top of page
427 Kapak.png

Politika Çarşısında YaÅŸanan
‘Mutlak Butlan’ Depremi ve Kronik KargaÅŸa

Ayın Konusu

Cemiyetler farklı dünya görüÅŸleri, inançları, hedefleri ve talepleri bulunan deÄŸiÅŸik çevrelerden oluÅŸur. Her bir çevre/topluluk arasında da benzer farklılıkların bulunması mümkündür. Toplumlarda farklılığı ve çeÅŸitliliÄŸi ortadan kaldırma ihtimali söz konusu deÄŸildir. İnsanların parmak izleri bile birbirinden farklıdır. Musannif Katip Çelebi; ”Kimi ahmaklar ihtilâf hikmetini bilmez, cümle halk bir mezhepte ve meÅŸrepte olsun deyü muhal tasavvur eder” diyerek, bir inceliÄŸe iÅŸaret etmiÅŸtir. Dolayısıyla cemiyet halinde yaÅŸayan insanların arasında çekiÅŸmenin, tartışmaların ve fikri ihtilâfların zaman içerisinde ve deÄŸiÅŸik sebeplerle ortaya çıkması mümkündür. Devletin temel hedefi, insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamakla ve insanlığa hizmet etmekle sınırlıdır. Buna mukabil siyasi rejim tercihi, zaman içerisinde deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸrayabilir. Asırlarca süren oligarÅŸi rejiminden bunalan insanoÄŸlu; devletin gücünü, anayasa ve örf ile sınırlayarak demokratik bir rejime kavuÅŸabileceÄŸi zannetmiÅŸtir. Zaman içerisinde bunun bir hayal olduÄŸu anlaşılmıştır.

Hüsnü AKTAÅž

Toplumları
İmha Aracı Olarak Tıp ve İlaçlar

Makale

Makale.png

Esas gayesi hasta ve yaralı insanları tedavi etmek olan tıp ilmi bilhassa batıda gayesinden saptırılarak ideolojik amaçlar için kullanılmıştır. Üstün ırk yaratma (!) hedefi yüzünden tıbbi uygulamalar maskeli katliamlar yapılmıştır. Bilhassa günümüzde tıp ilminin ilerlemesi, gen teknolojisinin geliÅŸmesi tıbbı da gerçek hedefinden saptırmış, dünya nüfusunun azaltılması ile tıbbın bir sanayi dalı haline gelmesine yolaçmıştır. Bugün emperyalist güçler gıdalara ve temizlik ürünlerinde kullandıkları katkı maddeleri ile birçok hastalığın ortaya çıkmasına vesile olmakta, bu hastalıkları tedavi de etmeyerek hastaları ilaç fabrikalarının ömür boyu müÅŸterisi haline getirmektedirler. Yazarımız tıp ilminin yakın tarihine dair tespitlerini dile getirmektedir.

Kamil YEŞİL

İşte O, “Dümeni Kırık, Köhne Tekne”

İktibas

iktibas_edited_edited_edited.png

Cumhuriyetin KuruluÅŸundan sonra yapılan inkilapların ÅŸüphesiz en önemlisi harf inkilabıdır. Bu inkilap ile bir milletin dini, ilmi, tarihi velhasıl bütün geçmiÅŸ hafızası silinmiÅŸtir. Daha sonra okullarda okutulmak üzere resmi tarih dediÄŸimiz hayali bir tarih yazılmıştır. Bu tarihe göre Osmanlı Devletinin son yılları ile Cumhuriyetin ilk yılları anlaşılmasın diye sanki özel bir gayret gösterilmiÅŸtir. Resmi tarihe aykırı yazılar kaleme alan tarihçiler yıllarca mahkemelerde süründürülmüÅŸtür. Türkçe'ye çevrilen batı klasikleri ve resmi tarih bilgileri ile kendi tarihine, kültürüne ve hatta dinine düÅŸman nesiller yetiÅŸtirilmiÅŸtir. Ancak hakikatlerin birgün mutlaka ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Usta kalem Nuh Albayrak 19 Mayıs Efsanesine belgeler eÅŸliÄŸinde ışık tutuyor. 

Star
Gazetesi
19.05.2026

Nuh ALBAYRAK

Hicret, İslâm’la
Yeniden DoÄŸuÅŸtur

İnceleme

inceleme_edited.png

Din, akıl, can, mal ve nesil emniyetlerinin olmadığı, vahyin hukuka kaynaklık etmediÄŸi, ibadetlerin hakkıyla ifa edilemediÄŸi, zulmün kurumsallaÅŸtığı, cihada ve davete engeller konulduÄŸu yerlerden adaletin olduÄŸu mekânlara hicret kaçınılmazdır. Hicretin olması zulmün varlığı ve boyutlarıyla mukayyettir.
Rasûlüllah (sav)’in buyuruÅŸuyla hicret; “KiÅŸinin dininde fitneye düÅŸme korkusuyla Allah’a yapılan bir seyirdir.” Yani Allah Teâlâ’nın isteklerine göre hayatı anlamlandırmak için yapılan bir yolculuk ve arayıştır. Bu anlamda hicret sona ermemiÅŸtir. Kıyamete kadar da olacaktır. 

Mustafa ÇELİK

Velâyetlerini Kâfirlere Verenler
Allah Yolunda Cihad Edemezler

Tefsir

tefsir.png

Kâfirleri dost ve veli edinme eÄŸilimi arttıkça, Allah için mücadele ruhu zayıflar. Çünkü kalp kime dayanırsa, irade onun emir ve nehyleri doÄŸrultusunda ÅŸekillenir. Gücünü vahiyden deÄŸil beÅŸerî otoritelerden alan bir anlayışın cihad ÅŸuuru üretmesi zordur. Zira cihad, önce kalbin bütün sahte dayanaklardan hicretidir.
Bu yüzden Allah için cihad ile bâtıl odaklara velayet arasında ters orantı vardır. Biri arttıkça diÄŸeri eksilir. Biri ümmeti diriltir, diÄŸeri çözülmeye sürükler. Mü’minin izzeti, velayetini yalnız Allah’a, Resûlüne ve mü’minlere tahsis etmesindedir. Çünkü hakiki kuvvet, baÅŸkasına yaslanmakta deÄŸil; Allah’a dayanıp O’nun davası uÄŸruna sebat etmektedir.

Mustafa YUSUFOÄžLU

Rezâlet Çukurundan Fazîlet Ufkuna

Akaid

akaid.png

Bugün tıpkı Kudüs gibi kutsal mekanlara çöreklenmiÅŸ siyonist İsrail terör örgütü gibi, bazı aşırı râfizî gruplar da iyi erdem ve amelleriyle Allah’a yaklaÅŸacakları yerde, tamamen “seçilmiÅŸlik” teorisi üzerinden propagandalarını yürütmektedir. “SeçilmiÅŸ Halk’ ve ‘Vaad EdilmiÅŸ Toprak’ kavramlarını silip atın, siyonizmin temeli bir anda çöker. Onun için dinî partiler güçlerini tuhaf bir ÅŸekilde agnostik siyonistlerin suç ortaklığından alırlar.” Aynen bunun gibi, sonradan üretilmiÅŸ sahte “kutsal hanedanlık” fikri çıkarılsa, râfizîlikten geriye bir ÅŸey kalmayacaktır. Nasıl ki, siyonist yahûdîlerin “yüzde 90’ı, bu toprakların kendilerine (gerçekte) -inanmadıkları Allah tarafından- verildiÄŸini” bahane ediyorlarsa, Râfizîlerin çoÄŸu da kendi sapkın yönelimlerini (ÅŸu'ûbî hırslarını) gizleyebilmek için, masum imam, tanrı imam, alternatif “Fatıma Mushafı” gibi, sürekli (içiçe, tükenmez bir sarmal halinde kurgulanmış) alternatif “dine karşı din” motifleriyle sürdürmektedir. “Allah’a karşı yalan uydurarak iftira edenden daha zalim kim olabilir?”

Derda PINAR

Allah’ın (cc) Laneti
RüÅŸvet Alanın
ve Verenin Üzerine Olsun

Fıkıh

fikih.tif

Soykırım suçları uluslararası mahkemece tescil edilmiÅŸ İsrail’in İran’a şımarıkça saldırısı BM TeÅŸkilatının tepkisini çekmesi beklenirken İngiltere ve Fransa tarafından, yapılması gereken normal bir adım gibi deÄŸerlendirildi. İsrail uzun süredir hayalini kurduÄŸu ÅŸekilde ABD ile İran’ı savaÅŸtırmayı baÅŸarmış olsa da, bu savaşın İran’da bir rejim deÄŸiÅŸikliÄŸine yol açacağına yönelik beklenti ÅŸimdilik karşılıksız kalmıştır. Bu savaÅŸ için ciddi bir ÅŸekilde hazırlandığı görülen İran’ın, 12 Gün savaşından da dersler çıkarttığı ve savaşı Körfez ülkelerine yayıp Hürmüz BoÄŸazını da kapatarak, bir taraftan ABD’nin bölgedeki güvenlik mimarisini sarsarken diÄŸer taraftan da küresel bir enerji krizine yol açarak ABD’yi savaÅŸmaktan alıkoymaya, yani İsrail’i yalnız bırakmayı hedeflediÄŸi anlaşılmaktadır.

 Yusuf KERİMOÄžLU

Batı Medeniyetinin DoÄŸulu Kökenleri

Kitap

kitap.png

Tarih adeta batıda baÅŸlamış batıda yazılmış ve batıda devam etmekteydi. Az geliÅŸmiÅŸ insan ya da insanımsılardan oluÅŸan dünyanın geri kalanı Batının öncülüÄŸünü ve ilerleyiÅŸini takip etmeliydiler. Kendilerini insanlığın geri kalanından üstün gören bu ırkçı tavrın sahipleri  dünyanın geri kalanını medenileÅŸtirmek gibi bir sorumlulukla hareket ettiklerini hem kendilerine hem de dünyanın geri kalanına inandırmayı baÅŸardılar. Oysa Medeniyetin beÅŸiÄŸi olduÄŸunu iddia eden Batı demokratik deÄŸerlerle ancak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ve kısmen tanışabildi. Tanıtmaya çalıştığımız eser kurgulanan tarihin gerçekleri nasıl çarpıtıldığını  ayrıntıları ile inceliyor. Batı Medeniyetinin DoÄŸulu Kökenleri: Özgüvenini kaybedip çaÄŸdaÅŸ uygarlık seviyesine çıkmayı en büyük hedeflerinden biri olarak ortaya koyarak kaybetmeyi daha en baÅŸtan kabullenmiÅŸ bir milletin fertlerinin tekrar kendi benliÄŸine dönebilmesi adına dikkate alması gereken eserlerdendir.

427 kitap.jpg

Mehmed Zahid AYDAR

​Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye Çankaya/ANKARA​

0312 230 65 27​ misakdergisi@gmail.com​​

Copyright © 2025 Karar Basın ve Yayıncılık A.Åž. Tüm hakları saklıdır.

Powered by ucuncukatip​

bottom of page