top of page
422kpk.png

Gazze’de Yaşanan Ateşkes Yalanı

ve Yeni Savaşın Ayak Sesleri

Ayın Konusu

Filistin coğrafyasında yaşanan kronik kaos halini analiz ederken; Amerika’nın ve İsrail’in siyasi hedeflerinin dikkate alınması gerekir. ABD’nin yönetiminde söz sahibi olan Siyonist Haydutların hazırladığı “Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi” İslâm coğrafyasını yangın yerine çevirmiştir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan, dünyanın en önemli nükleer ve biyolojik silahlarını üreten ülkelerden birisi olan İsrail; soykırım, etnik temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine haiz kılınmıştır. Gazze’de 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, Holokost Mazlumu olarak kendilerini pazarlayan, sürekli mağdurları oynayan Siyonistler, asrın soykırımını gerçekleştirmişlerdir.

Hüsnü AKTAŞ

Resmi İdeoloji Kurmaylarının Din

ve Din Eğitimi Anlayışı

Siyaset

CHP’nin İslam’ın muhtevasının laikliğe aykırı olduğu yönündeki tepkileri, tek parti döneminde yahut 1940’larda kalmış değil. CHP açısından hatırlanması ve hatırlatılması gereken mevzu, CHP’nin din işlerinin devletten özgürleşerek yürütüleceği bir otorite fikrine karşı olmasıdır. CHP, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tersine devlete bağlı olmasını ancak bütün dinlere ve inançlara eşit mesafede olmasını savunuyor. Böyle bir Diyanet İşleri Başkanlığı’nın CHP’li lider ve siyasetçilerin tepkilerinden de anlaşılacağı üzere İslam dininin muhtevasını anlatmaması, özellikle laik ve Batılı yaşam tarzına muhalif olan hiçbir emirden de söz etmemesi gerekiyor.

M. Akif EKİNCİ

‘İnsan Hakları’ ve

‘Demokrasi’ Günü

İktibas

iktibas_edited_edited_edited.png

10 Aralık, BM’de 1948’de kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin kabulünün yıldönümüdür ve dünyada “Dünya İnsan Hakları Günü” (Human Rights Day) olarak kutlanır. Türkiye’de ise 1985’ten itibaren Özal’ın başbakanlığı döneminde bugün, TBMM’de özel bir oturumla anılmaya başlandı. Ankara’nın “İnsan Hakları”na “Demokrasi”yi ekleme ihtiyacı, devletin, “İnsan hakları demokrasi olmadan gerçekleşmez” mesajını vermek istemesinden kaynaklanıyormuş. TBMM’nin 2010’daki düzenlemesinden sonra resmi duyurularda hep “10 Aralık Dünya İnsan Hakları ve Demokrasi Günü” ifadesi kullanılmaya başlandı. Hâlâ da öyle kullanılır. Demokrasi her işe yarar. İyi bir maskedir, çaya çorbaya her şeye katılabilir. Baş, diş, nezle, grip her şeye iyi gelir. Bu ülkede insanlar ne İnsan ne Hak ne Laiklik ne Şeriat ne Cumhuriyet ve ne de Demokrasi’yi bilir. Bilmediğini de bilmez, bildiğini zannettiği şey de genelde yanlıştır.

Haber Vakti İnternet Sitesi

10.12.2024

Abdurrahman DİLİPAK

İlmin ve İlim Ehlinin

Doğru Tespit Edilmesi Hakkında

Makale

Makale.png

Bir kişiye verilecek olan değer, ancak onun bildiği hususlardaki değeri kadardır. Bilgi sahibi bir kimseye her hususta değer vermek, onun her şeyi bildiği anlamına gelir ki bu çok yanlış bir düşüncedir. Her hususta bilen ve asla hata etmeyen, yanılmayan Allah (cc)’dür. Bunun dışındaki her bir kişi hata edicidir. Ancak Allah’ın kendilerini hata etmekten uzak kıldığı melekler ve kendilerini hata etmeye karşı koruduğu peygamberler bundan müstesnadır. Diğer insanlara gelince bunlar ancak hatadan ilimleri ve takvalarının mevcutiyeti ile korunabilirler. Derecesi ne kadar yüksek olursa olsun, peygamber olmayan bir insan sahabe dahi olsa, müctehid dahi olsa ve hatta bütün müctehidlerden daha da üstün bir ilim ehli dahi olsa yine de hata etme olasılığına sahiptir.

İbrahim DÖNERTAŞ

Nebevi Davetin

Özellikleri

İnceleme

inceleme_edited.png

İnsanlık tarihi boyunca birçok çağrıya, birçok ideolojiye ve sayısız davetçiye tanıklık edilmiştir. Ancak hiçbir davet, Hz. Muhammed’in (sav) getirdiği çağrı kadar köklü, kapsayıcı ve evrensel olmamıştır. Onun daveti yalnızca bireysel arınmayı değil, toplumsal ıslahı da hedeflemiş; hem dünya hem de ahiret saadetini gözetmiştir. Bu daveti farklı ve üstün kılan temel özelliklerden biri de Rabbanî oluşudur. Nebevi davetin Rabbanî oluşu, onu tüm diğer çağrılardan ayıran temel bir özelliktir. Çünkü bu davet, Allah’tan gelir, Allah’a çağırır ve Allah’ın rızasını gözetir. Bu yüzden bizler de bu davetin izini sürerken, aynı Rabbanî çizgide yürümeye özen göstermeliyiz. Zira gerçek başarı, ancak ilahi çizgide sebat etmekle mümkündür.

Mustafa ÇELİK

Cihadın Hakkını Vermek

Tefsir

tefsir.png

Cihadın hakkını vermek; kuru bir iddiayla değil, cehdin ve gayretin tümünü ortaya koyarak, bu uğurda nefsiyle hesaplaşarak, bedel ödemeyi göze alarak yaşanır. Zira bu yol, tembellere ve yarım kalan iradelere açık değildir. Bu yol, adanmış yüreklerin, samimi niyetlerin, ihlâsla yoğrulmuş gayretlerin yoludur. Usulüne uymayan hiçbir iş, maksadına ulaşamaz. Cihad da böyledir. Onun da bir usulü, bir adabı, bir edebi vardır. Peygamber Efendimiz (sav), savaşa giderken bile adaleti, merhameti elden bırakmamıştır. Yaşlılara, kadınlara, ibadet eden din adamlarına dokunulmayacağını buyurmuştur. Ağaçlara zarar verilmemesini istemiştir. Bu, cihadın bile içinde bir ahlak olduğunu bize gösterir. Cihad, öfkeyle değil, bilinçle yapılır. Nefretle değil, adaletle yürütülür.

Mustafa YUSUFOĞLU

Güzel Ahlâk

İç Göstergeler Neye İşaret Ediyor?

Hadis

hadis.png

Yaratılışla ilgili bir terim olan ahlâkın, insanda cibillî mi yoksa sonradan kazanılabilen bir özellik mi olduğu ve insandaki karakterin değiştirilip değiştirilemeyeceği tartışma konusu olmuştur. Nasıl Allah’ın yarattığı hilkat değişmiyorsa, aynı şekilde insanın üzerinde yaratıldığı tabiat ve seciyesi de değişmez. Bir başka yoruma göre ise ahlâk, önce garîze, ardından meleke ve en son seciyye olmak üzere üç kademe geçirir ve artık değişmez bir vasıf halini alır. Şöyle ki; “Bir insanın ahlâkı, fikrî bir izlenimden bir araya gelen garîzelerin (içgüdülerin, yani psikolojik özelliklerin) bir toplamıdır. Bunlar; ya doğuştan yaratılışında vardır ya da düşüncenin onun üzerinde idman yapması ve faydasını tecrübe ederek

onaylaması veya gördüğünü sevme güdüsünden dolayı gördüğünü taklit ederek kazanımıyla oluşur.”

Derda PINAR

Türk’e Tapmak

Kitap

kitap.png

Türk’e Tapmak, geleneksel dinin evreninden Kemalist kavramlara doğru yaşanan kutsiyet naklinin ve nihayetinde Kemalizmin bir sivil din, hatta yarım kalmış bir siyasal din olarak ayakları üzerinde yükselişinin anlatısı... Medeniyet, bilim, millet ve sonunda şef kavramlarının kutsallık halesiyle nasıl çevrildiğini, Cumhuriyet’in “yeni insan”ının onlar vasıtasıyla nasıl mayalandığını, Osmanlı’dan ve geleneksel inanç sisteminden kopuşun yarattığı manevi boşluk duygusunun farklı bir tarzda nasıl ikame edildiğini anlatan Atalay, din-siyaset ilişkisine dair zengin kaynak kullanımı ve titiz araştırmacılığıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin sadece ilk yıllarını değil bugününü de anlamaya yönelik yeni bir çerçeve öneriyor.

Kitap.png

Mehmed Zahid AYDAR

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye Çankaya/ANKARA

0312 230 65 27​ misakdergisi@gmail.com​​

Copyright © 2025 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Tüm hakları saklıdır.

Powered by ucuncukatip

bottom of page