Siyonist Haydutların Haber Siyaseti,
Lübnan Savaşı ve Hürmüz DüÄŸümü
Ayın Konusu

ABD ve İsrail’in 28 Åžubat 2026’da İran’a yönelik saldırılarıyla baÅŸlayan savaÅŸ, iki ayı geride bırakırken Hürmüz BoÄŸazı merkezli kriz artık yalnızca Körfez’in deÄŸil doÄŸrudan Batı ekonomilerinin meselesi haline gelmiÅŸtir. Mesele boÄŸazın teknik olarak tamamen kapanıp kapanmadığından ibaret deÄŸildir. Esas kırılma Körfez’de petrol ve doÄŸal gaz altyapısının vurulması, tanker trafiÄŸinin çökmesi, üretim ve ihracatın aksaması ve buna baÄŸlı olarak fiyat ÅŸokunun artık hissedilir ölçüde Avrupa ve ABD’nin içine taşınmasıdır. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre savaşın başından bu yana petrol arzında on iki milyon varilin üzerinde bir kayıp söz konusudur. Dünyayı kendi yönettiÄŸi bir süpermarket haline getirmeye gayret eden Siyonist/Evanjelik devlet ABD; baÅŸta BirleÅŸmiÅŸ Milletler TeÅŸkilatı olmak üzere, NATO, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluÅŸları iflasa sürüklemiÅŸtir.
Hüsnü AKTAÅž
Terör Örgütü İsrail ile İran’ın Savaşı
ve Muhtemel Neticeleri
Siyaset

Soykırım suçları uluslararası mahkemece tescil edilmiÅŸ İsrail’in İran’a şımarıkça saldırısı BM TeÅŸkilatının tepkisini çekmesi beklenirken İngiltere ve Fransa tarafından, yapılması gereken normal bir adım gibi deÄŸerlendirildi. İsrail uzun süredir hayalini kurduÄŸu ÅŸekilde ABD ile İran’ı savaÅŸtırmayı baÅŸarmış olsa da, bu savaşın İran’da bir rejim deÄŸiÅŸikliÄŸine yol açacağına yönelik beklenti ÅŸimdilik karşılıksız kalmıştır. Bu savaÅŸ için ciddi bir ÅŸekilde hazırlandığı görülen İran’ın, 12 Gün savaşından da dersler çıkarttığı ve savaşı Körfez ülkelerine yayıp Hürmüz BoÄŸazını da kapatarak, bir taraftan ABD’nin bölgedeki güvenlik mimarisini sarsarken diÄŸer taraftan da küresel bir enerji krizine yol açarak ABD’yi savaÅŸmaktan alıkoymaya, yani İsrail’i yalnız bırakmayı hedeflediÄŸi anlaşılmaktadır.
Abdullah ÖZTÜRK
ABD DüÅŸünce KuruluÅŸlarına Göre
Terör ve Ilıml ı İslâm
Makale

Her ülke, her ideoloji, terör kavramına kendi hedeflerine ulaÅŸmayı kolaylaÅŸtıracak bir anlam yükler. Çünkü ihtiyaçları ve milli çıkarları bu yöndedir. ABD’ye göre terör kendisinin ve yandaÅŸlarının çıkarlarına tehdit veya saldırılardır. Afrika için ırkçılıktır. AB için terör kavramı tanımlanamaz bir olgu olmasına raÄŸmen Batı’ya ve Batılı demokrasileri yıkmaya yönelik saldırılardır. Küba, Kuzey Kore ve İran’a gibi ülkelere göre ise ABD’nin faaliyetleridir. Rusya açısından Çeçenlerdi. Çin açısından Tibet, DoÄŸu Türkistan’dır. Hintliler açısından KeÅŸmir Müslümanlarıdır. İsrail açısından Filistinlilerdir. Filistin, ve Lübnan açısından İsrail’in her türlü faaliyetleridir.
Abdullah ÖZTÜRK
Siber SavaÅŸ Yöntemleri
İktibas

Biri bekleme salonunda ya da otobüste, metroda, dolmuÅŸta ayakta da otururken cep telefonunuzu klonlayabilir. Dokunmatik banka kartınızı da kopyalayabilir. Ve sonra size zarar verebilir ya da bankadaki hesabınızın içini boÅŸaltabilir. Ya da cep telefonunuzun pili dışarıdan bir sinyalle patlatılabilir de. Telefonunuza bir ajan program da yüklenebilir ya da telefonunuzdaki datalar da çalınabilir.
Cep telefonunuz bir ajana ya da bombaya dönüÅŸtürülebilir.
Mesela otoparktaki otomobilinizin yanına park eden bir otomobilde, akıllı arabanız aktif hale getirilebilir, patlatılabilir.
Yakında görürsünüz, 5G sebebi ile birçok kiÅŸi solunum yollarından hasta olacak. Oksijen yetersizliÄŸinden saÄŸlığını kaybedecek. 5G+ oksijen atomlarının frekansını deÄŸiÅŸtirdiÄŸi için akciÄŸerinizi hava aile doldursanız da o frekansı deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ havayı içine almadan geri püskürtüyor.
Haber Vakti İnternet Sitesi
15.04.2026
Abdurrahman DİLİPAK
İnsanın Tekâsür Tutkusu
İnceleme

Tekâsür, mal ve servette birbirine üstün olma, sürekli çoÄŸalma yarışına girme tutkusudur. Kur’ân, bu tutkunun insanı sadece maddî dünyaya hapseden bir tuzak olduÄŸunu hatırlatır. İnsan, doyumsuzluÄŸu yüzünden ahireti ve manevî deÄŸerleri unutabilir; böylece iç huzuru ve ahlaki ölçüleri zedelenir.
Dolayısıyla, bireysel doyumsuzluk ile Kur’ân’daki tekâsür eleÅŸtirisi arasında sıkı bir baÄŸ vardır. Her ikisi de insanı kendi sınırlarını görmez hâle getirir ve her daim “daha fazlasını isteme” tuzağına düÅŸürür. Doyumsuzluk afetini, Kur’ân’ın tekâsür uyarısıyla anlamak, insana hem maddî hem de manevî dengeyi hatırlatır; zira gerçek huzur, eldekine razı olabilmekle baÅŸlar.
Mustafa ÇELİK
Harbi Olmayan
Kâfirlerle Savaşılmaz
Tefsir

Mustafa YUSUFOÄžLU
İslâm’da savaÅŸ, bir ideoloji ya da zorbalıkla yayılma aracı deÄŸil; son çare olarak baÅŸvurulan bir adalet mekanizmasıdır. Barış mümkünken savaÅŸmak, İslâm’ın ruhuna aykırıdır. Asıl olan, insanları yaÅŸatmak, adaleti tesis etmek ve zulmü ortadan kaldırmaktır. Bu yönüyle İslâm, savaşı deÄŸil; barışı merkeze alan evrensel bir ahlâk öÄŸretisi sunar.
“Allah, din uÄŸrunda sizinle savaÅŸmayan, sizi yurnunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı âdil davranmanızı yasak kılmaz; doÄŸrusu Allah âdil olanları sever. Allah, ancak sizinle din uÄŸrunda savaÅŸanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, iÅŸte onlar zalimdir.”
Geçen Sayının Devamı
Müslümanlar Arası BirliÄŸin Önemi
ve Terör Örgütleri
Akaid

Cemaatin parçalanması, birliÄŸin bozulması ve ahlaki deÄŸerlerin ayrışması dışında her günah ve fesâd düzeltilebilir ve giderilebilir; bu nedenle, bunları düzeltmek her türlü ibadetten daha hayırlıdır.
Dikkat edilirse, tarihte müslümanların ilk örgütlü ve güçlü idarî yapısı, dışarıdan deÄŸil, ancak askerî darbe ile içeriden bozulmuÅŸtur. Bu tür giriÅŸimler daha önce de olmamış deÄŸildir, fakat bu fırsat ancak Hz. Osman’ın hilafeti döneminde garazkâr müfsidlerin eline geçebilmiÅŸtir. Dolayısıyla bu fırsatı doÄŸuran ÅŸartların iyi tahlil edilip, çareler aranması ve (Allah’ın takdîrini unutmadan) bulunan çözümlerin devreye sokulması mü’minlerin en önemli vazifeleri arasındadır.
Derda PINAR
Suriye Devriminin Tarihi
(2011-2025)
Kitap

Suriye Devriminin Tarihi 2011-2025 Suriye’nin yakın tarihini ve Arap Baharı sonrasında geliÅŸen halk ayaklanmasını çok boyutlu biçimde ele alan kapsamlı bir çalışma. Kitap, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin oluÅŸum sürecini, Baas rejimini, Hama ve Tedmür gibi kırılma noktalarını, devrimin baÅŸlangıcını, sloganların deÄŸiÅŸimini ve muhalefet yapılarının doÄŸuÅŸunu ayrıntılı bir ÅŸekilde incelerken çok yönlü bir harita çiziyor.
Askeri ve sivil muhalefet, İslami hareketler, rejim yanlısı güçler, Åžii milisler, Kürt aktörler, savaşın aÅŸamaları, uluslararası müzakereler, mültecilik ve insani bilançolar yazarın uzun yıllara yayılan gözlemleriyle birlikte kitap boyunca analiz ediliyor. Kitapta: Suriye Rejimi’nin Rusya ve İran desteÄŸiyle yaklaşık bir milyon müslümanı katlederken ABD ve Batı BloÄŸunun rejime muhalefet edenleri müslüman kimlikleri sebebiyle görmezden gelindiÄŸini, ötekileÅŸtirildiklerini, yalnız bırakıldıklarını ve hatta dönem dönem katliamlara ortak olduklarını gözler önüne seriyor. Dünyanın yeni ve büyük bir savaÅŸ ihtimaliyle konumlandığı bu günlerde ibretle ve dikkatle okunması gereken bir eser.

Mehmed Zahid AYDAR
​Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye Çankaya/ANKARA​
0312 230 65 27​ misakdergisi@gmail.com​​

