkhı’ndaki selem akdinin şartlarına göre yapılan abone işleminin süresi bir yılla sınırlandırılmıştır. Her ayın ilk haftasında, aynı evsaftaki mecmuayı abonelerimize göndermeye gayret edeceğiz. Mecmuamızın yayınına devam edebilmesi için, işletme sermayesini muhafaza edebilmesi gerekir. Yönetim Kurulumuz, gerek kağıt fiyatlarının (dövize bağlı olarak) artması, gerek baskı ve gerekse posta ücretinin hızla yükselmesini dikkate alarak abone ücretini yıllık 140.oo TL olarak tesbit etmiştir. Yurt dışı abone ücreti ise yine 50 Euro’dur. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi mecmuamız; cezaevlerinde bulunan ve mecmuamızı takip etmek isteyen mahkûmlara ücretsiz olarak gönderilecektir. Mecmuamızın internet yayınına olan ilginin (www.misak.com.tr) hızla artması sevindirici bir gelişmedir.
Geçtiğimiz ay Edirne’de bir kız öğrencinin; 10 Kasım’da yapılan anma töreninde yapılan saygı duruşunu kıyam olarak değerlendirip eleştirmesinin ardından, kendisine müdahele eden Polise hitaben söylediği ‘Atatürk ilâh değildir’ tesbiti, değişik tartışmaları beraberinde getirmiştir. Son tahlilde “Atatürk İlâh değildir” hakikatini; Atatürk’e hakaret olarak değerlendirmek -mefhumu muhalifinden- şu anlama gelir: Atatürk, ilkeleri ve devrimleri tartışılamayacak bir ilâhtır. Böyle bir hüküm, bu ülkenin bütün manevi değerlerini tarumar etmektir. Aynı günlerde Cumhuriyet Gazetesi Yazarlarından Mine Gökçe Kırıkkanat,‘Atatürk benim ilâhımdır. Ben O’na tapıyorum’ ikrarında bulunmuştur. Elbette ‘Atalar Dini’ yeni bir hâdise değildir. Tarih boyunca insanlar ya kendi nefislerine zulmetmiş, ya müstekbirlerin zulümlerine muhatap olmuşlardır. Kur’an-ı Kerim’deki kıssalarda bu iki hâlin zaruri sonuçları haber verilmiştir. Peygamberlerin tebliğ ettiği hakikatleri reddeden kavimlerin ilk sloganları şudur: ’Biz atalarımızın yolundan ayrılmayız.’ Adaleti hafife alan ve zulmü ön plâna çıkaranlar sistemlerini bu slogan ile korumaya çalışmışlardır. Atalar dini, geçmişe karşı beslenen ölçüsüz sevgi ve saygı üzerine kurulan bir din anlayışıdır. İnsanlık tarihini, hidayetin ve dalâletin keyfiyetine göre tasnif eden alimler vardır. İmam-ı Şehristani; bu keyfiyeti dikkate almış ve şu tasnifte bulunmuştur: ”İtikad yönünden insanlar milel ve nihal ehli olmak üzere ikiye ayrılırlar. Milel; vahye tabi olan ve hak bir şeriat ile amel edenlerin vasfıdır. Nihal ise, bâtıl bir şeriata göre yaşayan ehl-i ehvâya verilen isimdir.”(1) İnsanların hevâlarına dayanan dünya görüşlerinin ortak vasfı, kupkuru zan (nıhle) hükmünde olmalarıdır. Dünya görüşleri, inançları ve ideolojilerine göre gayr-i müslimler “Dehriyye, Seneviyye, Felâsife, Veseniye ve Ehl-i Kitap” olmak üzere beş sınıfa ayrılırlar.(2) Bunların ortak vasfı, hevâlarına tabi olmalarıdır. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf (as)’un kıssası beyan edilirken, bütün insanlığa şu hatırlatma yapılmıştır: “Sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, kendilerinizin ve atalarınızın takmış olduğu isimlerden başkası değildir. Allah bunlara hiçbir sultan (hüccet) indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a mahsustur. Allah kendisinden gayrısına ibâdet etmemenizi emretmiştir. Hak din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf Sûresi: 40)
Hesap gününe hazırlanan her mükellefin; çevre kültüründen, çarşı putlarından ve zalim politikacıların demagojilerinden kendisini koruması gerekir. İktidar sahiplerinin, insanları “hidayete davet etmesi” veya “kitleleri dalâlete sürüklemesi” mümkündür. Bunun siyasi bir tez değil, Allahû Teâla (cc)’nın kitabında yer alan ve insanları düşünmeye sevk eden muhkem bir hakikat olduğunu unutmamak gerekir. Zira Kur’an-ı Kerim’de, kıyamet gününde ortaya çıkacak manzara şöyle tasvir edilmiştir: “–(Tuğyan eden siyasi liderler) O gün yüzleri ateşte evrilip-çevrilirken: ‘Eyvah bize!.. Keşke Allah’a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik’ diyeceklerdir. (Onlara tabi olanlar da o gün) ‘Ey Rabbimiz!.. Hakikat biz reislerimize (liderlerimize) ve büyüklerimize uyduk. Onlar da bizi yoldan saptırdılar’ diyeceklerdir. Ey Rabbimiz!.. Onlara (liderlerimize ve büyüklerimize) azaptan iki katını ver. Onları büyük bir lânetle rahmetinden kov!.” (El Ahzab Sûresi: 66-68.) Hesap gününde; tuğyan eden ve insanları hidayetten uzaklaştıran siyasi liderler ile onlara tâbi olan kimselerin, birbirlerinin düşmanı hâline gelecekleri, muhkem nassla haber verilmiştir. İnsanların içinde bulundukları çevre şartlarından etkilenmemeleri mümkün değildir. Günümüzde egemenlik ihtirasına kapılan çevreler; ya kendilerinin teorilerini, ya atalarının ideolojilerini, “İnsanların tek kurtuluş yolu” olarak vasıflandırmakta ve dalâleti yaymaktadırlar. Son tahlilde hüda’ya veya hevâ’ya tabi olmak, öncelikle kalbe, sonra akla ve duygulara mahsus olan bir ameldir. Dolayısıyla insanın kalbine sahip çıkması ve onu hevâsının tuzaklarından koruması şarttır. İnsanoğlunun arzularını İslâm’a tabi kılması, kalbinde bulunan imanla ilgilidir. Peygamberimiz Efendimiz (sav) imanın keyfiyetini ve zaruri olan rüknünü şöyle ifade etmiştir: “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin olsun ki, arzularını İslâm’a tabi kılmayan kimse iman etmiş olmaz.”(3) Sünnetûllahı hafife alan, risâlet ve nübüvvet vazifesinin keyfiyetini idrak edemeyen bir mükellefin, imtihanı kazanması mümkün değildir. Tevhidin aslı; kitaba ve sünnete sımsıkı sarılmak, hevâya tabi olmaktan ve bid’atten ictinab etmektir.(4) Hesap gününe hazırlanan her mükellefin; Allahû Teâla (cc)’ya ibâdet etmek için yaratıldığını ve O’nun hükümlerini infaza memur kılındığını, asla unutmaması gerekir.
Adaletin mülkün (iktidarın/devletin) temeli olduğuna inanan, insanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alıkoymaya çalışan Müslümanların; atalar dini de dahil, bütün bâtıl ideolojileri mahkûm etmek için bütün imkânlarını seferber etmeleri zaruridir.
Allah’a (cc) emanet olunuz.
MİSAK YAYIN HEYETİ

_______________________

(1) İmam-ı Şehristani- El Milel ve’n Nihal- Beyrut: 1395 C: 1 Sh: 4.

(2) Geniş bilgi için/ İbn-i Abidin- Reddü’l Muhtar- İst: 1983 C: 9 Sh: 13-17

(3) İbn-i Kesir- Tefsirû’l Kur’an’il Aziym- Beyrut: 1969 C: 3 Sh: 490. Ayrıca İmam-ı Nevevi- Nübüvvet Pınarından Kırk Hadis- İst: 1992 Marifet Yay. Sh: 397

(4) İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beyrut: ty C: 1 Sh: 3

 

Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...
...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya