|
ŞUBAT 2010 SAYI 231
|
|
|
|
| KONFERANS Ankara Çalışma Kolu bu ay Hüsnü Aktaş hocamızı ağırlayacak. | | Balyoz Harekatı, Çarşaf ve Sakal Eylem Planı | | Medeniyet Transferi, Herodian Tavır ve Darbe Tartışmaları | | “Devlet Sırrı, Özel Harp Dairesi ve Kozmik Oda” Tartışmaları | | İmam Burubi “Neo-Selefiler, İslâm Düşmanlarının Emellerine Hizmet Ediyorlar” | | Panel: “Gazze İşgali ve Mescidi Aksa’nın Ümmet İçin Önemi” | | Taha Akyol: "İslamî Kesimde Değişim" | | Vahdet Vakfı 22. Hizmet Yılına Girdi | | Tefrika Şeytan’dan Vahdet Rahman’dandır | | İnsanın Duygu ve Niyet Merkezi Olan Gönül Nerededir? | | Gaybi Varlıklardan Olan Cinlerin Mahiyeti | | Bütün İbadetlerin ve Salih Amellerin Bâtınî Şartları | | Tahrif Edilen Kitab-ı Mukaddes’in Tasnifi: ‘Eski Ahid, Yeni Ahid’ | | İslam Âlimlerine Göre Hükümetin Vazifeleri | | İlim, Hikmet, Kültür ve Medeniyet Dergisi: Rıhle | | "Türkiye'nin Siyasi ve İktisadi Manzarası" yeniden hazırlandı! | | VİDEO "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi-İktisadi Manzaraları" Hüsnü AKTAŞ | | VİDEO "Hesap Günü Şuuru ve Fütüvvet Ahlakı" Mustafa ÇELİK | | VİDEO "İslâm'da Aile ve Çocuk Yetiştirme" Halil ATALAY |
|
|
|
| Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından her ay rutin hale getirilen seri konferansın konferansın konuğu Hüsnü Aktaş. Bu vesile ile üç ay sonra hocamız dinleyicileriyle ikinci kez bir araya gelecek.
| | İNSANOĞLUNUN Türkiye’de modernizmin getirdiği kültür değerlerine iman eden ve şahsiyet krizine tutulan bürokratlar; batılı filozofların hurafelerine iman etmekle kalmamış, kendileri gibi düşünmeyen herkesi düşman ilân etmişlerdir. Bu durumun ‘merkez’ ile ‘çevre’ arasındaki mücadelenin sürekli hale gelmesine vesile olduğu malûmdur. | | Cemiyet halinde yaşayan insanların; tesbit ettikleri hedeflerine ulaşmak için, değişik vasıtaları kullandıkları malûmdur. Herhangi bir ülkede, insanlar tarafından benimsenen siyasi, ictimai, ahlaki, hukuki ve ticari kuralların tamamı, o ülkede ortaya çıkan medeniyetin bir unsurudur.
| | 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerde istedikleri neticeyi alamayan zinde güçlerin sözcüleri, akademisyenler ve medya aydınları, önce kasvetli bir “mahalle baskısı’ tartışmasını gündeme getirmişler; sonra, ‘Türkiye Malezya olur mu, olmaz mı?’ suali çerçevesinde farklı demagojilerini ön plana çıkarmışlardır. | | İmam Şemsüddin Burubi, İslam Online haber portalında, hem Suudi-Vahhabi, hem de Cihadi Seleficilik akımının İslami hareketi ve uyanışı baltalamak için, İngiliz istihbaratınca proğramlandığını ve siyaset sahnesine çıkartıldığını ifade etmektedir. | | 17 Ocak Pazar günü Kocatepe Kültür Merkezi’nde organize edilen panelin kısa bir özetini sunuyoruz. | | Hak ile batılı birbirine karıştıran ve şahsi kanaatlerini ‘islâm’ adına pazarlamaya çalışan aydınların; kendilerine peygamber gönderilen kavimlerin zaman içerisinde nasıl değiştiklerini ve yeniden eski cahiliye nizamını benimsediklerini unutmamaları gerekir. | | 21 Ocak 1989 tarihinde kurulan Vahdet Eğitim Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı 22. hizmet yılına Girdi | | Hevasına muhalefet eden ve Allah’a (cc) ihlâsla teslim olan mükellefin ikrarına iman, İslâm ahkamına uygun amellerine ibadet, adalet, güzel ahlak ve salih amel denilir. İslâm dini tefrikayı değil, tevhidi emreder. | | Türkçe’de birden fazla keyfiyeti ifade için kullanılan kelimelerden birisi gönüldür. Gönül, insanın kalbinde yer alan duygu ve niyet merkezidir.Marifet ve irfan hazinesidir. | | Allahû Teâla (cc)’nın yaratmış olduğu gözle görülmeyen bazı varlıklar, insanların daima ilğisini çekmiştir. Başta melekler olmak üzere, şeytanlar ve cinler gibi gaybi varlıklar üzerine yüzlerce eser kaleme alınmıştır. İslâm alimleri gaybi meseleleri, şu iki keyfiyete göre değerlendirmişlerdir. | | İçinde yaşadığımız âlem, imtihan dünyasıdır. Kavmi, rengi ve dili ne olursa olsun bütün insanların, fıtraten birbirlerine eşit olarak yaratıldıkları malûmdur. | | Hz. Musa’ya (as) Tevrat indirilmeden önce, İsrailoğulları arasında yaygın olan ve sistemleşen Kabbala ideolojisi, mukaddes metinlerin tahrifine vesile olmuştur.
| | Cemiyet halinde yaşayan insanların; siyasi, iktisadi, hukuki ve ahlâki hükümlere ihtiyaçları vardır. İmam-ı Şâtıbî; "Dini hükümlerin konulmuş olmasının sebebi, insanların dünya ve âhiret hayatıyla ilgili maslahatlarının teminine vesile olmaktır" diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. | | BU sayımızda sizlere kardeş dergilerden “RIHLE” dergisini tanıtıyoruz. Üç ayda bir yayımlanan Rıhle Dergisi’nin 5. ve 6. sayısı “Dünya ve Ahiret Dengesinde FIKIH VE HAYAT” başlığıyla iki sayı birarada çıkmıştır. | | Hüsnü Aktaş’ın “Türkiye’nin Siyasî ve İktisadî Manzarası” isimli kitabının yeni baskısı yapıldı. Kapsamlı bir dizin eklendi. İçinde bulunduğumuz halin tesbiti için, bu eserin mutlaka okunması gerekir. | | Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından düzenlenen "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi-İktisadi Manzaraları" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansı, Hüsnü Aktaş hocaefendi verdi. | | VahdetVakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından düzenlenen "Hesap Günü Şuuru ve Fütüvvet Ahlakı" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansı, Mustafa Çelik hocaefendi verdi. | | Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından düzenlenen "İslâm'de Aile ve Çocuk Yetiştirme" konulu konferansı, Halil Atalay verdi. |
|
|
|
|
| KONFERANS Ankara Çalışma Kolu bu ay Hüsnü Aktaş hocamızı ağırlayacak. | | KONFERANSLAR Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından her ay rutin hale getirilen konferanslara bir yenisi daha ekleniyor. 14 Mart 2010 Pazar günü akşamı İncirli Yunus Emre Kültür Merkezi Konferans salonunda Hüsnü Aktaş hocamız tarafından hazırlanan konferansın konusu "Adalet ve Zûlmün Keyfiyeti". | | | "Türkiye'nin Siyasi ve İktisadi Manzarası" yeniden hazırlandı! | | "Türkiyenin Siyasi ve İktisadi Manzarası" çıktı!
Siyasi literatürde devlet ile siyasi rejim, birbirinden farklı mahiyetleri ifade eden kavramlardır. Devletin varlık sebebi ve temel hedefi, vatandaşlarının ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve insanlığa hizmet etmektir. Siyasi rejimin konusu; iktidarın teşekkülü, denetlenmesi ve devredilmesi ile sınırlıdır. Herhangi bir devletin vatandaşı; dünya görüşüne uygun değilse, siyasi rejime muhalefet edebilir. Bu keyfiyete haiz olan bir muhalefetin ’devlet düşmanlığı’ olarak nitelendirilmesi doğru değildir. Ancak Türkiye’de devlet ile siyasi rejimi aynileştiren ve egemenlik ihtiraslarını putlaştıran zinde güçler, kendilerinden farklı düşünen herkesi ‘iç düşman’ ilân etme hastalığına tutulmuşlardır. Onlara göre, kendilerine muhalefet eden herkes devlet düşmanıdır. | |
| Balyoz Harekatı, Çarşaf ve Sakal Eylem Planı | | Türkiye’nin zaman zaman içine düştüğü siyasi kaosun sebebi; sivil ve asker bürokratların, her şeyi sadece kendilerinin iyi bildiğini zannetmeleridir. Devlet içinde devlet olan elitlerin; ‘cumhuriyet tehlikede!. laiklik elden gidiyor’ yaygarasını kopardıkları her zaman diliminde, askeri darbe için hazırlandıklarını söylemek mümkündür. | | | Medeniyet Transferi, Herodian Tavır ve Darbe Tartışmaları | | Cemiyet halinde yaşayan insanların; tesbit ettikleri hedeflerine ulaşmak için, değişik vasıtaları kullandıkları malûmdur. Herhangi bir ülkede, insanlar tarafından benimsenen siyasi, ictimai, ahlaki, hukuki ve ticari kuralların tamamı, o ülkede ortaya çıkan medeniyetin bir unsurudur. Tarih boyunca bir değil, birden fazla medeniyet-uygarlık telâkkisi ortaya çıkmıştır. Eski Asur, Yunan, Mısır ve Roma medeniyetleri, putperest zihniyetin mahsulüdür. Batı medeniyeti, kaynağı ve hizmet ettiği temel hedefler açısından, eski Yunan ve Roma medeniyetinin bir devamıdır. Tevhidi esas alan, adaletin mülkün temeli olduğuna inanan ve nizam-ı alem idealine bağlı olan müslümanların ortaya çıkardığı ‘islâm medeniyeti’, kula kulluğu ortadan kaldıran bir medeniyettir.Türkiye’de devleti yöneten sivil ve asker bürokratların; çağdaş uygarlık kavramını, İslâm medeniyetini mahkûm etmek için kullandıkları malûmdur. | | | “Devlet Sırrı, Özel Harp Dairesi ve Kozmik Oda” Tartışmaları | | Türkiye’nin son iki yılda nereden nereye geldiğini kelimelerle ifade etmek kolay değildir. 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerde istedikleri neticeyi alamayan zinde güçlerin sözcüleri, akademisyenler ve medya aydınları, önce kasvetli bir “mahalle baskısı’ tartışmasını gündeme getirmişler; sonra, ‘Türkiye Malezya olur mu, olmaz mı?’ suali çerçevesinde farklı demagojilerini ön plana çıkarmışlardır. Geçtiğimiz ay, bazı medya aydınları ‘sivil vesayet’ kavramını kullanarak yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemişlerdir. Askeri darbeden ümidini kesen Deniz Baykal’ın; bundan 20 yıl önce, Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan Turgut Özal için ‘sivil diktatör’ tabirini kullandığını ve Özal’ın ‘Tek adam olma hevesine kapıldığını’ ileri sürdüğünü hatırlatmakta fayda vardır. | | | İmam Burubi “Neo-Selefiler, İslâm Düşmanlarının Emellerine Hizmet Ediyorlar” | | Hayır Cemiyeti eski Başkanı ve Cezayirli müslümanların yakından tanıdıkları İmam Şemsüddin Burubi, İslam Online haber portalında, hem Suudi-Vahhabi, hem de Cihadi Seleficilik akımının İslami hareketi ve uyanışı baltalamak için, İngiliz istihbaratınca proğramlandığını ve siyaset sahnesine çıkartıldığını ifade etmektedir. Cezayir halkının Fransızlara karşı verdikleri ‘İstiklâl Savaşı’ esnasında ve daha sonra bu akıma teveccüh etmediklerinin altını çizen ve kendilerini Selefi olarak isimlendiren grupların, Selef-i Salihin vasfına haiz olan alimler ile irtibatlarının olmadığını belirtti. İmam Burubi, Selef-i Salihin vasfına haiz olan ûlema ile günümüzdeki Selefiliğin aynı şey olmadığını, gece ile gündüz gibi birbirinden farklı olduklarını ifade etti. | | | Panel: “Gazze İşgali ve Mescidi Aksa’nın Ümmet İçin Önemi” | | Siyonist İsrail Devleti’nin son bir yıl içerisinde; başta Gazze olmak üzere, bütün Filistin topraklarını kan gölüne çevirdiği malûmdur. BM Teşkilatı, İsrail’in ‘Savaş Suçu’ işlediğini bütün dünyaya ilan etmiştir. Hamas’ın askeri kanadı, siyonist İsrail Devleti’nin bütün saldırılarına karşı direnmiş ve asla teslim olmamıştır. Filistin Başbakanı İsmail Haniye, Dışişleri Bakanı Mahmud Zahar ve İçişleri Bakanı Said Siyam’ı hedef alan suikast girişimleri, Hamas’ın silahlı direnişini engelleyememiştir. Geçtiğimiz ay Ankara Filistin Dostları Platformu’nun düzenlediği panele Filistin İslami Direniş Hareketi’nin (HAMAS) Genel ve Dış İlişkiler koordinatörü Talal Salih ile İslami Cihad Hareketi’nin Sendikalar ve Yardım Kuruluşları sorumlusu Mutez Ali el Hatip katılmış ve birer tebliğ sunmuşlardır. 17 Ocak Pazar günü Kocatepe Kültür Merkezi’nde organize edilen panelin kısa bir özetini sunuyoruz. | | | Taha Akyol: "İslamî Kesimde Değişim" | | Hak ile batılı birbirine karıştıran ve şahsi kanaatlerini ‘islâm’ adına pazarlamaya çalışan aydınların; kendilerine peygamber gönderilen kavimlerin zaman içerisinde nasıl değiştiklerini ve yeniden eski cahiliye nizamını benimsediklerini unutmamaları gerekir. Tarih bunun sayısız misalleriyle doludur. Dolayısıyla değişim kavramı; hem iyiliğe-hakka, hem de kütülüğe-batıla doğru savrulmayı ifade için kullanılan nötr bir kavramdır. Duyu organlarının faaliyetlerini ve insanın akıl yürütme fonksiyonunu, ilmin elde edilmesinde vasıta olduğunu kabul eden İslâm alimlerinin, iyiliğe ve hakka doğru değişimi reddetmeleri mümkün müdür? Hakkında nass bulunmayan bütün meselelerde; müslümanların hakkı tesbit ve batılı iptal gayretleri, kıyamete kadar devam edecektir. Yazar Taha Akyol, ‘İslâmî Kesimde Değişim’ başlıklı makalesinde, liberalizmi ve ideolojik demokrasiyi savundukları için tebrik edilen yazarların, bu tesbite katılıp katılmadıklarını bilmiyoruz. | | | Tefrika Şeytan’dan Vahdet Rahman’dandır | | Hevasına muhalefet eden ve Allah’a (cc) ihlâsla teslim olan mükellefin ikrarına iman, İslâm ahkamına uygun amellerine ibadet, adalet, güzel ahlak ve salih amel denilir. İslâm dini tefrikayı değil, tevhidi emreder. Çünkü ilâhi tekliflerin özünde, tevhid inancı vardır. Tevhid, herşeyden önce Allah Teâlâ’yı zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir kabul edip, zatında, sıfatlarında ve fiillerinde O’na bir başkasını denk, emsal ve ortak tutmamak demektir.Gayr-i meşrû ihtilâf ve fuzûli tartışmalar caiz değildir. Zira ayrılığı, dağılmayı, esareti, felâketi ve izmihlale düşmeyi beraberinde getirir. Birlik ve beraberlik, şuurlu müslümanların şiarıdır. Akl-ı selim sahiplerinin takip edecekleri yol budur. Dini, kitabı, kıblesi ve gayesi bir; peygamberi aynı, Allah’ı (cc) bir olan îslâm yolcuları için çekişme, didişme Kur’ân’ın ruhuna aykırıdır. Muhkem nassda “Fırkalara ayrılmayın.” (Âl-i İmran Sûresi/103) emrinin verildiği malûmdur. Azamî müşterekte birleşmeleri mümkün iken, asgarîsinde bile anlaşamayan, şirâzesi dağılmış kitap formaları gibi perişan olan insanlar, ancak düşmanlarının galibiyetine zemin hazırlamış olurlar. | | | İnsanın Duygu ve Niyet Merkezi Olan Gönül Nerededir? | | Türkçe’de birden fazla keyfiyeti ifade için kullanılan kelimelerden birisi gönüldür. Gönül, insanın kalbinde yer alan duygu ve niyet merkezidir.Marifet ve irfan hazinesidir. Muhakkak ki Allah (cc) her şeyden müstağnidir, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Kul, Allah’ın huzuruna tertemiz bir gönülle çıkmalıdır. Bu hakikat, muhkem nassla haber verilmiştir: “O günde ne mal ne evlat fayda vermez. Allah’a temiz bir kalple gelenler o günde (felaha) erer.” (26 Şuara, 88- 89) Bu nassın keyfiyetini dikkate alan şair: “Sanma ey Hâce, kim senden zer u sîm isterler!.. Yevme lâ yenfe’û da kalb-i selim isterler” demiştir. “Hakikat Allah; suretlerinize, mallarınıza bakmaz; sadece gönüllerinize ve amellerinize bakar” hadisinde bildirildiği gibi insandaki gönül, Cenab-ı Hakk’ın değer verdiği manevi bir cevherdir. | | | Gaybi Varlıklardan Olan Cinlerin Mahiyeti | | Allahû Teâla (cc)’nın yaratmış olduğu gözle görülmeyen bazı varlıklar, insanların daima ilğisini çekmiştir. Başta melekler olmak üzere, şeytanlar ve cinler gibi gaybi varlıklar üzerine yüzlerce eser kaleme alınmıştır. İslâm alimleri gaybi meseleleri, şu iki keyfiyete göre değerlendirmişlerdir. Birincisi: Herhangi bir delili veya emaresi bulunmayan gaybi meselelerdir. Bunların mahiyetini Allahû Teâla (cc)’dan başkası bilemez. “Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Kendinden başkası bunları bilmez” (El En’am Sûresi: 59) âyeti, gaybın bu kısmına işaret etmeketedir. Meselâ: Allahû Teâla (cc)’nın ilmi, kıyametin ne zaman kopacağı, levh-û mahfuz’daki kitabın mahiyeti, kaza ve kaderin keyfiyeti gibi. İkincisi: Varlığı muhkem nassla bilinen, fakat keyfiyetleri duyu organları ve akılla idrak edilemeyen gaybi varlıklardır. Melekler, cinler, ahiret, cennet, cehennem bu tür gayba dahildir. | | | Bütün İbadetlerin ve Salih Amellerin Bâtınî Şartları | | İçinde yaşadığımız âlem, imtihan dünyasıdır. Kavmi, rengi ve dili ne olursa olsun bütün insanların, fıtraten birbirlerine eşit olarak yaratıldıkları malûmdur. Her amelini zamanında ve şartlarına uygun olarak edâ eden bir mükellefin, bu halini dikkate alması ve nefsini tezkiye etmesi caiz değildir. Kur’an-ı Kerim’de, Hz.Yusuf’un (as) kıssası beyan edilirken, nefsin tezkiyesiyle ilgili olarak şu itirafı haber verilmiştir: “Ben nefsimi tezkiye etmem. Çünkü Rabbimin muhafaza ettiği, acıyıp koruduğu müstesna, nefis kötülüğü emredicidir.”(Yusuf Sûresi: 53.) Muteber hadis mecmualarında Rasûl-i Ekrem’in (sav) her fırsatta yaptığı bir duaya yer verilmiştir. Bu dua meâlen şöyledir: “Allah’ım! Rahmetini umuyorum. Gözümü açıp-kapayıncaya kadar bile olsa, beni nefsimin hevâsıyla başbaşa bırakma. Her halimi ıslâh eyle. Senden başka ilâh yoktur.” | | | Tahrif Edilen Kitab-ı Mukaddes’in Tasnifi: ‘Eski Ahid, Yeni Ahid’ | | Hz. Musa’ya (as) Tevrat indirilmeden önce, İsrailoğulları arasında yaygın olan ve sistemleşen Kabbala ideolojisi, mukaddes metinlerin tahrifine vesile olmuştur. Hz. Musa’nın (as) vefatından sonra, ‘Kabbala hareketi’ Yahudiler arasında yayılmış ve bu hareketin önderleri Tevrat’ı tahrif etmişlerdir. Haham Nasi Yuda’nın ‘Talmud’u kaleme almasından sonra, ‘Yahudi’ tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Kanun anlamına gelen Talmud, iki kısımdan oluşur. Asıl kısmı oluşturan ‘Mişna’ ile yorum şeklinde olan ‘Gamera’ tıpkı mukaddes metinler gibi muamele görmüşlerdir. Bazı uzmanların ‘Kabbala’ hareketini büyü, sihir ve şeytani güçlerle temas kurma sanatı olarak tarif ettikleri malûmdur. Hz. Süleyman (as) zamanında ‘ağızdan kulağa’ anlamında kullanılan Kabbala terimi, tamamen ‘sır’ esasını ifade eden bir terimdir. Bu sırların ”Jerusalem Lodge”nin sahibi kabul edilen üç haham tarafından ezbere bilinen (yazılı olmayan) sırlardır. Bu üç hahamdan biri öldüğünde ‘Sanhedrin’ (70’ler meclisi) içinden şeçilen bir aday aynı sırları devralır. | | | İslam Âlimlerine Göre Hükümetin Vazifeleri | | Cemiyet halinde yaşayan insanların; siyasi, iktisadi, hukuki ve ahlâki hükümlere ihtiyaçları vardır. İmam-ı Şâtıbî; "Dini hükümlerin konulmuş olmasının sebebi, insanların dünya ve âhiret hayatıyla ilgili maslahatlarının teminine vesile olmaktır" diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. Bütün siyasi ve sosyal teşkilatlar (devlet, Hükümet vs) insanoğlunun ihtiyaçları sebebiyle ortaya çıkmıştır. İslâm Fıkhını uygulayan hükümet, insanların yeryüzündeki hilâfet vazifelerini yerine getirebilmeleri için bir vasıtadan ibarettir. Dolayısıyla devlet, mukaddes bir kurum veya dokunulmazlığı olan bir tüzel kişilik değildir. Hükümet için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Başta İmam-ı Maverdi (rh.a) olmak üzere birçok âlim, devlet-insan münasebetini tahlil ederken, devlet adamlarının şu altı unsuru dikkate almalarının zaruri olduğunu ifade etmişlerdir. | | | İlim, Hikmet, Kültür ve Medeniyet Dergisi: Rıhle | | Müslümanların temel vasıflarından birisi, iyilik ve takva hususunda birbirleriyle yardımlaşmalarıdır. Üç ayda bir yayınlanan Rıhle dergisi, kelimenin tam anlamıyla bir ilim, kültür ve medeniyet dergisidir. Kendilerini ilim ve edep mirasının sadık birer talebesi olarak gören “Rıhle” kadrosunu, bu mübarek yolculuğunda yalnız bırakmamak hepimizin vazifesidir. | | | VİDEO "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi-İktisadi Manzaraları" Hüsnü AKTAŞ | | VİDEO KONFERANSLAR Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından bu ay üçüncüsü düzenlenen konferansı Hüsnü Aktaş hocaefendi sundu. "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi-İktisadi Manzaraları" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansa hanım kardeşlerimiz için de yer ayrılmış olması ilgiyi artırdı. | | | VİDEO "Hesap Günü Şuuru ve Fütüvvet Ahlakı" Mustafa ÇELİK | | VİDEO KONFERANSLAR Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından düzenlenen "Hesap Günü Şuuru ve Fütüvvet Ahlakı" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansı, Mustafa Çelik hocaefendi verdi. Konferansı Özcan Öztürk sunarken, Yakup Çalık, Muhittin Özdemir, Hüsnü Aktaş ve M. Emin Bostancıoğlu katkıda bulunarak gönüllerde derin izler bırakan gecenin bir kısmını yayınlıyoruz. | | | VİDEO "İslâm'da Aile ve Çocuk Yetiştirme" Halil ATALAY | | VİDEO KONFERANSLAR Vahdet Vakfı'nın Ankara Çalışma Kolu tarafından düzenlenen "İslâm'da Aile ve Çocuk Yetiştirme" konularıyla iki kısımdan oluşan konferansı, Halil Atalay hocamız verdi. Hocamızın yoğun enerjisine kardeşlerimiz büyük ilgi gösterdi. Geceyi Özcan Öztürk sunarken, H. Mehmet İmamoğlu, M. Ali Köksal, Yunus Kaynarcı ve Muhittin Özdemir katkıda bulundu. | |
|
| HAVA DURUMU |
|
| DÖVİZ |
| SERBEST PİYASA | | | ALIŞ | SATIŞ | | USD | 1.5300 | 1.5400 | | EUR | 2.0800 | 2.0950 |
|
| ZİYARETÇİ SAYISI |
|
Online : |
3
|
|
Bugün : |
18
|
| Bu Ay : |
1.305
|
| Toplam : |
53.533
|
|
|
|