top of page
430.png

Armageddon Savaşı’nın Ayak Sesleri

ve İsrail’in Tehditleri

Ayın Konusu

Türkiye–İsrail hattında son dönemde belirginleşen gerilim, yalnızca karşılıklı açıklamalar veya diplomatik polemikler üzerinden okunabilecek bir mesele olmaktan çıkmış, doğrudan doğruya bölgesel güç dengesi ve tehdit algıları üzerinden şekillenen daha geniş bir çerçeveye oturmuştur. Özellikle İsrail tarafından yapılan ve Türkiye’yi açık biçimde “potansiyel tehdit” kategorisine yerleştiren açıklamalar, bu yeni dönemin en dikkat çekici göstergelerinden birisi olarak öne çıkmaktadır. Bu tür açıklamaların başbakan düzeyinde ve açık kaynaklar üzerinden yapılması, meselenin taktik değil stratejik bir boyut kazandığını göstermektedir. Daha da önemlisi, bu yaklaşımın yalnızca söylemle sınırlı kalmayıp, uluslararası aktörlerin (özellikle ABD'nin) bu perspektife ikna edilmesi yönünde bir diplomatik çaba ile desteklenmesi, sürecin çok katmanlı bir rekabet zeminine taşındığını ortaya koymaktadır.

Hüsnü AKTAŞ

Tarihin Dışında
Kalan Araplar ve
Mekke Antlaşması Üzerine

Siyaset

Siyaset_edited.png

Kamil YEŞİL

Nüfus, coğrafya, zenginlik ve tarihi geçmiş olarak bu kadar önemli olan Arapların günümüzde uluslararası siyaset, ekonomi, kültür, askeri, ilmî vs sahalarında niçin hissedilir bir ağırlığı yok? Yıkılmakta olan bir devletten (Abbasiler) hem fetih hem muhteşem bir kültür ve medeniyet çıkara (Endülüs) bir millet niye bir Kuzey Kore, bir Japonya kadar olamamıştır? Diyelim ki Osmanlı Devletinin hakimiyeti altında iken varlık göstermelerine Türkler mani oldu. Osmanlı Devleti hakimiyetinde iken kültür, ilim, sanat, teknoloji alanlarında meydana getirdikleri birikim Osmanlı’ya mal edildiği için Arapların marifetleri bilinmez, tanınmaz oldu ve bu birikim Türklerin hanesine yazıldı. Peki aradan geçen 100 yılda Araplar ne ürettiler, Tarihe nasıl müdahale ettiler, o zamandan beri tarihte niye yoklar?

Şirketokrasi
ve Tarihin Sonu!

İktibas

iktibas.png

Allah (cc) Maide 51’de buyurdu ki: «Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları veli (dost, sırdaş, yönetici veya destekçi) edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.»
Müslümanlara düşmanlık bakımından insanların en çetinini Yahudiler ve müşrikler olduğunu biliyorduk; şimdi buna Satanist, Siyonist, Pedofilikler de eklendi. Bunlarla dost, yoldaş, müttefik, stratejik ortak da olmayalım. Sonra onları yakacak ateş, onlara dost olanları da yakar!

Habervakti.com
04.08.2024

Abdurrahman DİLİPAK

Haçlı Seferlerinin Hayal Bahçesi 
Modernizm

İnceleme

inceleme_edited.png

Haçlı Seferleri, Hıristiyan Batı’nın Müslüman Doğu’ya düzenlediği kanlı taarruzların ilki ve en şiddetlilerindendir. Seferlerin, Batı’da asırlar boyunca devam eden ve 21. yüzyılda da yansımaları görülen Haçlı zihniyeti ve saldırganlık ruhunun oluşumundaki rolü büyüktür. Tahakküm ve yok etme marazının psiko-sosyal alt yapısını hazırlamıştır. Seferler aynı zamanda, dünden bugüne Batı’nın Müslümanlara karşı sergilediği husumet ve hunharlığı ispatlama ve genlerindeki barbarlık seciyesini gözler önüne serme açısından da önemlidir. Fransalı Müslüman filozof RogerGoraudy’nin tespiti bu noktada isabetlidir: “Batı, katliam yapma istidadına sahiptir”

Mustafa ÇELİK

Mübadele Aracı Olan Paranın Keyfiyeti

ve Bitcoin Meselesi

Makale

Makale.png

Tarih boyunca para; başta alış-veriş olmak üzere, her türlü iktisadi faaliyetin belirleyici unsuru olarak kullanılmıştır. Son yıllarda adına kripto para denilen bir tür sanal mübadele aracının piyasaya sürüldüğü malûmdur.  Bu olayın arka planı, öncekiler gibi şu anda gözükmemektedir; nasıl felaketlere yol açacağı kestirilememektedir. Fakat gücü elinde tutanların gündem belirleme hakları olduğundan diğerleri, ancak onların ortaya koyduğu yeniliklerden nasıl faydalanabilirim hesabını yapmakta ve elinin kolunun bağlı olduğu bahanesine tutunmaktadır. Üretilişi, var edilişi sanal olan böyle bir mübadele aracının, çıkışı itibarıyla gerçek bir değere dayalı olmaması, bazı şüpheleri ön plâna çıkarmıştır. İslâm’ın, mübadele aracı olarak esas tuttuğu madeni altın ve gümüş (dinar-dirhem) olan paralardaki en önemli özellik, bizatihi kendilerinin değeri/kıymeti olmasıdır.

Arif ERDEM

Mü’minler Cihadla,

Münafıklar Terk-i Cihadla Bilinirler

Tefsir

tefsir.png

Kur’ân-ı Kerim’de münafıkların en belirgin vasıflarından biri; cihad emri karşısında gevşeklik göstermeleri, bahaneler üretmeleri ve mü’minlerin azmini kırmaya çalışmalarıdır. Onlar savaş meydanından önce kalplerinde geri çekilirler. Çünkü iman, fedakârlık ister; nifak ise menfaatini korumak için daima geri durur.
Bu sebeple mesele yalnızca kılıç yahut harp değildir. Cihad; hakkı savunma, dini muhafaza etme, nefisle mücadele etme ve zulme karşı durma sorumluluğudur. İnsan Allah’ın emrini tartışma konusu hâline getirip onu değersizleştirmeye başladığında, kalbindeki teslimiyet de zayıflamaya başlar. Mü’minin şiarı ise şudur: “İşittik ve itaat ettik.”

Mustafa YUSUFOĞLU

Bu Ümmet
Nasıl Kurtulur?

Hadis

hadis.png

Günümüzde dünya üzerine hakim olan bilim, tarih, ölçü birimleri, akademik ve askerî disiplinler, giyim-kuşam, coğrafî sınırlar özel günler ve adlandırmalardan tutun, aklınıza gelebilecek her sahada, dünya üzerinde emperyal güçler ve yahûdî hegemonyasını tesis etmeye hizmet edecek değişiklikler müslüman halklara gerek dikte ile gerek asimilasyon ile benimsetildi. Artık müslümanlar her şeyi onların ölçüleriyle alıp-satar, her şeyi (kendi dînî referanslarını bile) onların öğretileriyle algılar; kabul veya reddeder hale gelmiş durumdalar.

Derda PINAR

İmamı Azam
Ebu Hanife’nin
Siyasi Mücadelesi

Fıkıh

fikih.tif

İmamı Azam Ebu Hanife otuz senelik hocalığı boyunca binlerce öğrenci yetiştirmiştir. Kendisinden uzun zaman ilim öğrenen sekiz yüz öğrenci içerisinden ellisi kaynaklardan fıkhi hüküm çıkarabilecek durumdaydı.  Bu öğrencilerinden Müçtehit seviyesine çıkanların en çok tanınanı Ebu Yusuf, Muhammed ve Züfer idi. İmam Azam’ın sağlığında İmamın siyasi duruşuna destek olan talebeleri ne yazık ki onun vefatından sonra İmamlarının siyasi duruşlarını devam ettirmemişlerdir. Fıkhi miraslarına sahip çıktıkları hocalarının bir anlamda siyasi mirasına sahip çıkamamışlardır. Anlaşılan İmam’ın talebeleri İmam’ın bu bedel gerektiren, direnişi esas alan siyasi tavrını maslahata uygun bulmamışlardır. Evet ne yazık ki İmam Azam’ın fıkıhta emsallerini hayli geride bırakacak varisleri olmuş, mezhepte müçtehit seviyesinde öğrenciler yetiştirmiş, ama öğrencileri İmamın siyasi mücadelesini devam ettirmemişlerdir.

 Yusuf KERİMOĞLU

Pazarlık

Kitap

kitap.png

Mehmed Zahid AYDAR

1890’lı yıllarda Yahudiler, Rusya başta olmak üzere Romanya ve Yunanistan’da uğradıkları baskılar yüzünden bu ülkeleri terk etmek zorunda kaldılar. Sığındıkları ilk ülke ise Osmanlı Devleti oldu. Dönemin Padişahı 2. Abdülhamid, başlangıçta insani nedenlerle Yahudilerin Filistin dışındaki Osmanlı vilayetlerine yerleşmelerine izin verdi. Fakat Yahudiler “vaad edilmiş topraklar” olarak kabul ettikleri Filistin’e yerleşmek istiyorlardı. 2. Abdülhamid’in saltanatı süresince bu konuda yoğun çabalar harcadılar. Özellikle Rotschild ve Baron Hirsch gibi zengin Yahudiler, Filistin’de toprak satın alarak buralara göçmen yerleştirmeye çalıştılar. 1896 yılından itibaren ise sahneye Theodore Herzl çıktı. Herzl, Filistin’de Yahudiler için özerk bir devlet oluşturma peşinde idi ve bunun yolunun 2. Abdülhamid’i ikna etmekten geçtiğini düşünüyordu. 

430_kitap kapak.jpg

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye Çankaya/ANKARA

0312 230 65 27​ misakdergisi@gmail.com​​

Copyright © 2025 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Tüm hakları saklıdır.

Powered by ucuncukatip

bottom of page