Kadını Tartışıyorlar
Kadın konusunun tarih boyunca istismar edildiği malûmdur. Bu nedenle de tartışma konusu olmaktan hiç çıkmamış, bu anlamda tıplumların gündeminden hiç düşmemiştir. Kadınlardan bazılarının gelenek/göreneğin, diğerlerinin modernite olan iki kıskacın arasında kaldığını gözlemliyor ve İslam ile bahşedilmiş muazzam hakların bu iki kıskaç arasında fark edilmediğini esefle müşahede ediyoruz. yaşadığımız coğrafyada kendini Müslüman addedip modernizm rüzgarların önünde savrulanlara sözümüz o ki: Allah’ın verdiği hakları insaflı bir şekilde okuyun. Allah’tan razı olmayan bir Müslüman olamaz. Allah’ın (cc) sınırlarını çizdiği hayatı beğenmeyen, itirazı olan, verdiği hakları yeterli görmeyen bir tavır kişiyi Müslüman kılmaz. Kadına hak verdiğini iddia eden ideolojiler hakkın ne olduğunu bilmedikleri halde kişiye hak verdiğini söylemeleri tek kelimeyle tuğyandır! “De ki; "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” (El Bakara Sûresi:140)
Sabiha ATEŞ ALPAT
16.02.2019 14:55
232 okunma

HER toplumun kendisine ait örfü, kültürü, anlayışı olduğu bilinen bir gerçektir. Sadece kendisine kulluk etsin diye yarattığı insanı Allah (cc), yaradılış gayesi konusunda uyarması için görevlendirdiği peygamberlerinin karşısına en çok fasid olan örfi kurallara körü körüne bağlı kalanlan karşı çıkmışlardır. Esasında İslam’ın, genel ilkelerine ve temel hedelerine aykırı olmadığı müddetçe örfe (sahih örf) riayet etmeye kimsenin bir itirazı olamaz. İnsan fıtratını bozucu olmadığı, kul olmayı ve kul haklarını ihlal etmediği, şirki, bâtılı, hurafeyi imana bulaştırmadığı sürece örfün tercih edilmesi gerekir.

Örfün, günümüzde yaygın olan diğer bir adı gelenek ve görenektir. Toplumun kültürünün oluşturduğu fasid olan geleneğin kurallarını aşabilmek, “batıl olan atalar dinine” sıkı sıkıya ve körü körüne bağlı bir toplumda bedel ödemeyi gerektiren bir iştir. Hayata dair ne varsa, gelenek-göreneğin oluşturduğu bir kural muhakkak vardır. Kadın konusunda da geleneğin/göreneğin dayatmış olduğu birtakım kabul edilemez kurallar vardır.

Kadın konusu, tarih boyunca istismar edilmiştir. Bu nedenle de tartışma konusu olmaktan hiç çıkmamış, bu anlamda gündemden de hiç düşmemiştir. Kadim tarihlerde yaşayan kadınları tartışacak değilim. Bu bir çoğununuzun mâlûmudur. Yaşadığımız coğrafyanın şimdiki çağın kadınlarıdır yazımızın konusu. Ne yazık ki, yaşadığımız coğrafyada da kadın konusu bir türlü gündemden düşmemiş, tartışılmış ve tartışılmaya da devam edilmektedir. Kadınların biri gelenek/göreneğin, diğeri modernite olan iki kıskacın arasında kaldığını gözlemliyor ve İslam ile bahşedilmiş muazzam hakların bu iki kıskaç arasında fark edilmediğini esefle müşahede ediyoruz. Kadını tartışıyor ağabeylerimiz ılımlı veya modern İslam’ın temsilcileri;

Kadınlar camiye gitmelidir.

Erkeklerle aynı safta namaz kılabilirler.

Toplumun her safhasında yerini almaları gerekir.

Sesi haram değil ya, şarkı bile söyleyebilir.

Kadın erkek eşittir.

Kadına pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

Tarihselcilik, geleneksellik kadını öteliyor ve hayatın dışına çıkarıyor vs vs...

Diğer yandan, geleneksel algının tartışma konusu yine kadın:

Kadın, hayatı kocanın izinlerine bağlı, kocası izin vermezse alt katta ölen babasının cenazesine bile gidemez.

Ortalık fitne fücur kaynıyor olsa da kadına bir sorumluluk düşmez. Kocasının izni ve rızası yoksa İslami çalışmaya katılamaz. Sesi haramdır konuşamaz.

Çarşıya bile duvar diplerinden gitmelidir; çünkü ne denli tesettür sahibi olursa olsun fitnedir. Evinin en ücra köşesinde namaz kılması şarttır vs. vs...

Kadınlar ise; adeta hak savaşında... Bakıyorsunuz cenaze namazlarında en önde saf bağlamışlar. Camide en ön safta saf tutulmuş. Erkeklerin bulundukları meclislerde hiç bir ölçü dikkate alınmadan ayak ayak üstü oturumlarda İslami konuları tartışıyor. Artık sözüm ona Müslüman kadın da 'özgür kadın' rolüne soyunmuş!.. Başörtülü artistlerimiz, şarkıcılarımız, raks yapanlarımız ve hatta romantizm içerisinde flört yapanlarımız bile var!. Modernite sayesinde zincirlerini kırmış çünkü... Saç kıllarını kapatmakla tüm sorumluluklar tamamdır algısı kökleşmiş, almış başını gidiyor.

Yaşadığımız coğrafyada bir yandan ‘töremiz’ diye sunulan ata erkil bir yaklaşımın kadına sunduğu ikincil tavır... Diğer yandan modernitenin, demokrasinin, çağdaşlığın sunduğu ve erkeğin haklarının çiğnendiği kadınerkil (!) diyebileceğimiz sınırı/haddi belli olmayan haklar.

Kendi hayatının kararlarını sadece (!) kendisi alan; erkeğe itaati zül addeden; mutluluğu, huzuru dışarıda sanan bir zavallı... Emeğini, dişiliğini sömürttüğünün farkında olmadan haddi belli olmayan bir özgürlük algısı ve aynı zamanda evinin işini yapmayı hizmetçilik gibi görüp para uğruna dışarının işini zevkle yapan modern kadın algısı.. Ekonomik özgürlüğü sebebiyle hayatını kimseye minnet etmeden istediği şekilde yaşayan; eşine bir bardak su vermeye kendine zül addeden ama işverenin her türlü ikazını sineye çeken zavallı bir varlık!.. Son zamanlarda verilen haklar sebebiyle de kafası kızdığı zaman kocayı evden uzaklaştırmayı hak sanan, boşanmayı marifet görüp haksızca nafaka diyerek düşman kesildiği erkeğin hakkını yiyen modern bir zihniyet. Modernite diye Avrupa’nın kadına biçtiği rol kadını kadınlıktan çıkarıp, analık vasfını elinden aldığının farkında bile değil.. Kimliğinin ve dişiliğinin elinden alındığını düşünemeyen bir varlık!..Geleneğin sıkıştırdığı, daralttığı, gasp ettiği hakları, modernitenin başıboş, pervasızca sunduğu haklarla geri aldığını, kazandığını düşünen kadınlığını yitirmiş yığınlar...

Diğer yanda, geleneksel algının etkisinde kalan kadın çocuklar eşcinsellerin pençesinde. Eroin ilkokul çocuklarına kadar indi. Flört etme yaşı 11-12 civarında ama yapacak bir şeyi yok; kocası var, evi var, işi var aşı var. Âdeta tüm eforunu sadece kocasını memnun etmek üzere harcaması gerektiği düşündürtülen bir kadın portresi gözler önünde. Kocası izin vermezse alt kattaki babasının cenazesine bile katılamayacağı, mirastan payı olmayan, ne olursa olsun eşinin ailesiyle yaşaması zorunlu olan... Hayatı adeta ev işleri ekseninde devam eden biri. Eşi izin vermezse velev ki farzı ayn olsun ilim almaya gidemeyeceği, izni yoksa tesettür farzına riayet edemiyeceğini, komşularına hem cinslerine eşinin izni yoksa İslami anlamda dahi yardım edemeyeceği vb... Çünkü Cennet sadece eşinin memnuniyetine bağlı...

Oysa tüm bu dayatmaları bir kenara atıp, İslam’ın ön gördüğü ‘Kadın’ modelini inceleyecek olursak:

Her şeyden önce kadın Allah'ın mümtaz bir kuludur ve önce özgür bir şekilde Allah’a karşı sorumlulukları vardır. Tüm izinleri ve izinlerin sınırını ancak Allah’ın belirlediğinin şuurundadır. İktisadi hakları vardır, mülkiyet edinir ve malı hakkında söz sahibidir. Eşine itaat ederken baz aldığı ölçü Allah’ın koyduğu sınırlardır. Evinin hanımı olmayı şeref sayar. Ataerkil de değildir kadın erkil de. Onun kurduğu yuvada da hayatında olduğu gibi hüküm koyan, ilk ve son sözü söyleyen Allah’tır (cc).

Görüldüğü üzere ölçüsünü İslam'dan almayan her algı ve algıların doğurduğu tartışmalar hakkı ifade etmekten uzaktır. Birisi kadını edilgen pasif bir pozisyona mahkum ederken diğeri ise kadını pervasızlaştırıyor. Bizi ise sonuç olarak diyoruz ki, inanç açısından İslam’ı tercih etmeyenlere çağrımız tevhiddir; ama kabul etmezlerse sonuç olarak söyleyeceğimiz tek bir söz var “Sizin inancınız size bizimkisi bizedir.” Lakin yaşadığımız coğrafyada kendini Müslüman addedip modernizm rüzgarların önünde savrulanlara sözümüz o ki: Allah’ın verdiği hakları insaflı bir şekilde okuyun. Allah’tan razı olmayan bir Müslüman olamaz. Allah’ın biçtiği rolü beğenmeyen, itirazı olan, verdiği hakları yeterli görmeyen bir tavır kişiyi Müslüman kılmaz. Kadına hak verdiğini iddia eden ideolojiler hakkın ne olduğunu bilmedikleri halde kişiye hak verdiğini söylemeleri tek kelimeyle tuğyandır! “ De ki; “Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” (El BakaraSûresi:140)

Evlatlarınızı modern algının dayatmasına göre yetiştirmeyiniz. Çocuklarınızın dünyasını ve âhiretini bu algılarla perişan etmeyiniz. Kız çocuklarınızı geleceğin annesi olarak yetiştirmek sizin görevinizdir, bunu asla unutmayın. Gelinen noktada genç kızlarımızın ev idaresinin zerresinden artık anlamadıkları vakıamızdır. Modern dünyanın sunduğu algılarda huzur ve mutluluk yoktur.Ve yine kendine “atalar dinini” din olarak seçenlere çağrımız tevhid... Kabul etmezlerse sözümüz “Sizin dininiz size bizimkisi bizedir.” Lakin Müslüman’ım diyenlere çağrımızdır: Sizin ilâhınız tek bir ilahtır. Dünya için sınırları da izinleri de Allah belirler. Mümin bir evde ilk söz de son söz de Allah ve Rasûlü’ne aittir. Haydi kalkın ve tevbe ile Allah’a dönün. Allah’a teslim olmanın bir bedeli vardır unutmayın. İnsanlar sadece“iman ettik, demekle bırakılıp imtihan edilmeyeceklerini mi sanıyorlar?” (Ankebut, 2)

 

Misak Dergisi 336. Sayı

Kasım 2018

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya