Mü'minlerin Değişmeyen Vasıfları
Bütün Peygamberlerin insanları, Allah'a ihlâsla iman etmeye ve tağuta kulluktan kaçınmaya davet ettikleri nassla sabittir: 'Andolsun ki biz her kavme 'Allah'a ibâdet edin, tağuta kulluk etmekten kaçının' diye (tebliğat yapması için) peygamber göndermişizdir.' (En Nahl Sûresi:36) Hz. Adem'in (as) cennetten yeryüzüne indirilmesiyle başlayan insanlık tarihinde değişmeyen sünnutullah şudur: Allah (cc) her kavme kendi içlerinden ve kendi dilleriyle konuşan bir rasûl veya nebi göndermiştir. Bunların en önemli vasfı, insanlığın muallimi olmalarıdır. Rasûl-i Ekrem (sav) peygamberlerin tebliğ ettikleri dinin keyfiyetini şu şekilde açıklamıştır:' Peygamberler babaları bir kardeşler gibidirler. Dinleri birdir.' (Sahih-i Buhari-K.Enbiya: 48) Kitap ve mütevatir sünnette yer alan hükümlere teslim olan insanlara mü'min denir ve mü'minlerin bariz vasıfları Kur'an-ı Kerim'de haber verilmiştir. Hesap gününe hazırlanan her mükellefin bu vasıfları elde etmesi ve hayatının rehberi haline getirmesi şarttır.
Sabiha ATEŞ ALPAT
06.02.2019 13:16
54 okunma

MÜ'MİN, inanan demektir. İman ise kişinin hiç şüphe etmeden kesin kanaat getirmesidir. Kalpte kesinlik kazanmış olana iman denir. Şeksiz ve şüphesiz olması şarttır. Kesin kanaate dönüşmediği takdirde imanın varlığından söz etmek mümkün değildir.

Sözlük anlamı olarak iman: Birini sözünde tasdik etmek, onaylamak, kabullenmek, itimat etmek, gönülden benimsemek, güvenmek/güvenilmek anlamlarına gelir.

Terim olarak iman: Kavram olarak, Rasûlüllah’ı Allah’ın katından getirmiş olduğu bilinen haber ve hükümlerin tümünde, kat’i olarak kalbiyle tasdik etmek, bunu diliyle ikrar edip, tatbik etmeye çalışmaktır. Neye iman edilecek? Nasıl iman edilecek?. Cevapları kitaptan bulunmalıdır. Ve sonra anahtar cümlesi olan kelime-i şahâdet ile ilan edilmesi ve sonra şahâdet kelimesinin gerektirdiği gibi yaşamaktır.

Tevhid üzere olmadıkça asla ve kat’a mümin sıralarında yerini alamayacaktır insan. Bu nedenle her şeyden önce Tevhid ilmini tüm inceliklerine kadar öğrenmesi farzdır. Tevhid olmayınca şirk gündem gelir ki, affedilmeyen bir suç olduğunu Kur’an beyan etmiştir. “Gerçekten Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.” (Nisa:48)

Ve onlar asla imanlarına zulüm bulaştırmazlar;

“İman edenler ve bu imanlarına zulüm karıştırmayanlar var ya, güven işte onlar içindir, doğru yolda olanlar onlardır.” (Enam: 82)

Kimliğin adı Tevhid, kabul edenin adı muvvahiddir. Vasfı mü'mindir ve özellikleri vardır. Özelliklerini üzerinde toplamayan samimiyet sınavında kalmış olacaktır. İman etmek bu özellikleri kazandırır insana. Çünkü iman koruyucu güçtür. İman amir, bedendeki diğer uzuvlar da memurdur. İman emreder göz, kulak, ayak ve diğer azalar da tabi olur, itaat ederler. Bir şeye sağlıklı bir şekilde iman etmek bu imanın gerekleri ile tam bir uyum halinde olmayı icap ettirir, bu imanın doğal bir sonucudur. Değilse kuru bir iddiadan öteye geçmez, geçemez. Her iddia ispata muhtaçtır ve iman dünyanın en önemli ve en ciddi bir iddiasıdır. İspat ister. İşte bu iman şirk bulaştırılmamış bir iman olmadıkça kesinlikle kabul edilmeyecektir. Çünkü şirkin affı yoktur. “Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez. Ondan başkasını, dileyeceği kimseler için mağfiret eder. Kim Allah’a şirk koşarsa muhakkak pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.”(Nisa:48) Şirkten uzak durabilmek için şirkin ne olduğunu kitabımızdan öğrenmek zorundayız. Unutulmamalıdır ki; İman “Tevhid” üzere olmadıkça asla ve kat’a mümin sıralarında yerini alamayacaktır insan... Bu nedenle her şeyden önce Tevhid ilminin tüm inceliklerine kadar öğrenilmesi farzdır.

İman, imar eder

İman, ispat ister

iman ihlası gerektirir

İman İhsanı gerektirir

Tevhid; Uluhuiyette, rububiyette, zatı ve subuti sıfatlarda, esmaül hüsnasında Allah’ı birlemek demektir.

İki rukundan oluşur. Red ve kabul. Yani lâ ilâhe ve illâllah. Birinci bölümde ilâh kapsamına giren ne varsa red etmek. İlah olarak yalnızca Allah’ı kabul etmek. O halde ilâh ne demektir?. Reddettiğin şeylerin neler olduğunu bilmek zorundasın. İlah Kur’an’ın en önemli kavramlarından biridir. Kavram olarak; kişinin en çok sevdiği, kendisinden korkup çekindiği, kendisine yöneldiği, itiraz etmeden emirlerine boyun eğdiği, hayatı için kanun koyma yetkisini kendisine has kıldığı vb. anlarına gelir. "Ben yalnızca ilâh olarak Allah’ı kabul ediyorum" demektir Tevhid.

1: Hüküm Sahibi Yalnızca Allah’tır

Allah’ın uluhuyyet özelliklerinden birisidir hüküm koyma. Mutlak hükmeden yalnızca O’dur.

“Rabbiniz Allah’dır, o gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’a kuruldu. O gündüzü sürekli kovalayan geceyi gündüzün üzerine örter. Güneş, ay ve yıldızlar O’nun buyruğuna başeğmişlerdir. İyi bilin ki, yaratma ve yönlendirme O’nun tekelindedir. Alemlerin Rabbi olan Allah yücelerin yücesidir.” (A’raf: 54)

“Ayet-i kerimenin ifade ettiği manaya gelince: Ey insanlar! Sizin Rabbiniz ve işlerinizin mutlak maliki, kendisinden başka ilâh olmayan, ortağı bulunmayan Allah’tır. Gökleri, yeri yoktan var eden ve onları takdir eden, işlerini düzenleyen, onların düzenlerini altı günde sağlamlaştıran O’dur. İnsanoğlu yoktan hiçbir şeyi var kılamaz. Âyette ifadesini bulduğu gibi, önemsemediğimiz bir sivrisineği bile yaratmaya muktedir değilizdir. İnsan ancak kâinatta mevcut olup üstünde hikmet perdesi bulunan şeyleri icat edebilir. Nitekim çok yakın dostunun Edison’a "sen büyük bir dahisin" demesine karşılık, onun, "yanlış düşünüyorsun, ben büyük bir dahi değilim, en büyük dahi O çok Yüce Allah’tır.’ Biz ancak onun koyduğu kanunları araştırıp ortaya çıkartmaktayız. Olmayan, kâinata konulmayan bir şeyi nasıl icat edebiliriz?" diyerek beşerin ilâhî azamet karşısındaki aczini dile getirmesi çok anlamlıdır.” (Celal Yıldırım Tefsir)

Allah (cc) yegâne hüküm koyandır ve hükmünde hiç bir ortağı yoktur.

“Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.” (Kehf:26)

Yaratmak Allah’a aittir. Mülkün gerçek sahibi de O’dur. O halde hükmetmek, yönetmek de sadece O’na aittir.

2. Değişmeyen Kanunları Koyan Allah’tır.

Ayette şöyle buyrulmuştur. “Sizin Allah’tan başka taptıklarınız, Allah’ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler.” (40) İlahlığın en belirgin özelliklerinden biridir kanun koyma. Ve mümin bir insan için yalnızca Allah'a ait bir haktır. Bunu izah ederken Allah'ın Peygamberimize verdiği yetki göz ardı edilmemelidir. Yegane kanun koyucu Allah’tır amenna yalnız Allah’ın izin verdiği konularda Peygamberimiz'de (sav) hükmetme yetkisine sahiptir.

Hayatı yönetmek için kanun koyma hakkı Allah ve Resûlü'nden başka birilerine vermek şirki gündeme getirir.

“Allah ve Rasûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Rasûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.” (Ahzap:36)

Her hangi bir konuda Allah ve Resulü bir şey söylemişse mü'min artık başka bir söze gerek duymaz. Mü'min Lâ ilâhe derken, hayata müdahil olmaya kalkıp kanun yapanlara hayır diyerek kanun koyucu olarak sadece Allah’ı birlediğini ilan etmiştir. Peygamber'e (sav) hükmetme yetkisi Allah verildiği için, netice itibarı ile kanun koyucu yalnızca Allah’tır.

3. Zâtı İçin Sevilmek Allah’ın İlâhlık Hakkıdır

İnsan duygularıyla da şirke düşebilir. İlah en çok sevilendir ve zatı için sevilendir.

Allah, en çok sevilmeye layıktır ve hak sahibidir. O haldeher kim seviliyorsa Allah için sevilmeli ve Allah’ın izin verdiği kadar sevilmelidir. ”İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azâbın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi." (Bakara:165)

Sevgi kuru bir iddia değildir, ispat ister.

Sevgi kuru bir iddia değildir bedel ister

Sevgi kuru bir söylem değildir eylem ister

Sevgi kuru bir dilek değildir yürek ister...

Allah’ı sevmek ve O’nun dışındakileri de yalnızca Allah için sevmektir mü'minin sevgi dünyası.

4. İtaatin Yalnızca Allah’a Olması ve Allah İçin Olması.

Allah’ın uluhiyetinin özelliklerinden biri de itaattir. Allah’a itaat etmek ve itaat ettiklerine de Allah için itaat etmek.

“Ey iman edenler, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz çevirmeyin.” (Enfal:20)

Bu aynı zamanda Allah’ın razı olmadığı şeylere itaat etmemeyi de beraberinde getirir.

“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de... Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve elçisine döndürün. Şayet Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nisa:59)

Demek ki karşımızda her kim olursa olsun istediği itaat Allah’ın emriyle çelişiyorsa ona itaat edilemez.

Merhum Mevdudi bir eserinde kelime-i şehadetin manasını bilmenin önemini anlatırken şu örneği vermektedir.

“Siz konuşma özelliği olan bir papağanı alıp bir müddet talim yaptırsanız sonra size kelime-i şahâdeti terennüm etse siz papağan şahâdet getirdi. Müslüman mı oldu diyeceksiniz?" (Hitabeler). Kıssadan hisse...

Tevhid kimliğinin beş Temel taşı vardır.

1 Mü'min olmak

“Ey iman edenler, Allah’a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse, şüphesiz uzak bir sapıklıkla sapıtmıştır.” (Nisa;136)

 2. Muvvahid Olmak

“İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir." (En’am:82)

İman ettim demekle olmaz, imana har hangi bir zulüm bulaştırmamaktır asıl olan. Şirk, hurafe ve bidatin karıştığı bir imana zulüm bulaşmıştır.

3. Müslüman Olmak

Teslimiyeti ifade eden bir kavramdır. Müslüman isminden başka bir isme razı olmaz. “Şucu” “Bucu” değildir, sadece Müslüman’dır. Teslimiyet örneğini İbrahim (as) ailesinden öğrenmiştir.

 “Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve: 'Gerçekten ben müslümanlardanım' diyenden daha güzel sözlü kimdir?” (Fussilet:33)

4. Muttaki Olmak.

Allah’tan gerektiği gibi korkmak. Gizlide ve açıkta hayatı yaşarken Allah beni görüyor bilinciyle hareket etmek. Rızasını kaybetme korkusuyla hayatın rengini sadece Allah’ın boyasına has kılmak.

“Ey iman edenler, Allah’tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah’tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdârdır.” (Haşr:18)

 5. Mücahid Olmak

“Mü’min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah’a ve Rasûlü’ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir.” (Hucurat:15)

 İslâm kimliğinin ana noktalarıdır bunlar. Zedelenmesi durumunda kişinin sıfatı değişir. Ya fâsık, ya zâlim, ya münâfık ya müşrik, ya da kâfir olur.

Mü'min olmak yeterli bir adım değil belki de ilk adımdır. Sonra mü'min kalmak ve mü'min ölmek gerekir.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya