VİDEO "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi-İktisadi Manzaraları" Hüsnü AKTAŞ
 Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından düzenlenen "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi-İktisadi Manzaraları" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansı, Hüsnü Aktaş hocaefendi verdi.

   "Türkiye'nin Siyasi ve İktisadi Manzarası" yeniden hazırlandı!

"Türkiyenin Siyasi ve İktisadi Manzarası" çıktı!

Siyasi literatürde devlet ile siyasi rejim, birbirinden farklı mahiyetleri ifade eden kavramlardır. Devletin varlık sebebi ve temel hedefi, vatandaşlarının ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve insanlığa hizmet etmektir. Siyasi rejimin konusu; iktidarın teşekkülü, denetlenmesi ve devredilmesi ile sınırlıdır. Herhangi bir devletin vatandaşı; dünya görüşüne uygun değilse, siyasi rejime muhalefet edebilir. Bu keyfiyete haiz olan bir muhalefetin ’devlet düşmanlığı’ olarak nitelendirilmesi doğru değildir. Ancak Türkiye’de devlet ile siyasi rejimi aynileştiren ve egemenlik ihtiraslarını putlaştıran zinde güçler, kendilerinden farklı düşünen herkesi ‘iç düşman’ ilân etme hastalığına tutulmuşlardır. Onlara göre, kendilerine muhalefet eden herkes devlet düşmanıdır.

   VİDEO "İslâm'da Aile ve Çocuk Yetiştirme" Halil ATALAY

VİDEO KONFERANSLAR Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından düzenlenen "İslâm'da Aile ve Çocuk Yetiştirme" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansı, Halil Atalay hocamız verdi. Hocamızın yoğun enerjisine kardeşlerimiz büyük ilgi gösterdi. Geceyi Özcan Öztürk sunarken, H. Mehmet İmamoğlu, M. Ali Köksal, Yunus Kaynarcı ve  Muhittin Özdemir katkıda bulundu.

VİDEO "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi-İktisadi Manzaraları" Hüsnü AKTAŞ

VİDEO KONFERANSLAR Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından bu ay üçüncüsü düzenlenen konferansı Hüsnü Aktaş hocaefendi sundu. "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi-İktisadi Manzaraları" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansa hanım kardeşlerimiz için de yer ayrılmış olması ilgiyi artırdı.

VİDEO "Hesap Günü Şuuru ve Fütüvvet Ahlakı" Mustafa ÇELİK

VİDEO KONFERANSLAR Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından düzenlenen "Hesap Günü Şuuru ve Fütüvvet Ahlakı" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansı, Mustafa Çelik hocaefendi verdi. Konferansı Özcan Öztürk sunarken, Yakup Çalık, Muhittin Özdemir, Hüsnü Aktaş ve M. Emin Bostancıoğlu katkıda bulunarak gönüllerde derin izler bırakan gecenin bir kısmını yayınlıyoruz.

İnsanlar Birbirine Eşit midir?

İçinde yaşadığımız âlem, imtihan dünyasıdır. Kavmi, rengi ve dili ne olursa olsun bütün insanların, fıtraten birbirlerine eşit olarak yaratıldıkları malûmdur. Peygamberimiz Efendimiz (sav) bu hakikati, bütün insanlığa tebliğ etmiştir ve şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar!.. Haberiniz olsun ki Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Biliniz ki Arabın Arap olmayan üzerinde, Arap olmayanın da Arap üzerinde, kızılderilinin siyah derili üzerinde, siyah derilinin de kızıl derili üzerinde hiçbir üstünlüğü ve fazileti yoktur. Üstünlük ve fazilet sadece Takva ile sınırlıdır. Tebliğ ettim mi?”

Ateş Çukurunun Tam Kenarında mıyız?

Türkiye’de yaşanan siyasi hadiseleri iyi analiz edebilmek için, peşin hükümlerden sakınmak ve ‘sebeb-vesile-sonuç’ ilişkilerini dikkate almak gerekir. Yıllardır devam eden PKK terörünün sebeblerini değil, neticelerini tartışan siyasi parti liderlerinin, son aylarda birbirlerini ‘vatana ihanetle’ suçladıkları malûmdur. Önce CHP lideri Baykal, AK Parti Hükümeti’ni demokratik açılım sebebiyle ‘vatana ihanet’ etmekle suçladı, sonra MHP lideri Bahçeli, AK Parti liderinini‘ PKK’nın emellerine hizmet ettiğini’ ileri sürdü.

Demokratik Açılım Süreci, Terör Piyasası ve Gizli Örgütler

Başbakan Erdoğan, Konya-Kültür Park’ta düzenlenen TOKİ konutlarının ‘Anahtar Teslimi’ töreninde yaptığı konuşmada, ‘demokratik açılım süreci’nden’ asla vaz geçmeyeceklerini ifade etmiş ve muhalefetin tutumunu eleştirmiştir. Terör piyasası’nın kirli tezgâhlarından bahseden ve bunlara meydanı bırakmayacaklarını söyleyen Başbakan Erdoğan şöyle devam etti “Terörden nemalananlar var, gençlerin ölümünü kendileri için çıkara çevirenler, ülkeyi istikrarsızlığa mahkûm edip buradan kendilerine çıkar devşirmek isteyenler var.

Bartholomeos: “Türkiye’de kendimi çarmıha gerilmiş gibi hissediyorum”



FENER Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye’de “ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerini” ileri sürerek, “Türkiye Kudüs’ün devamı, bizim için onun kadar kutsal ve mübarek bir toprak. Bazen çarmıha geriliyor olsak da burada kalmayı tercih ederiz. Çünkü İncil’de, İncil’in bize sadece Hz. İsa’ya inanmamız için değil, Hz. İsa için acı çekmemiz için verildiği yazıyor” dedi.

Yemen’de Yaşanan İç Savaşın Yeni Boyutu ve Muhtemel Rakipler

Sınırlarımızın çok uzağında olan, ancak yakın tarihimizin merkezinde yer alan Yemen’de; mezhep savaşı gibi görünen bir sorun, hızla bölgesel; hatta uluslararası boyut kazanmaya başlamıştır. Irak ve Afganistan işgalinden sonra yeni bir cephenin Yemen’de açıldığını söylemek mümkündür.

Antonio Maria Costa: “Bazı Büyük Bankaları ve Finans Sektörünü Kara Para Kurtardı”

DÜNYAYI etkisi altına alan küresel mali krizin, çok sayıda bankanın uyuşturucu tüccarlarının piyasaya sürdüğü kara parayı aklayarak ayakta kalabildiğini açıklayan BM Uyuşturucu ve Suç ile Mücadele Dairesi (UNODC) Başkanı Antonio Maria Costa, finans sektörünün kara parayı benimsemeye başlamasının çok tehlikeli bir gelişme olduğunu savundu.

Sen Şimdi Zuhur Çağında Bulunuyorsun

İnsanlar arasında yaygın olan ‘kurtarıcısını bekleme’ inancı, değişik vesilelerle  gündeme girmektedir. İslâm dünyası Mehdi’yi, Hıristiyanlık dünyası da Mesih’i; hem bekliyor hem de tartışıyor. En azından Reagan ve küçük (oğul) Bush dönemlerinde bu mesele yoğun olarak tartışıldı. Jerry Falwell’le yakın ilişkileri olan Başkan Reagan, bir keresinde ona, “Jerry, sık sık hızla Armagedon’a doğru ilerlediğimizi hissediyorum” demiş, seçim kampanyası sırasında da Evanjelik lider Jim Baker’la yaptığı sohbet sırasında, “Armagedon’u görecek olan nesil, bizim neslimizdir” kehanetinde bulunmuştu.

Gaybet, Ric’at ve Kurtarıcı Mesih / Mehdi İnancının Keyfiyeti

Gaybet inancı; özellikle Şia İmamiye fırkasının itikadında ön plâna çıkan ve on ikinci imamın ölmeden insanlar arasından ayrılıp gizlenmesini ifade eden bir inançtır. Gaybet-i Suğra ve Gaybet-i Kübra gibi terimler, Şia İmamiye’ye göre iki ayrı safhayı ifade eden terimlerdir. Ric’at ise, bazı insanların bir defaya mahsus olmak üzere öldükten sonra dünyaya dönmesi anlamındadır. Dönüş için süre, kırk gün ile dünyanın son gününe kadar değişmektedir. Gaybet ve ric’at itikadı ile ‘kurtarıcı Mesih inancı arasında yakın bir ilişki vardır. Bir bakıma gaybet ve ric’at inancı, Kurtarıcı Mesih inancının ilk iki basamağını oluşturmaktadır. Çünkü ‘kurtarıcı mesih’ olduğuna inanılan bazı liderlerin ‘aslında ölmediği, insanlardan gizlendiği ve bir müddet sonra geri dönüp kendisine inananları kurtaracağı’ şeklindeki bu inancın, ilk iki basamağı liderin gaybete girmesidir.

Vakıf Kültürü, Mali İbadetlerin Önemi ve Sadaka-i Cariye

Müslümanların bariz vasıflarından birisi, dünya malının bir imtihan vesilesi olduğunu bilmeleri ve hesap gününe hazırlanmalarıdır. Kur’an-ı Kerim’de mü’minlerin bu vasıfları, hesap günü endişeleri ve bu iki unsura dayanan davranışları, meâlen şöyle haber verilmiştir: “Yemeğe olan sevgilerine rağmen yoksulu, yetimi ve esiri doyururlardı. ‘Biz size ancak Allah’ın rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür istemeyiz. Çünkü biz Rabbimizden, o suratların ekşiyeceği çetin günden korkarız’ derlerdi. Bundan dolayı Allah, o günün şerrinden onları korumuş (yüzlerine) bir güzellik, (kalblerine) sevinç vermiştir.” (El însan Sûresi: 8-11)

Müslümanın Temel Hedefi: ‘Gece Abid, Gündüz Mücahid’ Olabilmek

Gündüz yaşadığımız hadiselerin gecemiz, gece hayatımızın da gündüzümüz üzerindeki etkisi hususunda neler söyleyebiliriz? Gün boyunca meşgul olduğumuz işlerin, gece rüyalarımızı bile etkilediği malûmdur. Hasan Basri (r.a.), bir gün çarşıdaki mâlâyani konuşmaları dinlemiş ve şöyle demiştir: “Bana öyle geliyor ki, bunların geceleri kötü olduğu için gündüzleri de kötüdür.” Gecesi hayırlı olmayanın, gündüzü nasıl hayırlı olsun? Peygamberimiz Efendimiz’in (sav): “Gece namazına devam edin, çünkü o Allah’ın rızasını kazanmaya vesiledir. Sizden önceki salihlerin sünnetidir, günahtan alıkoymaya vasıtadır, şeytanın hilesini ortadan kaldırır, bedenin hastalıklarına şifa olur” buyurduğu malûmdur. Müslümanın temel hedefi, ariflerin deyimiyle ‘Gece Abid, gündüz mücahid’ olabilmektir.

Tahrif Edilen Kitab-ı Mukaddes’in Tasnifi: ‘Eski Ahid, Yeni Ahid’

Hz. Musa’ya (as) Tevrat indirilmeden önce, İsrailoğulları arasında yaygın olan ve sistemleşen Kabbala ideolojisi, mukaddes metinlerin tahrifine vesile olmuştur. Hz. Musa’nın (as) vefatından sonra, ‘Kabbala hareketi’  Yahudiler arasında yayılmış ve bu hareketin önderleri Tevrat’ı tahrif etmişlerdir. Haham Nasi Yuda’nın ‘Talmud’u kaleme almasından sonra, ‘Yahudi’ tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Kanun anlamına gelen Talmud, iki kısımdan oluşur. Asıl kısmı oluşturan ‘Mişna’ ile yorum şeklinde olan ‘Gamera’ tıpkı mukaddes metinler gibi muamele görmüşlerdir. Bazı uzmanların ‘Kabbala’ hareketini büyü, sihir ve şeytani güçlerle temas kurma sanatı olarak tarif ettikleri malûmdur. Hz. Süleyman (as) zamanında ‘ağızdan kulağa’ anlamında kullanılan Kabbala terimi, tamamen ‘sır’ esasını ifade eden bir terimdir. Bu sırların ”Jerusalem Lodge”nin sahibi kabul edilen üç haham tarafından ezbere bilinen (yazılı olmayan) sırlardır. Bu üç hahamdan biri öldüğünde ‘Sanhedrin’ (70’ler meclisi) içinden şeçilen bir aday aynı sırları devralır.

Modernistlerin Yeni Hurafeleri: ’Tarihselci Yaklaşım’ Teorisi

Tarihsellik kavramı Batı düşüncesinin bir ürünüdür, insanî olguların açıklanmasını onların doğuş şartlarıyla açıklamaya çalışmaktır. Bu kavram ilk defa 1649 yılında Henr More tarafından kullanılmıştır. Daha sonra E.Bayer ve Hegel tarafından, değişik bir paradigma haline getirilmiştir. Müsteşrikler ‘tarihselci yaklaşım’  formülünü önce hadislere ve sonra Kur’an-ı Kerim’e uygulamaya başlamışlardır. Bu çabaların tipik örneklerini, Montgomery Watt’ın “Hz. Muhammed’in Mekkesi” ve Rudi Paret’in “Kur’an Üzerine Makaleler” isimli eserlerinde görmekteyiz. İslam dünyasında Fazlur Rahman’ın ön plâna çıkardığı Muhammed Arkoun, Hasan Hanefi, Roger Garaudy, Nasr Ebû Zeyd ve Muhammed Abid el-Cabiri’nin  savunduğu ‘Tarihselci Yaklaşım’ yöntemi,   muhkem nasslarla sabit olan hükümlerin  dahi sorgulanabileceği  iddiasını ön plâna çıkarmıştır.

Frenk Mukallitliği ve İslam

Tanıtımını yapacağımız kitabın yazarı İskilipli şehid Mehmed Atıf Hocaefendi (rh.a)’dir. Bu eserini, 1925’te yürürlüğe giren Şapka Kanunu’ndan bir buçuk yıl önce yayımlamıştır. Tabii neşretmeden önce bu kitabını da Maarif vekaletine göndermiş, izin, hatta takdir almıştır. Ama maalesef yine de idam edilmekten kurtulamamıştır. Bu kitap körü körüne Batı taklitçiliğini eleştiren bir eserdir. Mehmed Atıf efendi; bu eserinde; Avrupa’nın ilim ve fennini almanın caiz, hatta lüzumlu olduğunu söylemiş, ama bizde yapılanın ise daha çok şuursuz bir Batı taklitçiliği olduğunu, kılık kıyafette onlara benzemenin aslında ruhtaki bir bozuluşa alamet veya onun bedene aksetmesine sebebiyet vereceğini, "Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır" hadis-i nebevisi ışığında izah etmeye çalışmıştır.

Vahdet Vakfı'nın Dersleri Tamamlandı

Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı’nın hedeflerinden birisi, Peygamberlerin bıraktığı miras hükmünde olan ilmin yayılmasına vesile olmaktır. Kurulduğu tarihten itibaren uygulanan "Eğitim Programı" statik değil, dinamik bir keyfiyete haizdir.